‘Basın Odası’nda Demokratik Paket Tartışıldı

Mercan Televizyonu ekranlarında yayınlanan “Basın Odası”nda gazeteciler Türkiye gündemini değerlendirdi.

Gazeteci Yazar Necati Atar, Abuzer Demir ve Doğan Durgun’un hazırlayıp sunduğu Basın Odası’nda son günlerde tüm Türkiye’nin merakla beklediği Demokratikleşme Paketi konuşuldu.

Necati Atar’ınmodaretörlüğünde yayınlanan Basın Odası programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Doğan Durgun, Türkiye Cumhuriyet dönemi boyunca en çok eleştirilen tartışan konunun Türkiye’deki demokratik kriterlerin evrensel değerlerin altında olduğunu söyledi.

Bunun somut sonuçlarının Türkiye’de yaşanan askeri darbeler,anti demokratik uygulamalar,yasaklar, sansürler olduğunu ifade eden Durgun şunları söyledi: “Şimdi bunları yan yana koyduğumuzda Türkiye’nin önün açılması gerekiyor ama önün açılması için çok ciddi değişiklikler ve dönüşümler gerekiyor.Şimdi baktığımızda açıklanacak olan paket ilk niteliği taşımıyor, açıklanacak beşinci paket. Ama daha önce açıklana dört paket de hiçbir konuya deva olmadı. Bu beşinci pakette birçok sorunu değiştireceğine inanmıyorum. Demokratik bir paket hazırlanırken toplumun bütün katmanlarını bütün bağlarını ilgilendirmesi gerekiyor. Çünkü demokratikleşme bir ülkedeki bütün vatandaşları bire bir bağlar. Sonuçta ne yazık ki Türkiye’de ne bu paketin içeriği tartışılıyor ki tartışılması mümkün değil. Bu paket kamuoyundan gizleniyor. Özellikle paketin hazırlanma şekli, servis edilme şekli açıklanma tarzı zaten demokratik değil.Bu açıdan baktığımız zaman içeriği belki demokratik ama bazı rötüşler olabilir ama 1980 anayasasından sonra anaysa ile ilgili 12 Eylül askeri darbesi anayasası ile ilgili birçok rötüş yapıldı. Üzerine makyajlar yapıldı ama tam manasıyla yeni bir anayasa olmadı bu nedenle yeni bir anaysa yapılması gerekiyor.

Siz yeni bir anayasa yapacaksınız onu vatandaşlık tanımından tutunda özgürlüklere kadar demokratik yolların açılıp açılmayacağı bu tür değişikliklere yer vermelisiniz. Demokratik paket buna benzer olur.

Şimdi demokratik açılım paketinde baktığımızda kamuoyuna sızanlar üzerinden konuşmak gerekiyor. Seçim barajı tartışılıyor. Dar bölge seçim sistemi seçim bölgelerinin 4-5 Milletvekiline göre belirleniyor. Burada en yüksek oyu alan parti daha çok milletvekili alsın. Örnek verecek gerekirse İstanbul’da Bağımsız Milletvekili Sırrı Süreyya Önder bu şekilde girdiği zaman milletvekili olamayacak. Daha az oy olan partilerin milletvekili çıkarma zorlanıyor. Şimdi deniliyor seçim barajı düşebilir. Böyle olduktan sonra seçim barajının düşülmesinde bir fark yok. Şimdi seçim barajını düşürmedikleri için iktidar milletvekili kaybedecek kaygısı ile yerine bunu koyuyorlar. Seçim barajını düşürelim diyorlar. Şimdi bu şekilde kendilerimi demokratik değil. İnsanların iradesini çalmaya yönelik bu bir makyaj bu bir kere bu demokratik ağlıya ters. Zaten demokratik paketin içinde yer olması Kürt sorunu ile ilgili söylenen şu kamuda Türkçe bilmeyenler devlet dairelerinde giderken orada Kürtçe bilen memura derdini anlatacak. Zaten bu pratikte yapılıyor bir süredir. Türkçe bilmiyorsa o daireden kovamasın. Kamuda başörtüsü ile hizmet vermekten ve almaktan bir sıkıntı yoktu ama yani başörtülü devlet memuru olabilir. Şimdi bütün bunlara baktığımızda yani başörtüsünü kağıt üzerinde çözebilecek bir olay ama diğer yandan Aleviler açılımdan çok şey bekliyor. Süreçte özellikle AK Parti, alevi dedeleri ile irtibata geçiyor ve şöyle bir algı yaratılıyor. Cumhuriyetin bu anlamda iktidar olduğu dönemlerde Alevilerde hiçbir açılımı yapmaması gerekçe göstererek biz dedelere maaş bağlayacağız, Cemevlerinde çalışan bir kişiye maaş bağlayacağız tarzıyla konulara geçmeye çalışıyorlar. Bu da alevi sorununu çözen bir olay değil. Dedelerin kaygısı maaş alıp devlet memuru olmak değil ki. Alevilerin temel esasları belli. Cemevini ibadethane olarak kabul edin. Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkartılması yada din dersi olacaksa da Aleviliğinde anlatılması. Şimdi bunlara toplu olarak baktığımızda asıl paket Kürt sorunundan dolayı hazırlanıyor. Çünkü çatışmalı bir süreçten şimdi çalışmasız bir sürece geçildi.Şimdi kamuda Kürtçe hizmet almanın dışında Kürt sorunun nedenlerini öne koyan hiçbir şeye dokunulmuyor.İşte Kürtlerin kimlik talepleri statüleri,ana dilleri, Kürtlerin yerel yönetimleri gibi konulara derman olmuyor.Bu demokratik paketten öte seçim paketi olur diye düşünüyorum” dedi.

Bugün gazetesi ortaklarından gazeteci yazar Abuzer Demir ise dar bölgelerin bir milletvekiline ait bir bölge oluşturulduğunu söyledi.

Ülkenin milletvekili seçimleri ile ilgili bilgiler veren Demir şunları söyledi: “Mesela Adıyaman 5 milletvekili çıkartıyor. Bölge 5’e bölünür ve her bölge milletvekili çıkarır.Dar bölge de 3 milletvekili çıkarsın değildir.Şuanda bizim uyguladığımız sistem barajlı sistem. 1950 yıllarında çoğunluk sistemi vardı.Yani o zaman Adıyaman’da 100 oy varsayın 51 oy kim alıyorsa o milletvekili çıkartıyordu.Menderes döneminde öyleydi.Dar bölgede her bölge kendi içerisinde bir milletvekili seçecek Adıyaman’ı 5 böleceksin,Kahta birini Besni birini çıkartıyor gibi.” Dedi.

Demokratikleşme paketi hakında görüşlerini de ifada eden Demir, “Demokratikleşme paketinin meselesi temelden almak lazım. Ülke demokrasi ile yönetilen bir ülkemi yada kişilerin ismi değişse de tam Cumhuriyetin kuruluşunda beri dikta ile yöneten bir ülkemi bunu tartışmak lazım. Bu ülkede bütün yasalar tepeden inme olmuş. Bütün seçilenler tepeden inme olmuş. Bu partiye göre fark etmiyor. Şuan da CHP, MHP, AKP veya bundan önce DYP, ANAP fark etmiyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda beri demokratik bir ülkeyiz. Bunların hepsi doğru şeyler değil. Asla demokratik bir ülke değiliz. Ben bir anımı söyleyeyim bir gün bu Cumhurbaşkanlığı süresinde böyle bir açık oturumdaydık. Ak Partili bir milletvekiline dedim ki o zaman Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün aday gösterildiği ve Başbakan tarafından açıklanmıştı. Ben sordum Milletvekiline siz ne zaman öğrendiniz Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olacağını bana dedi ki Başbakan açıklandığında öğrendim. Şimdi biliyorsunuz hükümet Başbakanın sağ cebi milletvekilleri sol cebi. Şimdi demokratik açılım ile ilgili hazırlanan şeyler kamuoyunla paylaşılıyor. Muhalefet partileri ile tartışılıyor. Biz açıklayacağız ve yasa olarak geçireceğiz diyorlar. Aslında işin en önemli noktası burada yani bir ülkeyi siz belli bir açılıma götüreceksiniz belli bir değişime götüreceksiniz ama onu açıklamayacaksınız, son gün açıklayacaksınız sonrasında bu yasalaştı derseniz bu demokratik bir ülkenin başvuracağı bir yöntem değildir” dedi.

Bu Haberi Gördünmü!

Çiftçilere süt sağma makineleri dağıtıldı 

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde hayvan üreticilerine modern süt sağma makinelerinin dağıtımı yapıldı. GAP Eylem Planı kapsamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir