Basında Sansür.

Ülkemizin kendine özgü birçok hasleti var; dini bayramlar, milli bayramlar, mitolojik bayramlar gibi.

Bunların dışında birçok özel durum için de günler ihdas edilmiştir. Bunların kimi beynelmileldir; anneler günü, sevgililer günü, işçi bayramı gibi, kimisi de ulusaldır; kabotaj bayramı, Türkçenin resmi dil olarak kabul edilmesi, tüberkülozla mücadele, kanserle mücadele günü gibi.

24 Temmuz da, “basından sansürün kaldırılışının yıl dönümü günüdür.”

Basın, Atatürk’ün dediği gibi, “milletin müşterek sesidir.”

Deyimlerde, özlü sözlerde, liderlerin tespitlerinde “özgür basından” söz edilir, “halkın haber alma hakkının” kutsal olduğu söylenir ama uygulamada bunların hiçbiri olmaz.

Bu ülkede, hiçbir dönemde basın özgür olmadı.

Basın ya devletin -ki çoğu zaman böyle oldu- ya da başka güç odaklarının denetiminde oldu.

Her dönemde, her iktidarda bir şekilde içeriye alınan gazeteciler oldu; kimi hain, kimi casus, kimi terörist, kimi devlet sırlarını açığa vuran, kimi devlet büyüklerine hakaret ya da saygısızlık eden kişi olarak suçlandı ve gereği yapıldı.

Şimdi de birçok gazeteci cezaevinde, birçok yayın organı hayretlere mucip olacak tarz ve içerikte yayın yapıyor.

Gazeteci suç işlemez mi, elbette işleyebilir!

Buna Yargı karar verir/vermelidir. Başka güç odaklarının işaret edercesine değerlendirmelerde bulunması ve yargıyı etkilemesi caiz değildir.

Gerek yaygın ve gerekse de yerel basın ekonomik olarak da özgür değildir. Basının ağırlıklı olarak beslendiği yer, devlet kaynaklarıdır.

Ekonomik olarak devlete bağlı ve muhtaç bir basın ne kadar özgür olabilir?

Sansürsüz ve özgür bir basın bir tarafa, birçok basın organında; yaygın ya da yerel medyada, kimi basın mensupları birilerine hak etmediği methiyeleri dizerek basını şahsi beklentileri için araç olarak kullanmaktadır.

Geri kalmışlığımız, çağdaş medeniyet seviyesine olan uzaklığımız yalnız basın konusunda değil elbette.

Ama bu gün basını konuşmak gerekti; çünkü “basından sansürü bu gün kaldırdık” diyorlar.

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir