AK PARTİ YEŞİL ELMAYI ARAYAN SİYASAL BİR CEMAATLER KOALİSYONU MU???

(Yeni güne uzanan/Eski bir yazı)

“Bana göre/Ak partisi;Osmanlı’nın kurmak istediği dünya nizamının bir versiyonunu olan/Adil Düzeni-yeniden imar ve inşa etmek üzere(Yeşil Elma/kendine dönmek)refleksinin de kadim rol ve misyonunu yüklenerek kararlılıkla yola çıkan ve bünyesine aldığı cemaatlerle onların (özel/şahsi) menfaatlerden beslenip/oluşan bir koalisyonlar birliğidir..”
Ak parti 13-14 yıllık bir siyasal partidir,ancak; Bu sürenin 13 yılını iktidar gibi zor ve ikbal menfaatlerinin kabarıp tetiklendiği(siyasi güç ve var olmak)arenasında, başlangıçta çok olumsuz şartlar altında geçirmesine ve bir çok derin badireler atlatmasına rağmen Ak partinin,dünden bugüne kadar gelen sürecine baktığımızda, (partiyi kuran yönetim kadroları bağlamında) en az fire vererek,en az üyesini kaybeden bir parti olduğunu söylemek mümkündür..
Acaba bunun sebebi nedir; Ak parti mi çok sağlam ve demokrat bir kurum , ya da onu kuranlar mı çok akıllı,ferasetli,dirayetli ve vefalı/erdemli?
Sebebini bilmek için,Ak Partisinin kuruluş felsefesiyle (Özel)kurumsal kimliğini oluşturan sosyal ve siyasal katmanlarının (sosyal,kültürel ve siyasal)talep ve beklentilerini ile bu yapıya destek veren “yerli ve yabancı” finansal sermaye aktörlerinin partiye yüklemiş olduğu kadim rol ve misyonunu iyi analiz etmek ve anlamak gerekir..
Bunu biraz açalım;
Daha önceleri de bir kaç kez yazdım;Ak partisi,Bünyesine merkez/orta sağın muhafazakar ve milliyetçi partilerinin(ANAP/DP gibi..) kısmen seçmenini de alarak ve değiştirip dönüştürerek başkalaştıran kendine münhasır “Biat kültürlü ve Milli görüş temelli” her kültür ve toplumla da uzlaşmaya açık bir cemaatler birliği ya da koalisyonudur.
O zaman soralım; Bu eski parti mensuplarıyla cemaatler acaba babalarının hatırına ve hayrına mı bu (Ak Parti)koalisyonunda yer aldılar-dersiniz?
Hiç sanmıyorum,çünkü Cemaat demek;Ortak bir fayda ve yarar (MENFAAT) sağlamak amacıyla bir kişinin etrafında toplanarak,onu elde etmek üzere birlikte o hedefe doğru azim ve kararlılıkla yürüyen bir düzen ve disipline sahip insanlar ve menfaat  topluluğu demektir..
Yani, hiç bir cemaat,siyasal bir kişi ya da gruba beyhude yere destek vermez
Eğer öyle olmasaydı;Ne Ak partinin kuruluşunda yer alan Fethullah GÜLEN HOCA Cemaatinin “Paralel” yapısı devlete sızardı, ne onun devlete verdiği zarardan söz edilirdi ve ne de devleti ondan kurtarmak için(gerçi devletin de ondan ne kadar temizlenip kurtulduğu da şüphelidir ya..)devletin yargı ve güvenlik gücü de böyle sanal bir örgütten(Paralel Yapıdan)dolayı da bu kadar güç kaybına uğramazdı..
Bunda,Kim haklı,kim haksız;Yargı karar verecek elbet;Biz burada sadece küçük bir tespit yaptık-not düştük.. Ancak görünen odur ki;Ak parti koalisyonunda yer alıp ta, sonradan ayrılan ya da dışlanan(Cemaatlerin)sonu çok sancılı oluyor ve olacaktır..
Ancak bu her zaman da mümkün ve kolay gerçekleşebilecek bir şey değildir.
Çünkü, Biat kültürünün ağır bastığı bir yapıya girmek çok zor olduğu kadar, sonradan oradan sudan bahanelerle ayrılmak da zor çok ve sancılı olmaktadır, ki bunun da,şimdiye kadar ayrılan bir cemaatle(F. HOCA)beraber,bireysel olarak ayrılan bir kaç kişiyi örnek vermek mümkündür ancak.
Bunlar da; ses getirebilecek istisnai isimler olsalar bile,bir elin sayısı kadardır ve partilerini bırakan/bırakmak zorunda bırakılan eski siyasetçilerden duyduklarımızın aksine bunlar (hiç itiraz etmeden,bir söylem ya da eylemde bulunmadan)sanki hiç borçlularmış gibi ve sanki kendilerini bağlayan,konuşmaktan men eden bir şey varmış gibi sessizce köşelerine çekilip susmayı yeğlemişlerdir nedense ..
Evet..
Bildiğim kadarıyla bu şekilde “Ak Partiden ayrılan” sadece(3 kurucu)isim var;
1-Abdüllatif ŞENER(Ak parti kurucusu/Maliye Bakanı);Biat kültürüne itaat etmediği ve Liderliğe de alternatif olduğu anlaşıldığı için zem edilmiştir,ki,o da kendisine kulağına fısıldanan “Ya sev/kal,ya da terk et!” çağrısına uyarak işaret edilen açık kapısını kapatıp ayrılmıştır Ak Parti’den..
2-Kemal UNAKITAN(Maliye Bakanı;Sanıyorum sağa/sola hesapsız/kitapsız fazla un akıttığı için “Parti’den” koparılmıştır,Bypass olduktan sonra inzivaya çekilmek (Canını kurtarmak kaygısıyla)kendisini kapı dışarı attırmıştır
3-Mir’Mehmet Dengır FIRAT(Genel başkan Yardımcısı);Sanıyorum O da Ak partinin (BİAT Kültürlü)felsefesini kendisine “Liberal/Demokrat addettiği için” pek uygun görmedi,ayak uyduramadı,zaten Partinin Üst yönetimi de Onu kendilerine asla yakın/uygun görmemişlerdi,çünkü;Kıbleleri/dünya görüşleri farklıydı,kapıyı yüzüne kapayarak sessizce uğurladılar..
Bunlardan başka da Ak partiden kopan/koparılan ve koparılırken ses getirebilecek başka hiç bir etkin isme rastlamadım,duymadım,bilmiyorum..
Bu manada..
Eğer (Sayın Abdullah GÜL’Ü/11.Cumhurbaşkanı)soracaksanız-hiç sormayın derim çünkü,Derin/sık ve dalgasız/fırtınasız açık denizlerin sessiz/meçhul Gemisidir O; Ne düşünür,ne konuşur, nereye doğru ve neden yol alır,bilmek asla mümkün değildir..
Öyle de,Bunun sebebi hikmeti ne;Ak partideki bu ketumiyet, bu uysallık ve bu bağlılık ile (LİDERE)kayıtsız/şartsız itaat nedendir acaba?
Bakınız!
Ak parti 14 yıldır iktidardadır ve hala ülkenin en büyük(1.) partisidir..
Bu partide,bildiğim kadarıyla;İl/İlçe başkanları,Belediye Başkanları Milletvekilleri ve Partinin üst düzey yönetimi genellikle tek listeyle ve tek bir irade tarafından seçiliyor,sevk ve idare ediliyor,görevden falan alınıyor,ancak hiç kimsenin bir itirazı falan söz konusu olmuyor..
Peki bu nasıl olur?
Herhalde bu büyük kitleyi Ak partide tutan üstün bir güç ve irade var..
Peki bu irade nedir,kimdedir,tezahür biçimi nasıldır;Demokratik mi,değil mi ?
Ak partinin üstündeki bu üstün güç ve iradenin,(Ak partinin kuruluş felsefesine de şekil veren doğal lideri)Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip ERDOĞAN olduğu aşikar olduğu ve bunun(Ak Parti Genel Başkanı/Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU ya rağmen)devam ettirildiği ve zaten Sayın DAVUTOĞLU’NUN da bu durumu hiç itiraz etmeden içine sindirerek kabul ettiğini de, geçenlerde yapılan(Ak partinin 5.Olağan Genel kongresinde) bir kez daha anlamış olduk..
Ve gördük ki,her şeye rağmen(Parti iç/ DEMOKRASİ-varmış/yokmuş gibi) söz ve eylemlere hiç kafa yormadan,takılmadan ve hiç fire vermeden;Ak parti hala dimdik ayaktadır..
O zaman şunu da sormak gerekmez mi?
Yani,Ak Partisi;
-Demokrasiye inanmış ve bunun evrensel norm ve değerlerini de kurumsal yapısına alarak özümsemiş,onu evrensel hukuk sisteminin süzgecinden geçirerek buna uygun siyasal kimliğini oluşturmuş siyasal bir yapı mıdır,ki?
-Üyelerinin kendilerini özgürce ifade ettiği;Medeni ve çağdaş bir siyasal parti midir,
-Batı ile doğu medeniyeti harmanlayarak kendi kurumsal/siyasal kimliğine ile toplumsal hizmet eylemine payanda yapmış ve bunu hayata geçirerek nimetini de halkıyla paylaşarak,onu muasır medeniyetler seviyesine taşımaya ahdetmiş ideal bir siyasal/sosyal yapı mıdır,ki?
-Özgün iş ve işlevleriyle Siyasal ve Sosyal katmanlarla medeni aleme ümit veren yeni bir siyasal hareket midir,ki?
Ya da;Sadece “Orta direğe” iane ve iaşe dağıtan(Vefalı) bir hayır kurumu mudur ki; Üyelerini,taraftarlarını,gönül verenlerini bu kadar sağlam, ayrılmaz sıkı bağlarla kendine bağlayabilmiştir?
Evet..
Bence de bunlar söylem de var,kısmen eylemde de var,lakin;Bireysel/toplumsal Temel hak ve özgürlüklerden azade,açık/şeffaf bir(BİREYSEL VE KURUMSAL) kontrol ve denetime de bigane ve kapalı olarak vardır..

Evet,Ak partisi üyelerine,taraftarına ve gönül verenine karşı(VEFALI)bir partidir, çünkü;Yapamayacağını asla söylemeyen,yapacağını da er ya da geç yaparak ve hizmete sunarak,sözünde durarak-beklentileri-boşa çıkarmayan bir partidir..
Ve Bana göre bu yönüyle de;
Ak partisi,Osmanlının da öngördüğü adil/paylaşımcı dünya nizamını kurmak üzere yola çıkan,”ki ben buna -YEŞİL ELMAYI ARAMAK/kendine,halkına ve hakkına dönüp-yönelmek-diyorum” ideal bir cemaatler ve menfaatlerin buluşup halleştiği bir koalisyonlar birliğidir,14 yıllık iktidarı döneminde bunun “İnsan eksenli” çok güzel ve anlamlı yapısal norm ve desenlerini hayata geçirerek(Türkiye Toplumuna sunarak) verdi de,ancak;Uzayın/Bilinmez gizemli dünyasını merak edip,esrarını çözmek üzere uzanan 21.asır dünyasında “DEMOKRASİ Ve İNSAN HAKLARINDAN” yoksun bir anlayışla “YEŞİL ELMAYI BULMAK VE NİMETİNİ DÜNYA İNSANINA SUNMAK” mümkün mü acaba,diye de düşünüyorum?

SON/SÖZ;”Söz gümüşse sükut altındır!” diye bir deyim var;Lakin doğru mu bu, diye de düşünmek gerekmez mi? Çünkü, ”Demokrasilerde; Söz her zaman gümüş değil ve sükut de her zaman altın falan değildir ve çünkü bazı değerler de konuşmak ve tartışmak ateşinden geçerek ve pişip olgunlaşarak ancak değer kazanır!”

Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki,Ülkenin Ak parti gibi(hayal üstü projeleri olan) özgün ve örgün partilere çok ihtiyacı vardır;Bunu fark etmek de her kesten ve her şeyden önce Ak partinin(ufku açık) kadrolarına düşer. Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

YEŞİL ELMAYI ARAMAK?

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya  (Yeni güne uzanan/Eski bir yazı  “Bana göre/Ak partisi;Osmanlı’nın kurmak istediği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir