Av. Ahmet Işık’tan İlginç Teşhis: “Adıyaman’da Boşanmalar Freni Patlamış Bir Kamyon haline Geldi”

Adıyaman merkezde 2012 yılında 800’den fazla 2013 yılında 961 ve 2014 Mayıs ayı itibari ile 400’e yakın boşanma davası açıldığını, aile içi geçimsizliklerin arttığını, kadına şiddetin yanında erkeğe de şiddetin başladığını ve çocukların ebeveynsiz kaldığını söyleyen Av. Ahmet Işık, “Bu durum vicdanları sızlatmaktadır. İşin sorumluları ise bu yaraya merhem olacak hiç bir çözüm üretmemekte” dedi.

Evden uzaklaştırılan erkeğin daha da hırçınlandığını, eşine daha da öfkelendiğini ve bir müddet sonra eşinden ve çocuklarından ayrı olmayı kabullendiğini ifade eden Av. Işık, “Erkek eşine karşı olan sevgisini de bağlılığını da yitirip, akabinde de kaçınılmaz son olan boşanmayı istemekte” şeklinde konuştu.

“Kadınlar boşanmayı yeni bir başlangıç olarak görüyor”

Bugüne kadar boşanmanın hep kadının gözünden konuşulduğunu ve anlatıldığını söyleye Av. Ahmet IŞIK, “Peki erkekler boşanmayı nasıl yaşıyor? Kadınlar kadar güçlü olabiliyorlar mı? Boşandıktan sonra tekrar bekarlık hayatına dönmek onlar için mutluluk mu yoksa hüsran mı?” şeklindeki soruları irdelenmesi gerekir. Britanya’da YouGov araştırma şirketinin, boşanmış 3 bin 515 kişiyle yaptığı ankete göre, kadınlar ayrıldıktan sonra erkeklere oranla kendilerini çok daha özgür, hafif ve mutlu hissediyor. Buna karşılık erkekler, evliliklerinin sona ermesinin ardından mutsuz ve stresli oluyor, hatta bu ayrılık, intiharı bile düşündürebiliyor. Kadınlar ise boşanmayı yeni bir başlangıç olarak görüyor. Türkiye’deki duruma bakacak olursak, boşanan erkek, karısı olmayan, artık kendisine yabancı olan kadına ömür boyu bakması için kişiden kişiye değişmekle beraber yüklü miktarlarda nafaka ödemeye mecbur bırakılmaktadır. Eğer bir de çocuk varsa velayeti anneye verilmekte, baba hem çocuğundan mahrum kalmakta hem de iştirak nafakası adı altında erkek bir nevi sömürülmekte, kadın ise zenginleşmektedir.  Erkeklerin, inek gibi sağıldığı apaçık ortadadır. Bu uygulama hem erkekleri mağdur etmekte, hem de kadınları adeta boşanmaya teşvik etmektedir. TÜİK verilerine göre ülkemizde ve bilhassa Adıyaman’ımızda boşanmalar patlamış durumda. Sadece Adıyaman merkezde 2012 yılında 800’den fazla 2013 yılında 961 ve 2014 Mayıs ayı itibari ile 400’e yakın boşanma davası açılmış, aile içi geçimsizlikler artmış, kadına şiddetin yanında erkeğe de şiddet başlamış ve çocuklar ebeveynsiz kalmıştır. Bu durum vicdanları sızlatmaktadır. İşin sorumluları ise bu yaraya merhem olacak hiç bir çözüm üretmemekte. Bu durumu sadece seyretmektedir. Yada kendilerince, erkekleri evden uzaklaştırma, erkeklere çip takma, erkekleri hapse atma gibi bazı önlemler almaktadırlar. Ancak aldıkları her önlem erkekleri daha da mağdur etme boyutundan ileri gitmemiştir, yarar yerine zarar getirmiştir” diye konuştu.

“Bu uygulamanın derhal son bulması gerekmekte”

Boşanmaların önüne geçilememesinin ve artmasının bir sebebi de aslında işin sorumlularının uyguladığı cezalar olduğunu ifade eden Av. Ahmet Işık, “Uygulamada erkeğe evden uzaklaştırma cezası verilebilmesi için kadının tek taraflı olarak beyanı yeterli görülüyor ve erkeğe duruma göre, evden uzaklaştırma cezaları verilebiliyor, çip takılabiliyor. Bir yandan savunma hakkının yaşamak gibi temel bir hak olduğunu kabul edip, Anayasa ile güvence altına alıyoruz. Bir yandan da erkeğe hiçbir şekilde savunma hakkı vermeden sadece kadının “eşimden şiddet görüyorum” beyanını yeterli görüp, erkeği cezalandırıyoruz. Bu anayasal bir tecavüzdür. Bu uygulamanın derhal son bulması gerekmekte.  Zira evden uzaklaştırılan erkek daha da hırçınlaşmakta, eşine daha da öfkelenmekte ve bir müddet sonra eşinden ve çocuklarından ayrı olmayı kabullenmekte en nihayetinde atalarımızın da dediği gibi “Gözden ırak olan gönülden de ırak olmakta” Erkek eşine karşı olan sevgisini de bağlılığını da yitirip, akabinde de kaçınılmaz son olan boşanmayı istemekte. Boşanmaların bir diğer sebebi de eşlerin karakter yapısından, davranışlarından kaynaklanmakta. Bu davranışlar, ısrarcı olma, ilgisiz olma, ardı arkası kesilmeyen sorular, güvensizlik, aile içi sorunların dışarıya yansıtılması, eşlerin birbirlerinin sosyal çevrelerine müdahalesi, kıyaslama, kötüyü unutmamadır. Toplum olarak birbirimizi çok da anlaşamıyoruz aslında. Ama unutulmamalıdır ki, ikili ilişkilerin tümünün devamlılığı karşılıklı anlayış esasına dayanmaktadır. Eğer karşılıklı anlayış gösteremiyorsak, birbirimize derdimizi anlatıp, karşı tarafın derdini anlayamıyorsak, ikili ilişkilerin bitmesi kaçınılmaz olmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Boşanmaya karşılıklı diyalogla karar verebilen çiftlerin sayısı çok az”

Kadınların kadın arkadaşlarının boşanma sürecinde birbirlerine iyi destek olduklarına dikkat çeken Av. Ahmet Işık, şöyle dedi; “Erkekler hala duyguları olduğu ve istemeden boşandığı bir evlilik sonrasında kendini çok kötü hissediyor. Böyle depresif durumlarda kendi arkadaşlarıyla konuşmaktan kaçınıyor, her şeyi içine atıyor. Erkeklerde alkol, yeni ilişkiler, hızlı araba sürme gibi dışavurumlara daha çok rastlanıyor. Bu da erkeği uzun vadede daha da mutsuz edip, hayattan soğutuyor. Sorun kimde olursa olsun, her iki taraf da özgüveni çokça örseleyen başarısızlık duygusunu yaşıyor. Boşanmak isteyen taraf belki biraz daha yaşıyor, Bu duyguyu boşanmak istemeyen taraf da “istenmemiş olma” duygusunu ağır bir şekilde yaşıyor. Derin bir reddedilmişlik ve istenmemişlik yaşayan bu tarafın da özgüveni oldukça zedeleniyor. Ancak her iki taraf da beraber, diyalog içerisinde boşanmaya karar verirse boşanma travması bir nebze hafifliyor. Yine de boşanmaya karşılıklı diyalogla karar verebilen çiftlerin sayısı çok az. Bu kadar iyi diyalog kuran çiftler zaten boşanmıyor!  Öyle ya da böyle, biten evlilikler sonrasında yaşanmışlıklar, mazi uğruna varsa çocuklarımız uğruna birbirimizi boşanmayalım.”

Haber: Mustafa POLAT

Bu Haberi Gördünmü!

Dağtekin ‘Bizim Adıyaman Sevdamız Var”

AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Dağtekin bir basın açıklaması yayımlayarak Dr. Süleyman Kılınç’ın adaylığının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir