Allah’a  ve Resulüne İtaat (1)

Sözlükte; baş eğmek, emredileni yerine getirmek ve söz dinlemek anlamlarına gelen itaat kelimesi, dini bir terim olarak; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak demektir.

Allah’ın tekvini iradesinin tabii bir sonucu olarak, bütün varlıklar yaratılış itibarıyla Allah’a itaat ederler.

“Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de ‘İsteyerek geldik’ dediler.”[1]

Allah tarafından irade edilen bir şeyin olmaması asla düşünülemez. Allah, yerin ve göklerin görülen düzen içinde olmasını emretmiş ve emir yerine gelmiştir.

Allah’ın yaratılış açısından verdiği bütün emirler yerine gelir. Yukarıdaki ayette “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” denmesi, verilen emrin yerine getirilmesindeki mecburiyeti ifade eder. Evrenin işleyişi, tabiat olaylarının düzenli olarak meydana gelmesi, hayvanlara ve insanlara ait organların çalışması bu çerçevededir.

Allah, teşrii iradesi ile insanlara yerine getirmeleri için ibadet nevinden bir takım emirler vermiştir. Ancak bu emirler tekvini iradeye bağlı olarak verilen emirler gibi zorunlu olarak yerine gelmez. Bu emirlerin yerine gelmesi için, insanın cüzi iradesini bu yönde kullanması gerekir. Çünkü Allah, mesela namaz emrini verirken, “İsteyerek veya istemeyerek namaz kılın” dememiştir; namaz kılmamızı emretmiş, ancak bu emrin yerine getirilip getirilmemesini irademize bırakmıştır. Mükellefiyet kabilinden olan diğer emirler de böyledir. İster itaat eder, salih bir kul oluruz, ister karşı çıkar asi olmayı tercih ederiz. İtaat  edersek cenneti, isyan edersek cehennemi hak etmiş oluruz.

“De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah’tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma! (denildi). De ki: Ben, Rabbim’e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kıyametin) azabından korkarım. O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.”[2]

Bu ayetlerden şunları anlıyoruz:

1-Niçin Allah’tan başkası dost edinilmemelidir? Çünkü gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tır. Yedirdiği halde yedirilmeyen Allah’tır. Böyle bir Rab bırakılıp başka varlıklar dost edinilebilir mi?

2-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e peygamber olması münasebetiyle ilk Müslüman olması ve asla müşrik olmaması emredilmiştir.

3-Allah, Hz Muhammed (s.a.v.)’e, kıyametin azabından korktuğu için Allah’a isyan etmesinin mümkün olmadığını, diğer insanlara da anlatmasını istemektedir.

4-İşte bizler bunları bilerek, ancak Allah’ı dost edinmeli, gerçek anlamda Allah’a teslim olmalı, asla şirk koşmamalı ve büyük günün azabından korkarak hiçbir hususta Allah’a isyan etmemeliyiz.

Kur’an’da Allah’a ve Resulüne itaat, genellikle birlikte zikredilmektedir. Çünkü bu iki itaat birbirini tamamlar. Allah’a itaat etmeden resulüne itaat etmek veya Resulüne itaat etmeden Allah’a itaat etmek mümkün değildir. Allah’a ve Resulüne itaat, birbirlerinin mütemmimidir.

Allah’a ve Resulüne itaat edilen bir toplumda; genel anlamda anarşi ve kargaşa, özel anlamda ise bencillik ve ahlaksızlık olmaz.

Şimdi Allah’a ve Resulüne itaat etme konusunu ayet-i kerimelerin ışığı altında incelemeye çalışalım.

[1] 41/Fussilet-11

[2] 6/Enam: 14-16

Bu Haberi Gördünmü!

Hicazda Beş Vakit Namazın Sünnetleri

1 HİCAZDA BEŞ VAKİT NAMAZIN SÜNNETLERİ NİÇİN KILINMAZ? Hz. Muhammed (s.a.v.), beş vakit namazın sünnetlerini, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir