ANORGANİK/SERMEST BAHARLAR..

 

BEŞERİYET

Arzum ki beşeriyet, eşit yaşaya fert-fert;

Güneş misali eşit,toprak misali cömert,(Ş.B)

Ve dahi özgür kala, aleme ola kement;

BEDREDDİN misali mert, HALİL  misali hemdert..

(İHB/Şiir Pazar-27.Nisan.2015-Halkalı/İst.)

 

İnsanların insanlık erdemi(doğal/algısal genetiği)bozulunca,doğanın suyu ve havası da, rengi/ahengi de-dolayısıyla “mevsimlerle iklimler” de bozuldu..

Çünkü!

İnsanoğlu;Allahın,yaratılış hikmetiyle beraber kendisine bahşederek-onu “Eşref-i mahlukat” payesine ulaştırmak üzere,Onun kalbine ve idrakine nakşettiği insanlık erdeminin yaşamsal refleksine(Allah’ın emir ve yasaklarına)bigane kalmayı kar sayarak(ikbaline payanda yaptığı)yeni mabutlar(Mevki/Makamlar) edinmeyi ve bunun üstüne kendi sanal ve suni dünyasını imar ve inşa ederek-yaşamayı yeğlemiştir artık..

Mesela-Baksanıza!

Ortadoğuda-Kulağımızın dibinde henüz adı bile konmamış-Emperyalist bir savaş darbesinin yakıcı /tazyik ateşi var;Kapımıza dayandı-dayanacak lakin-Biz milletçe ne getirip/götüreceği meçhul, muğlak ve müphem bir “Evet/Hayır Oyununa” dalmış, kırık bir Tekne misali çırpınıp durmaktayız!”

Gaflet mi denmeli buna,cesaret ve pervasızlık mı-bilemiyorum..Belki de;Değeceğini bile-bile, Bana değmeyen yılan bin yaşasın, sendromunun başka bir izah tarzı..

O halde:

İnsanoğlunun yaratılış manasıyla mizanı bozulunca,doğaldır ki,insanın(imar ve inşa etmekle) görevli ve sorumlu olduğu dünyanın(beşeriyetle tabiatın) da “manası ile maddesinin” mizanı (dengesi ve düzeni)bozulacaktır ki-bozulmuştur..

Bu nedenle de, “Şimdi artık hiçbir şeyin eski tadı kalmadı!” diyoruz;“Ne mevsimlerin,ne resimlerin, ne de isimlerle cisimlerin..

Öyle ya!!

Eskiden, mevsimlerin kendine münhasır ve nazarları bulunduğu kulvarına celbeden ayrı-ayrı renk ve desenleri vardı; “Kış-kışlığını,Yaz-yazlığını bilirdi..”

Ya Şimdi:

Ne Kış(o)eski kıştır, ne yaz(o)eski yazdır,ne güz(o)eski güzdür,ne bahar(o)eski bahardır;Her birisi artık(genleri bozulmuş bir insanlığın karanlık dehlizlerinde)derdest ve her birisi artık    (insanlar tarafından doğasına zerk edilen başkalaşmış sahte genlerin kısır döngüsünde) sermesttir..

Buna rağmen:

Emmim oğlu (Dr. Abuzer DEMİR) geçen yıllarda yazmış olduğu gazete/köşe yazısında, şimdi artık çocuksu hayatımızın puslu kulvarında asude ve sükun bulmuş“nostaljik” bir refleksle; “Bahar geldi, şemkurumu(Tuzak)hazırlayacak ve kırlara gidip “göçmen kuşları” yakalayacak ve yeni baharın tadını çıkaracağım!” demişti..

Demiş, lakin-Sanıyorum, Emmim oğlu da biliyor ki; ”Ne o eski baharlardan, Ne o eski göçmen Kuşlardan,Ne o saf,munis ve afacan çocuklardan,Neonların(Şemkur)yapabilecek maharet ve eylemlerinden, Ne o çocuksu(Kuş Avlama) seremonilerinden,Ne de onları başıboş/kendi haline bırakabilecek ailelerden hiçbir eser kalmamıştır ve bunlar şimdi-kubbede kalan hoş bir sedadır-artık..

Bunun için de diyorum ki;“Yok, Emmi oğlu-yok, Sen-Şemkur kurup-kuş avlayamazsın, onları bulamazsın, çünkü Senin(O)dediğin (kuşlar) artık Adıyaman’a falan pek uğramazlar ve çünkü Adıyaman’da (eskiden, Kuşların cirit atıp ötüştüğü) ne (O eski) bağlardan/bahçelerden, ne evlerden/eyvanlardan,ne de “Şemkur” yapacak/kuracak(O)munis afacan çocuklardan hiçbir ses ve heves kalmadı…

O halde: “Ne’yi,nerde,ne zaman,nasıl/ne’yle ve niçin yakalayacaksın ki ?

Geç,Emmi oğlu-geç; Benimkisi de Sendeki de bir hevesti-geldi/geçti de-vazgeç!!

Çünkü biz; Ne zaman ki- kendimizi ve sahip olduğumuz (İLMİ)değerlerimizi unuttuk, ne zaman ki-yararlı olup/olmadığına ve bize uyup/uymayacağına bakmadan,batıdan gelen her bir şeye balıklama dalıp/idraklerimize sardık,ne zaman ki-onu, bizi geleceğe taşıyacak olan gençlerimize de aşılayarak/genlerini bozduk,işte o zaman;Bizim ve hayatımızın da aşılmaz o kısır döngüsü başladı be Emmi oğlu..

Çünkü biz,(daha henüz kendilerini bile tanıma fırsatını vermeden,saf ve çocuksu yanlarınıanlamadan,istek ve eğilimlerini fark edemeden ve çocukluklarını yaşatamadan..);Bilgi diye “beyinlerine”dünyanın en ağır yükünü yükleyerek,sadece kendi nefsimiz,şanımız/şöhretimiz için Onları; “ding beygiri gibi” ha bire kendi ekseni etrafında döndürüp/durduk ve sonra da dönüp,vay be!Gördünüz mü; “İnsan ve dünya’nın doğası bozuldu!” diyoruz..

Evet..Bozuldu!

Sürekli imar ve inşa ettirilerek “dönüştürülüp/değiştirilerek” geliştirilen medeni dünya’ya; Bunca iş ve imkana -zenginliğe,güç ve kudrete,bilgi ve birikime ve görkemli yaşam biçimine rağmen bozuldu işte..

Çünkü..

Onu (dünyayı)imar ve inşa eden de,sevk ve idare edecek  olan da sadece insandır..

Siz eğer dünya menfaati için insanların doğal/insanlık erdemini(beşeri genlerini)bozarsanız; Onun yaptığı ve yapacağı her iş ve işlevin sonucu da bozuk olacaktır elbet..

Aşağıdaki araştırma örneği de bu dediklerimizi teyit ediyor zaten ..

Uluslar arası/Şeffaflık Derneği’nin araştırmasına göre, Türkiye’de seçmenlerin(%48’i)oy verdiği parti ile ilgili(yolsuzluk)iddialarına rağmen” oy’unu”değiştirmiyor(M.Y.Y/H.G)Sa:27)

Bu bile bizim,nasıl bir toplumsal bozulma ve çözülmeyle karşı-karşıya olduğumuzun bir kanıtı değil mi???

GÜNDEM’DEN DÜŞMEYEN ADAM/ATATÜRK

Bakınız! Atatürk; taaa 1927’de'”CEMAATLER İÇİN” ne demiş..

“Efendiler.!

Biz tekke ve zaviyeleri(DİNİ/CEMAAT MEKANLARINI)din düşmanı olduğumuz için değil;(ONLAR)din ve devlet düşmanı oldukları için,”Selçuklu’yu Ve Osmanlı’yı da bu yüzden batırdıkları için yasakladık..

Çok değil,yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı “CEMAATLER” bir araya gelerek “BİZLERİN DİN DÜŞMANI OLDUĞUMUZU” ileri sürecek;”SİZLERİN OYUNU ALARAK” başa geçecek,ama sıra devleti(İMKANINI) bölüşmeye geldiklerinde birbirine düşeceklerdir..

Ayrıca unutmayınız ki,o gün geldiğinde her bir taraf diğerlerini “DİNSİZLİKLE” suçlamaktan geri kalmayacaktır!!” (Mustafa Kemal ATATÜRK/17 Aralık 1927)

Evet..

Rahmetli ATATÜRK, tam bundan “90 YIL” önce bunları söylemiş..

Bunun,bugünkü tabloyla nasıl bire/bir örtüştüğünü de görüyorsunuz değil mi??

Eğer bugünkü siyasal tabloyla örtüşmeseydi..

Yıllardır ki Biz;”Bir Cemaatle yatar,bir Cemaatle kalkar mıydık hiç??

Cemaat diye-diye Milletçe “15 Temmuz 2016’da zalim FETU/FETÖ cemaatinin darbesine” nasıl muhatap olduğumuzu da asla unutmadan-Atatürk’ün de hakkını teslim etmemiz gerekmiyor mu-Ey cemaat meftunları?

TARAFSIZ BÖLGE..

Olan/bitene bizim gibi, 3.pencereden, yani-TARAFSIZ BÖLGEDEN-bakan Yazar ve Çizerin işi zor!

Çünkü;

1-Önce kendinizi/Hakkınızı,haddinizi ve halkınızı sevecek ve değerini bileceksiniz,

2-sonra içinde yaşadığınız toplumla değerlerini;Yanlış ve doğrularını ve bunun İlahi mesaj ya da kabul görmüş evrensel değerlerle örtüşüp/örtüşmediğini bileceksiniz,

3-Sonra da bedelini peşin ödemeyi de göze alarak-taviz vermeden- yola çıkacak -İman’i ve insani bir duruş-sergilemesini bileceksiniz..

Lakin,bunu yapmak, öylesine yaptım/bitti denilecek kadar da basit bir iş değil;Çoğu kez beraberinde,karmaşık/med/cezir olgu ve olayların kısır döngüsünden tezahür ederek ruhunuzla bedeninizi kaskatı sarıp/sarmalayarak-İdrakinizle kalbinize-oturan kırık/dökük hayat sahnelerinin “pişmanlıklarının,elemlerinin/kederlerinin ya da buruk sevinçlerinin” siluetini de taşıyarak hayatınızın vazgeçilmez bir parçası yapabiliyor.

Mesela..

Dün; Kurdukları sanal/suni kumpaslarla-suçlu/suçsuz demeden gecenin köründe evlerinden alınarak “Silivri’ye götürülüp“derdest edilenlere yakınıp/üzülürken,

Bugün;Dün kumpas kuranların da,suçlu olup/olmadıklarına bakılmadan “paralel devletçi” yaftasıyla suçlanıp, benzer kumpas ve yöntemlerle derdest edilerek(Cezaevlerinde) haksız tutulmalarına da itiraz edebiliyor,ediyor ve üzülüyoruz. Kim olursa olsun-Her kes için Hak Ve adaletin tavizsiz uygulanmasını istiyor ve savunuyoruz çünkü..

Ve Çünkü..

Olan/bitene “Tarafsız bölgeden” bakmak demek,her şeye insanlık “Hukuk,hak Ve Adalet” penceresinden yaklaşıp bakmayı da gerekli ve şart kılar..

Ve çünkü.

Hukuk ve Adalet; Sadece “KUMPASA” muhatap olanlar için değil,günü geldiğinde kumpası kurup/sahneleyen(KUMPASÇI)figüranlarına da lazımdır..

SON/SÖZ:

Olgu ve olaylara, bizim gibi 3.pencereden yaklaşıp/bakan “BAĞIMSIZ/TARAFSIZ BÖLGE” müdavimlerinin istediği yegane şey; Haklının hakkını teslim edebilecek insan eksenli,medeni ve  evrensel bir “hukuk ve adalet sisteminin” özgün ve özgür varlığının norm ve  desenlerini hayata geçirerek (onu)insanımızla toplumun hizmetine sunmaktan başka bir şey değildir..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

KÜÇÜK ŞEYLER?

“Küçük şeyler büyük şeylere gebedir, ki-Kula; Bazen ala, bazen bela doğurur!” KIYAM/ET! Çalkalandı arş-u ferş,şerha-şerha …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir