Ateş…

Ülkemin ateşle imtihanı devam ediyor.

Ateşin yaşamımızda derin ve köklü bir yeri var.

Ateş, hem cezalandırma ve ölümün adı, hem beslenme ve yaşamın argümanı.

Ülke ateş altında, bölgede ateş yağıyor, dini vecibeleri yerine getirmeyenleri ateş dolu bir cehennem bekliyor.

Ateş, korktuğumuz, sakındığımız, aradığımız, ihtiyaç duyduğumuz, muhtaç olduğumuz bir şey.

Ateş, buğday tarlalarına düşüyor, umutlara gölge düşürüyor. Anızı ateşe verenler toprağa işkence ediyor.

Bir ateş kıskacında çırpınıp duruyoruz.

Prometus alınmasın ama ilk ateş nasıl elde edildi, bilemiyoruz.

Kimi, şimşekler marifetiyle diyor, kimi, ağaçların biribirine sürtünmesini sağlayan rüzgarın etkisiyle diyor, kimi, çakmak taşı ve benzer taş parçalarının sürtünmesi sonucunda oluştu diyor.

Ama ateş insanoğlu medeniyetinin vazgeçilmezi olmuş; kurtuluşu, rahat yaşaması da, mahvolması da ateşte saklı.

Ateşe neden taktım bilemiyorum ama yanan ekin tarlalarını görünce, yarın öbürgün ateşe verilecek anız tarlalarını düşündükçe, aklım başından gidiyor.

Tabiatın, tarım arazilerinin ateşle tahrip olmasına, çoraklaşmasına, verimsizleşmesine ilgisiz kalan yöneticilerin ve ilgililerin bu tavırları halkın yüreğine ateş düşürüyor, bunu da böyle bilesiniz.

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir