24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİ

24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİ VE MİLLETİN (MİLLİ İRADESİNİN) DEMOKRASİ ERDEMİ İLE İMTİHANI.

Evet.
Demokrasi,ancak-Millet’e ait-özgün ve örgün/Milli iradesinin özgürce belirleyip ikame ve idame ettirdiği erdemli bir sevk ve idare(Yönetim-organizasyon) biçimidir..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, (1920’den beri/tam 98 yıldır ki, insan ve ihsan eksenli bir demokrasi düzenini)adil, evrensel/sosyal/hukuksal norm ve nosyonuyla beraber hedefleyen; Bağımsız ve uygar bir dünya devletidir.
Bu manada..
Devlet,Milletin/Milli irade beyanıdır ki,bu irade;Devlet sisteminin idare biçimini de ve onu organizasyon ve yürütme modelini de-seçimlere/doğrudan katılarak-belirleyen ve vekaleten– temsilcileri tarafından-kullanılması-hariç,asla vazgeçilip başkasına devredilmez müessir bir iradedir..
O halde..
“24 Haziran 2018 Seçim sonuçlarını ve seçimle devletin sistem ve yönetiminin sevk ve yürütme biçimini de bizzat bu irade belirleyecektir ki;Bu aynı zamanda devletin bekasını/müstakbel geleceğini de şekillendirmek demektir..”

Zaten 2018 seçimlerini çok önemli ve milletimiz için adeta bir yol ayrımı saymanın da nedeni,onun-şimdiden-24 Haziran 2018’den itibaren;Devletin müstakbel sistem ve yönetim tarzını belirleyecek olmasıdır.. 
Yani..
Söz, Haziran/24 tarihinde sadece millet’te olacak ve fakat o tarihten sonra da artık milletin milli iradesiyle seçerek-iradesini geçici olarak-devredeceği-Kendi Vekalet’i temsilcilerinde, yani;Devlet Başkanı ile TBMM için seçtiği Milletvekillerinde-olacaktır.

Bunun da anlamı;Seçmenin,24 Haziran seçimlerinden sonra-Bir sonraki genel seçimlere kadar-artık bir rol ve misyonunun kalmayacak olmasıdır.

O zaman da milletin, iradesinin arz ve talebini seçimlerden önce ortaya koymak adına;İlgililerle kamuoyuna duyuracak şeklinde deklare etmesi ve varsa-Onları yanlış ve hatalı söz,yapı ve eylemler döndürmesi gerekmez mi?

Hani, bizim toplumda da sıklıkla kullanılan-çok yavan ve absürt-yerleşik bir söz vardır; Bana değmeyen yılan bin yaşasın! Diye..

Ne yazık ki,Çoğu insan-Yılanın bir gün kendisine değeceğinin farkında olarak-bu sözü;Büyük bir gaflet ve pervasızlıkla söyler ve söylüyor da..

Şüphesiz ki,sonradan da kendisinden bile nedamet duyarak;Ah vahlar içinde ve gafletini de bizzat itiraf ederek söyler..

Lakin,dilden dökülen söz bir daha dile dönmüyor,yapılan yanlış ve hatalı iş ve eylemler kırılan/dökülen değeri geri döndürmüyor,çünkü;Sarf edilen Emek Ve katma değerler heba edilmiştir artık-asla geriye dönmemek üzere..

Öyleyse ne yapmalı?

Önümüzde yapılacak bir seçim var;Millet’te de ona yansıtılarak-belirleyici olacak bir irade..

Şunu soralım;

-Yapılacak seçim neyin,kimin seçimi;Hangi sonuç neye ve kime yarar ve seçim Millet Ve Ülkeye ne getirir ya da ondan neyi alıp götürebilir?

-Biz millet olarak,ülkemizle dünyada olup/bitenin farkında mıyız,eğer gerçekten farkındaysak, onun nelere gebe olduğunu ve onunla nasıl ve hangi yönetim ve yöntem tarzımızla baş edebiliriz ve bunun için de;Nasıl ve hangi rol ve misyon yüklü bir devletin kurumsal kimliğine ihtiyacımız var ve onu nasıl bir sistem ve yönetim tarzını oluşturmak üzere, özgün ve özgür-Milli/irademizi de yansıtarak nasıl geçirebiliriz-diye,seçimin üstünde derin/derin düşünmemiz gerekmez mi?

Sanıyorum ki!

Bu iki temel/Hayati sorunun-Vicdani cevabını bulup,önce kendimize ve sonra da muhatap/Siyasetçilerimize verebilirsek-Onunla;Başımızdaki ulusal ve uluslar arası çözümsüz  zannettiğimiz sanal-Sorunları anlamış ve kesin çözmüş olarak cevabını vermiş olur,hem de ülkemizin müstakbel/Beka sorunun önündeki şekli ve gereksiz korku duvarlarını da yıkmış olarak- imar,inşa ve ihyasına büyük bir kapı aralamış oluruz..

Aslında bu seçimlerde-Millet olarak yapacağımız davranış çok da zor ve içinden çıkılmaz bir şey de değildir;Yeter ki,halen ülkemizle dünyada olan/bitenle,iradi oyumuzun-sandığa yansımasıyla şekillenecek olan-Yeni sistemin müstakbelde  yapabileceği ya da muhatap olabileceği-Olacak/biteceğe karşı-akli öngörümüzü şimdiden doğru okuyarak-Seçimlerde de doğru ve yerinde kullanmasını bilelim.

Çünkü,bu seçimlerde-Milletin iradesine sunulup/Oylanacak iki sistem var,o da; 1)Ak parti ile MHP’nin istediği/desteklediği-Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ki;Cumhurbaşkanı hem devleti temsil edecek,hem de(Tek başına Ve sorumsuz olarak;Bakanlarla Yüksek düzeydeki Bürokratları atayarak,istediğinde TBMM’yi de fesh edebilecek bir iradeyle Ve Erk’ler/Yasama+Yargı+Yürütme/birliğini esas almak üzere) yürütmeyi/Hükümeti sevk ve idare edecektir..

2)Muhalefet partileri(CHP,İYİ P.Saadet P.HDP Ve diğer partilerinin)istedikleri eski Parlamenter/Başbakanlık Sistemi ki,bu sistemde;Cumhurbaşkanı sadece devleti temsil ederken,Başbakan da(Bakanlar Kurulu Listesini hazırlayıp Cumhurbaşkanına onamak ileTBMM’ye karşı sorumlu olarak-Güven oyu almak üzere Ve Erk’ler/Yasama-Yargı-Yürütme/Ayrılık ve bağımsızlığını ile birbirlerini denetlemeyi esas alarak)Yürütmeyi/Hükümeti sevk ve idare eder..

Hepsi bu kadar..

-Ya 1.Sisteme oy vererek;Ülkeyi tek/bir iradeye teslim ederek,rol ve misyonları çok farklı olan(Anayasal)Erkleri de birleştirip/birbirinin emrine amade ettirerek ve işlevsizleştirmek üzere Ve Milli İradenin tecelli ve tezahürgahı olan-TBMM’yi de işsiz/işlevsiz sayın 600/Milletvekiline de, sıkıntıdan çatlayacakları özel birer Ofisleri haline döndüreceğiz,

Ya da 2.Sisteme oy vererek;Yeniden(Seçim turlarıyla itişip/kakışmaların hüküm sürdüğü,Hükümet/Koalisyon pazarlıklarının yapıldığı, Hükümetlerin düşürülüp indirildiği,Milletvekili iradesinin de Parti Liderlerine emanet edildiği)eski sisteme döneceğiz..

Evet..

Her iki sistemin de eksiği/gediği var;Bunlar giderilmedikten sonra,ne fark eder ki-Sandıktan hangi sisteme onay verilirse verilsin-Memleketimde asla müsbet değişen bir şey olmayacaktır..

O halde..

Hem Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini isteyen İktidar Ve MHP ittifakının, hem de eski/Parlamenter Hükümet sisteminde ısrar eden CHP,İYİP,SP Ve HDP ihtilafının;Millete/Yeni şeyler söylemesi gerekiyor..

Çünkü..

İçinde, demokrasi erdemiyle yoğunlaşıp-evrensel hukuk normundan beslenen bir hak ve adalet düzenini de esas almak üzere-insan hak ve özgürlüklerini-de barındıracak şekilde-teminat altına alarak-dizayn etmeyen hiçbir sistem;Uygar Ve insani değildir..

Bunu sistemlere dahil etmek zor değil aslında;

-İktidarın/Ak parti+MHP ittifakı; Kendilerini,Demokrasi Ve insan hak Ve özgürlüklerinin teminatı olduğunu,Erk’ler ayrılığını/Yasal düzenleme gereği Yeni sisteme dahil edeceklerini Ve aynı zamanda Yürütmenin de başı olan Cumhurbaşkanının TBMM’ye karşı sorumlu olduğunu Ve icraatından-Hesap verir bir denetime de açık olduğunu-yasal düzenlemesiyle beraber-Millete ilan ve samimiyetle ifşa ettiğinde,

-Muhalefetin/CHP+İYİ P+SP+HDP/ihtilafı,eğer yeni sistemi istiyorsa yukarıda dediğimiz düzenlemeyi,yok eğer eski sistemi istiyorsa da;Güçlü bir TBMM için,bundan böyle-Liderler Sultasına son verilerek-Milletvekillerinin kendi bölge partili seçmeni(Partilerine kayıtlı her seçmenin oyuyla) tarafından ön seçimle belirlenerek-sıralanarak-seçimlere katılacak şekilde düzenleme yapacaklarını millete açıklamalıdır ki;Zaten demokrasi,evrensel hukuk normları,adalet ve insan hakları,Erkler ayrılığına dayalı uygar bir demokratik sistem muhalefetin gündemini her zaman meşgul ettiğinden-sadece anımsatmakla yetiniyoruz..

Bizden söylemesi;Gereğini-Onlar yapar ya da yapmazlar;Tedbir ve tevsik onlarda,takdir ve tebrik de millet’tedir..

SON/SÖZ;

Bu konuda sadece paylaştığımız şu özlü sözümüzü anımsatacağım..

Başkanlık ya da Parlamenter sistem fark etmez, önemli olan iki sistemin de Erkler ayrılığına-uygun;Denetlenebilir, Şeffaf Ve Hesap verir olmasıdır.

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

SAPMAK,SAPIK VE SAPIKLIK..

YAZ! “Önce akdut,karadut-Urmud’uyla gelir yaz; Sonra sarar bir umut;Çıkar karpuzla kiraz, Başaklar sarardıkça,ūzūmū sarar bir …