ADIYAMAN’I YAŞAMAK..

“Yaşamak hayatı paylaşmaktır! Bu da, bir başına metruk ve sessiz bir köşede inzivaya çekilerek-nefes alıp/vermek-değildir!Ve de şüphesiz ki;Sahip olduğun ruhsal ve bedensel varlığınla uzanıp-hayata sarınmak, onun evrensel/medeni  nimetinin renk/ahenk ve desenlerini alarak-onu yaşadığın çevrenle de sevgi ve  erdemlikle ve hiçbir karşılık beklemeden paylaşmaktır!”

ADIYAMAN’I YAŞOM GÖZLERİM KAPALI

“Adıyaman’ın İl oluşunun 59.ve Adıyaman’da Bugün Gazetesinin 10.yıl dönümü anısına…”

 

Adıyaman’ı seyredom – gözlerim kapalı;

Kalbimde “Orhan VELİ’NİN” gizemli melali,

Ufkumda medeni (BİR İL’İN) tüten hayali!

Boynumda “IRGATLIĞIMIN”  kaskatı vebali;

Ah! Adıyaman’ı yaşom – gözlerim kapalı..

 

Adıyaman’ı seyredom- gözlerim kapalı;

Usul-usul bir yel esor- Pirin/karadağdan,

Bir haber geturor –Nemruttan- o eski çağdan!

Bağom ki bir eser kalmamış o ören bağdan;

Ah! Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı..

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Ta! CENDERE’DE  çınlor –GARİPLİĞİMİN-sesi,

Nazarıma nakşolor-HISN-I MANSUR-kalesi!

Sırtımda dertlerinin ağır/aksak küfesi;

Ah! Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı..

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Sürü yok-Çoban şaşkın, kimse gitmor-Beriye,

Aylak gezen insanı şimdi köle/cariye!

Güç kayıp, işi derdest-başı düşmüş geriye;

Ah! Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı..

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Kalmamış Zanaatı, ne de gavur mahlesi,

Yüzümde esip/duror-Ah! “EGOB’UN” nefesi!

Kulağımda; Ne körük/çekiç, ne Usta sesi;

Ah!Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı!

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Öyle bir an vardır ki-hayali- cihan değer,

Eğer-Şehrini sarıp/imar etmişsen –eğer!

Meğer sonu hüsranmış, bu hayalimin- meğer;

Ah!Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı!

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Ah! Bu metruk şehrimde-hep boşa geçor- zaman

Geç gelor/çabuk bitor-BİLMOM ki kimde derman?”

Ruhumu yakıp/yıkor bu-feveran-ı  iz’an;

Ah!Adıyaman’ı yaşom- gözlerim kapalı..

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Akıp/Gidenler viran/etti- gelenler yemin,

Çıktı beton bloklar,(Gül’e)kalmadı zemin!!

Şimdi gözümde tütor, (ehil) bir “ŞEHR-UL EMİN”;

Ah!Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı..

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Ruhumda deviniyor “KOMAGENE” öyküsü,

Ufkumu perdelemiş o– hasutluk-örtüsü!

Dilime dolanıyor! Bir “IRGATLIK” türküsü;

Ah!Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı!

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Yeraltında derdesttir petrolü ve mermeri,

Durmak zamanı değil; Seferiyim-seferi!

Yoluma taş koysa da-ARLANMAZ– bir serseri;

Ah!Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı!

 

Adıyaman’ı seyredom- gözlerim kapalı;

KADİM ÜÇ MEDENİYETİN BELDESİ ŞİMDİ NERDE..

Bu kadar atıl/akim bırakılır mı-yerde?

Sahibi düşmüş derde- Gözüme çekom perde;

Ah!Adıyaman’ı yaşom- gözlerim kapalı!

 

Adıyaman’ı seyredom-gözlerim kapalı;

Kalbimde hasretimin yarım kalmış-güftesi,

Elimde “Uygarlığın” parlayan (son) bestesi!

Ne hasretim tükenir, ne dilimin gür sesi;

Ah!Adıyaman’ı yaşom-gözlerim kapalı..

(HAZAN/İHB-Şiir Pazarı Şiirleri-29.Kasım.2013/ADIYAMAN)

………………………………………………..

Biliyorum, gına getirdi-Adıyaman ve insanı üstüne-yazıp/çizdiklerim..

Ama-olmayınca olmuyor, hasretim dinmiyor- işte!

Geriye dönüm baktığımızda-şunu görürüz!

Adıyaman elimize, çorak bir mezrada gövermeye mecbur/amade ”bir gül bahçesi gibi” tutuşturulup, saf ve çocuksu yüreğimizde çırpınıp/devinen kıt/kısır imkanlarla-imar ve inşa edilmeye- başlandı..

Biz başlangıçta; sırtımıza yüklenen yükün ağırlığını, görev ve sorumluluğumuzu da pek fark edemeden makam iştiyakının verdiği anlamsız bir refleksle belki fazla önemsemedik, lakin-zaman geçtikçe oluşan çözümsüz problemlerle karşılaştıkça, nasıl ağır ve acil çözüm bekleyen kısır döngülerle de karşı karşıya olduğumuzu  da acı bir şekilde kavrayıp- yola koyulduk..

Hani derler ya! Çeken bilir; biz de yaşadık, çektik ve derdini bildik-yaşayıp/hizmet verdiğimiz-garip ve sahipsiz-Beldemiz- Adıyaman’ın..

Evet..

Biz de yaşadık, çektik ve bildik ki; yıllardır kendimize dert etmişiz derdini ve çözümünün peşinden, hiç engel falan tanımadan/takmadan ha bire koşturup/duruyoruz..

Evet, işte “Adıyaman ve İnsanının içinde yaşamakta olduğu ve daha ne kadar da yaşayacağı meçhul o kısır döngüsünü tersine çevirmek adına” yıllar önce(1972 yılında) başlanan kadim yolculuğumuz bugüne kadar kesintisiz devam ediyor ve talihi dönene kadar da berdevam olacaktır-bu yolculuk!

Evet, geçmişte(1972 yılı Ağustos ayı başında) Adıyaman Belediyesi/Fen ve İmar İşlerindeki-görevime daha henüz çocuk denebilecek(19-20’lı)yaşlardan itibaren başladığımızda, üstümüze çok ağır /aksak bir toplumsal/sorumluluk yükünün de yüklendiğini –yaşayarak ve çekerek-öğrendik-Biz..

Biz; Adıyaman ve İnsanının da-kalkınmış uygar toplumlar gibi,kabul görmüş  evrensel /medeni norm ve desenlerle buluşup-mutlu ve müreffeh olmasını ve bunu insanca yaşamasını amaç edindik-Bize..

Bu nedenledir ki; resmi görevim bittikten sonra da, Adıyaman ve insanına olan sevgim, ilgim/alakam  bugüne kadar (1972’den-Bu güne) asla kesilmeden devam etmiştir ve yaşadıkça da devam edecektir..

Çünkü, bunca gelişmelere rağmen; Adıyaman ve İnsanının “Kısır Döngüsü” hala berdevamdır; Adıyaman hala “Irgat Bir Kent” olarak-literatüre geçecek bir şekilde anılmakta, ötelenmekte ve bu patentle değerlendirilmektedir..

Bu çok acı ve asla kabul edilemez bir olgu değil midir?

Ben; Adıyaman’ın, bu kötü talihini tersine döndürmek ve insanını evrensel/medeni-çağdaş norm ve desenlerle buluşturarak-mutlu etmeyi-kendime misyon seçtim..

Bazıları bu iş ve eylemlerime bir mana vermeyebilir; bazıları buna çeşitli menfaat ve çıkar kılıflarını takarak nefsani teranelerini de dillendirebilir; bazıları bunu akılsız/ferasetsiz bir idrakin beyhude ve akim kalabilecek çabasının marazi bir yansıması olduğunu da söyleyebilirler-eyvallah!

Ancak..

Hadi, memuriyeti saymayalım, lakin-onu bir ücret karşılığı yaptığımızı varsayalım, ama-Emekli olduktan sonra(1998’den)başlanarak-Bu güne(2017)kadar 19 yıldan beri kimseden hiçbir ücret almadan- beleşine- yazıp/çizmemizi-acaba vicdan ve idraklerinin neresine-koyacaklar??

Demem o ki; Her şey para/pul, kazanmak,makam/mansıp edinmek için değilmiş ki,üşenmeden bunu hala devam ettiriyoruz!

Maddi kazançlar geri de bırakılan/bırakılacak olan şeylerdir; kim kendisiyle beraber götürebildi ki, bu dünyada kazandıklarını-ibretiyle ve eğer ibretten ders alınmış/yerinde kullanılmışsa,verebileceği manevi payeden-gayrı..

Evet, bu dünya sadece bilip/anlamak, ibret almak ve fayda üretmek dünyasıdır; kendisinden bir şeyler alıp/götürmek dünyası değildir..

Ben bunu kavramaya ve gereğini yapmaya çalışıyorum sadece-başka bir şey için değil..

Bu manada!

Eski belediye başkanlarından;

-Şevket GÜRSOY’A da,

-Abdulkadir KIRMIZI’YA da,

–M. Necip BÜYÜKASLAN’A da elimden gelen her türlü insani ve imani desteğimizi (beleşine)Allah rızası ve Adıyaman halkının mutluluğu için verdik..

Şimdi ufukta yeni bir “Yerel Yönetimler Seçimi” var!

Bu seçimde;

-Eski Belediye Başkanlarından Eğitimci Mehmet ERDEM,

-Eski Milletvekillerimizden  Av. F. Hüsrev KUTLU,

-İnşaat Mühendisi Zeynel BAKIR (seçilmek şansı olan)adaylar olarak görünüyor.. Diğer adaylardan birisi sürpriz yaparak-kazanabilir mi-bilinmez? Ama kim kazanırsa kazansın, aynı insani ilgi, alaka ve desteğim devam edecektir.. Tabi ki, başarısız iş ve işlevleri için de  özgün ve sert eleştirilerim de.. Buna tahammül ederler mi-etmezler mi, kendileri bilir, ama-ben buna devam edeceğimi şimdiden söylüyorum..Çünkü!Kısır döngüsü devam ettikçe; Adıyaman ve İnsanı da, onun kısır döngüsünü  öteleyip/yok sayanlar da  gündemimden asla düşmeyecektir..Problemlerini çözmüş bir Adıyaman için-Başarı dileklerimle..

SON/SÖZ;

Sözü olan söylemeli..

Adıyaman ve insanını severek-hizmet edenler dostumdur-baş tacımdır, ancak ona kastedenlere de kastım var ve Onlara her zaman söylenecek bir çift sözüm vardır-elbet..

NOT/1;Biz Bu nostaljik yazımızı,Mart/2014 Yerel Seçimleri öncesinde yazmışız,lakin o günkü-Belediye Başkanlığı-Adaylarının okuduğundan pek emin değilim;Hiç olmazsa-seçimi kazanan Hüsrev KUTLU kardeşim belki okur,ne dediğimizi anlar  da-üstüne düşeni yapar,diye-yeniden yayımlıyorum..

NOT/2;Adıyaman bundan tam 63 yıl önce(1 Aralık 1954’te)İl statüsüne kavuşmuştur ki,Ben buna; Adıyaman’ın-Köylülükten/Kentliliğe Uzanışının Miladı-diyorum…Diyorum da,lakin-O günden bu güne yapılan tüm kentsel ve çevresel değişim/dönüşüm gelişmelerine rağmen-Adıyaman’ın hala bir “Köy/Kent” hinderlandında debelenip/durduğunu ve bir türlü çağdaş/medeni bir kent konumuna getirilemediğini de belirtmeliyim..

Sanıyorum bunun en önemli nedeni de,Kent Yöneticilerinin(ehil Ve emin olmaması,işi bilmemesi, çalışmaması,üretmemesi değil),belki Onların, ülkemizin genel siyaset anlayışına paralel olarak-Adıyaman’da  da;İnsan unsurunu adeta yok sayması,yeterince yararlanmaması,plan ve projelerini asla paylaşmaması ancak buna karşın nerdeyse- Kent’i tek başlarına/bildikleri gibi  sevk ve idare etmeye kalkışmaları ve bunu ısrarla hayata geçirmiş-olmalarıdır..

Yani..

Adıyaman’ın 63 yılda ulaştığı ”KÖY/KENT” modeli, onların-elbirliğiyle oluşturdukları unutulmaz bir çağdaş modeldir ki;Bakanlara,Sadece Onları tanımlayıp/yansıtır..Ne diyelim;63.yılında Adıyaman Ve insanına kutlu olsun..

Sevgilerimle..

 

Bu Haberi Gördünmü!

YENİ SİSTEM’E YENİ ANLAYIŞ VE HEDEFLER GEREKİR..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya..” Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan yeni-KHK’ye göre-Camilerde yardım toplama işine kısıtlama getirildi.. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir