Barajlar Ocağımıza İncir Ağacı Dikiyor

Bu yıl az yağış düştü. Kar yağmadı. Yağmur az yağdı. Dereler kurudu. Barajların su seviyesi düştü.

Önceki yıllarda su altında kalan toprakların bir kısmı su yüzüne çıktı.

Atatürk Barajı göl sahası altında birçok yerleşim yeri kalmıştı. O yerleşim yerlerinde büyüyen insanların bir kısmı çekilen suların kıyılarına giderek eski anılarını yaşıyorlar. Kimisi “şu tepenin yamacı kuzuları otlattığım yerdi” diyor. Kimi “arkadaşlarla oyun oynarken şu derenin çukurluğuna saklanmıştım,” kimi “şuralarda tavşan kovalamış, keklik yakalamıştım”, kimisi “sevgilimin defter sayfasına kurşun kalemle yazdığı mektubu şu tümsekte oturup okumuştum ve kalbime ılık bir dalga o tümseğin üzerinde akmıştı” diyor.

Doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı bu yerleşim yerlerini, suyun yuttuğu bu toprakları, tepeleri, dereleri bu insanların unutması mümkün mü?

Atatürk Barajı ülke ekonomisine bazı kazanımlar sağlamıştır. Urfa ovasında yeşeren bitkilere hayat sunmuştur ama bu baraj Adıyamanlının toprağını almış, umutlarını, anılarını, geçmişini yutmuştur.

Bir tarih yok oldu. Hiçbir ordu, hiçbir savaş, hiçbir tabi afet bu kadar tahribatı yapamazdı.

Toplum olarak her şeyi paraya indirgeyen, her değeri parayla, sağladığı faydayla değerlendiren insanlar haline geldik.

İnsani değerlerin hiçe sayıldığı, geçmiş medeniyetlerin bu denli tarumar edildiği bir dönem daha görülmemiş, yaşanmamıştır.

Baraj kenarına gidince burnuma gelen kötü kokuların hepsi baraja boşaltılan şehir atıklarından gelmiyor, önemli bir kısmı da kaybolan tarihin, umutları yıkılan, anıları silinen insanların nefretlerinin kokusudur.

Bu denli tahribatlara neden olan yönetimlerin hala yeni barajların peşinde koşmaları, başka barajları projelendirmeleri nasıl bir aymazlıktır.

Pes doğrusu!

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir