Bağbozumu ve Kerge.

Bağ bozumu, Adıyaman’da Eylül ayına rastlar.

Köydeydik. Bütün bir yaz orak derdik, “şığre”  çektik, gem gezdirdik, patoz vurduk ve bağ bozumunu dört gözle bekledik.

Soluduğumuz o saman tozları, bağbozumunu bekleme heyecanında yitip gitti.

Bağlarımızın sınırlarında badem ağaçları vardı. Kerge’yi gölgesi koyu olan, bağ’a yakın, başkalarının bağına tecavüz etmeyen bir yerde, tercihen yüksekçe bir köşeye kurardık. kerge’nin orta yerinde bir ocak yapar, büyükçe bir teşti, ocağın üzerine koyar, etrafını çamurla sıvardık. Üzüm şırası o teşte pişer pekmez olurdu. Sabahleyin, güneş doğmadan, tabiat uyanmadan, bağ omcaları uykudayken onların koynundan üzüm salkımlarını keskin bıçaklarla keser, sepetlerle kerge’ye taşırdık.

Üzümü gözden geçirir, bozulmuş, kurumuş taneleri salkımın içerisinden ayıklar ve ayıklanmış üzümü şırası çıkarılmak üzere teğer’in yanına indirirdik.

Üzümden şıra çıkaracak olan kişi, şırası çıkaracak olan üzümü telize doldurur, telizin boş olan kısmını büker, bir eliyle boynu bükülmüş telizi tutar diğer eliyle hemen yakınındaki sağlam bir badem ağacına tutunur, bu daldan hem kuvvet alır ve hem de ayağı kayıp düşmesin diye destek olarak kullanırdı.

Teliz’e her bastığında teğer’ın ince oluşuğundan teşt’e şıra akardı. İlk anlarda şıra bol gelirdi, ilkbaharda akan derler gibi ve giderek sıkılan üzümdeki şıra azalınca teğer’ın ince oluğundan şıra damla damla düşerdi, teşt’e.

Kerge’nin en güzel zamanı akşam yemekleri vaktiydi. Üzüm kesen, taşıyan, üzüm tepeleyip şıra çıkaran, badem toplayan, kuzu otlatan, uzaklardan tulukla su getiren, posaları depolayan ve geçerken yolu Kerge’ye düşen ya da yolunu düşüren herkes bir araya gelir, pişen yemek, kerge ateşinde pişmiş yeşil ve acı biber eşliğinde yenirdi. Bütün gün yorulmuş insanlar kerge ateşinin şavkında sohbete dalar, eskilere giderlerdi. Kaç nesildir, bu mekânda kerge yapıldığı söz arasında mutlaka söylenirdi.

Günün yorgunluğu, yenen akşam yemeğinin yarattığı rehavet çocukların uykusunu çabuk getirirdi.

Ve Halof Dağından esen serin rüzgârın yarattığı güzel bir ortamda mutlu ve keyifli bir uykuya dalardık.

Bir zamanlar, bağbozumu ve kerge, ne kadar güzeldi!.

 

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir