Adıyaman’da Kadın Cinayetleri Protesto Edildi  

 

Adıyaman’da Kadın Platformu Üyeleri kadın cinayetlerini protesto edildi. Adıyaman’da, Kadın Platformu üyeleri yaşanan kadın cinayetlerini protesto etti.

Ulucami Mahallesi Gölbaşı Caddesi üzerinde bulunan Adıyaman İl Kadın platformu binası önünde toplanan kadınlar, kadın cinayetlerini protesto etti.

Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı protestoda toplanan kadınlar, ellerinde pankartlar ve dövizlerle buradan Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Demokrasi Parkı’na yürümek istedi. Yürümek isteyen gruba polis izin vermemesi üzerine bir süre emniyet yetkileri ile konuşan Kadın Platformu Başkanı Suna Ateş’in ikna edememesinin ardından grup bina önünde basın açıklaması yaptı.

Ateş, yaptığı açıklamada, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nün simgesi Mirabel kız kardeşlerin Dominik Cumhuriyetinde diktatörlüğe karşı yürüttükleri özgürlük mücadelesi nedeniyle katledilmesinin üzerinden yarım yüz yılı aşkın zaman geçtiğini hatırlattı.

Dünyanın her yerinde kadınların hala sömürüldüğünü ileri süren Ateş, “Baskı ve şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, katlediliyorlar. Kadınların rengi, dili, yaşadıkları coğrafya değişiyor ama uğradıkları şiddetin kaynağı değişmiyor. Kadınlara yönelik her türlü şiddet, tek tek bireylerin kendi çıkmazlarından, geriliklerinden kaynaklanmıyor. Bilakis, erkek egemen sistemin kendisi bu şiddeti bin yıllardır yeniden üretiyor” dedi.

– Erkek-Devlet şiddetiyle katlediliyoruz

Her gün yaklaşık 5 kadının katledildiğini ifade eden Ateş, “Her yıl yüzlerce kadın babaları, kocaları, sevgilileri, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Yüzlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze ve cinsel istismara maruz kalıyor.  Evimizde, kapımızın önünde, işyerimizde, sokakta, mecliste,  kısacası yaşamın her alanında erkek-devlet şiddetiyle yüz yüze kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

. Erkek yargı sistemi kendilerini korumak için meşru müdafaa haklarını kullanan kadınlara verilen cezaların az bulunduğunu dile getiren Ateş, şunları kaydetti:

“Nefret suçu işleyenleri ve kadın katillerini  ”haksız tahrik, iyi hal, aşırı sevgi ve saygın tutum” gibi akla ziyan indirimlerle ödüllendirmektedir. Ne acıdır ki bu şiddeti uygulayan faillerin yaptıkları yanlarına kar kalmakta, yaşama hakkı ellerinden alınan kadınlar tekrar tekrar öldürülmektedir. Haksız tahrik indirimleriyle sonuçlanan davalar göstermiştir ki; devlet, kadını toplumsal hayat içinde bir birey, bir yurttaş olarak görmemekte, kadınlara uygulanan her türlü baskı, tecavüz, taciz ve şiddet normal ve doğal bulunmaktadır. 13 yıllık cinsiyetçi pratiğiyle, kadınları sosyal, siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamdan koparmaya çalışan AKP iktidarı, kadın düşmanı politikalarına hız kesmeden devam ediyor.

Savaşa karşı barışı ve yaşamı savunmaya devam edeceğiz. AKP hükümetinin 7 Haziran seçimleri öncesi başlattığı yeni savaş konsepti kadınların ve bir arada yaşayan halkaların üzerine karabasan gibi çökmüştür. Kürt sorununun çözümünde yeniden çatışma ve şiddetin dayatıldığı haziran ayından bu yana yüzlerce insan hayatını kaybetmiş, binlerce kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Kürt illerinde yeniden devreye konulan OHAL uygulamaları ile yaşam alanları abluka altına alınarak, eğitim, sağlık, beslenme ve barınma hakkı gibi temel ihtiyaçların karşılanması bizzat devlet tarafından engellenmektedir. Annesinin, cansız bedenini buzlarla kucağında sakladığı Cemile, Sur’da keskin nişancıların başından vurarak katlettiği 12 yaşındaki Helin, “galoş giyin” dediği için polislerce katledilen Dilek, Nusaybin’de kapısının önünde vurulan Selamet, ölü bedenleri kokmasın diye buzdolabında saklanan 35 günlük bebekler savaşın en acımasız yüzünü bir kez daha ortaya çıkarmıştır”

Savaşın kadına yönelik en pervasız şiddet olduğunu aktaran Ateş, şöyle dedi:

“Bu ortamlarda kadınlar ve çocuklar şiddetin en kabasına ve vahşisine maruz kalıyorlar. En temel insan hakları hiçe sayılarak insanlık dışı tüm uygulamalar meşruluk kazanıyor. Ölümün, işkencenin, baskının çirkin yüzü hiç çekinmeksizin insanların yaşamı üzerinde resmediliyor. Günlük hayatta her türlü eşitsizliğe, ayrımcılığa, baskıya ve şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar, çatışmalı ortamlarda ise en çok canı yananlar oluyorlar. Savaştan dolayı toprağından koparılarak göç etmeye zorlanan kadınlar ve çocuklar gittikleri yerlerde yoksulluğa, ayrımcılığa, eşitsizliğe ve ölümlere varan sonuçlara mahkum ediliyorlar. Savaş ve baskıya karşı direnen, barış için mücadele eden kadınlara karşı en acımasız şiddet biçimleri devreye sokuluyor. Gözaltında cinsel işkenceler yapılarak, ölü ve çıplak bedenleri teşhir edilerek kadınlar üzerinde korku hegemonyası oluşturmak isteyenlere cevabımız şudur: inadına barış, inadına eşitlik, inadına direniş”

Hükümeti eleştiren Ateş, şöyle devam etti:

“Saray ve AKP tarafından desteklendiği ayan beyan ortaya çıkan IŞİD vahşetinin boyutları günden güne büyüyerek derinleşmektedir. Diyarbakır, Suruç ve Ankara da yüzü aşkın canımıza kıyanların ve barışı katledenlerin yürüttüğü savaş politikaları yaşadığımız coğrafyanın ötesine, tüm dünyaya yayılan bir şiddet sarmalına dönüşmüştür. Beyrut ve Paris’te yüzlerce insanın katledilmesi, Sincar’da ortaya çıkan Ezidi kadınlara ait toplu mezar, kirli savaş politikalarının yarattığı vahşetin nasıl korkunç boyutlara ulaştığını bir kez daha göstermiştir. Biz kadınlar Ortadoğu’da kendi emelleri ve hesapları uğruna halkları birbirine kırdıran, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere insanlığı kıyımdan geçirenlerin oyununu bozmak için evrensel bir kadın dayanışmasının gerekli olduğunu biliyoruz. Diktatörlüğe, tekçiliğe, gericiliğe ve militarizme karşı özgürlükleri, barışı ve bir arada yaşamı savunduk, savunmaya devam edeceğiz”

Ateş, “Zaten alabildiğine sınırlanmış olan iş güvencemizin, 1 Kasım seçimlerinin hemen akabinde 657 sayılı yasada değişiklik yapılarak tamamen ortadan kaldırılmasının gündeme getirilmesi tesadüf değildir. Savaş bütçesi hazırlığında olan AKP hükümeti kamu personel rejiminin son halkası olarak iş güvencemizi ortadan kaldırarak, güvencesiz, sendikasız, örgütsüz emekçiler yığınında biat kültürünü geliştirmek istiyor.. Ev içi bakım emeği annelik kutsanarak kadının asli işi olarak sunulurken, esnek ve yarı zamanlı çalışma biçimleriyle güvencesizlik kadın emekçilerden başlatılarak temel çalışma biçimine dönüştürülmek isteniyor. Sözüm ona kayıt dışılığı ve işsizliği yok etmek için geliştirilen bu politikaların esas amacı, kayıt dışı olarak sürdürülen çalışma biçimlerini ve sömürüyü yasal hale getirmektedir. En az üç çocuk söylemleriyle desteklenen doğum teşvik paketlerinin asıl hedefi kadınları tekrar eve kapatmak ve sermayeye yeni, ucuz iş gücü üreterek ataerkil kapitalist sistemin yeniden üretimine katkı sağlamaktır.

Biz kadınlar, erkek-devlet-sermaye işbirliğiyle yaşamımızı kuşatma altına alan saldırılara karşı, yaşam alanlarımıza, toprağımıza ve doğaya dönük talana karşı, kentlerimiz üstünde oluşturulan ablukaya karşı, toprağımızdan bizi koparan şiddet, baskı ve zora karşı; emeğimize, bedenimize ve kimliğimize sahip çıkıyoruz” şeklinde konuştu.

Haber: Mustafa POLAT

 

Bu Haberi Gördünmü!

Adıyaman’da Adnan Menderes anıldı 

AK Parti Adıyaman Teşkilatı Adnan Menderes’in idam edilişi ile ilgili basın açıklaması yaptı. AK Parti …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir