BİR BAŞKADIR ÇANAKKALE..

UYAN ÇOCUK!!
Sabah oldu!
Gün uyandı;
Doğa renk/ahenk boyandı,
Özüm hasrete abandı,
Gözüm kaydı-içim yandı;
Uyan,
Ah!Uyan be Çocuk!!

 

Şafak’ta kaldı yüreğim!
Hicrana daldı durağım,
Dil çerağım-çıngırağım;
Uyan,
Ah!Uyan be Çocuk!!

 

Ham ve yarım bıraktığın;
Bildiğin ve bilmediğin,
Dediğin ve demediğin,
Bir uktedir her dediğin;
Uyan,
Ah!Uyan be Çocuk!!

Sabah oldu!
Gün uyandı;
Kuşlar kapıma dayandı,
Hasretinden içim yandı..
Uyan şu mahmur uykudan;
Uyan,
Ah!Uyan be Çocuk!!

 

Sanma ki ömür banidir;
Hem bende Ve hem de sende,
Her şey ibrette fânidir;
Hem sazende hem hanende..
Uyan;
Ah! Uyan be çocuk..

(İHB-17 Mart 2013-Adıyaman)

 

18 MART 1915’TEN/15 TEMMUZ 2016’A ŞİİR YAZMAK BESTE YAPMAK? Sayın.Cumhurbaşkanımız,Çanakkale Savaşı üstüne çok şiir ve beste yazıldı lakin;Hain/FETÖ Terör örgütüne karşı milletçe başardığımız-15 Temmuz- için neden hala şiirlerin yazılmadığını,beste ve marşların yapılmadığını asla anlayamıyorum!diye ülkenin şair ve ozan ve bestekarlarına da sitem ederek-bir bakıma da bunu yapmaları gerektiğini anımsatarak-göreve davet etmiş..

.İyi de,milli konularda yazılacak şiirlerle destan ve marşlar davetle mi yapılır??,  Bunun için de illaki bir telkin,tembih ve teşvike gerek yok ki!Bu gibi eserler,sanatçının bir olgu ve olaydan terennüm edecek olan/Milli hissinin-aniden kabarıp patlamaya amade ettirilmiş ve asla bastırılıp/teskin edilemez gönlünün de buna  elan hazır lirik/coşkusal refleksinin-dile dolanmış bir ifade biçimidir,ki;bu güne kadar da yapılmadığına göre,demek ki hiç kimseyi de etkileyerek-gönlünden diline-dolanacak lirik/duygusal ya da coşkusal  bir refleksi gerektirecek bir olgu ve olay oluşmamış ki; Şiir ya da besteler yapılmamış..
Çünkü..
Milli bir şiir,destan ya da marş yapmak için,bu eserlere-ruh ve şekil de vermek üzere konu olan olgu ve olayların zaman ve zeminin ruhuna uygun olması gerekir ki,ben şahsen-15 Temmuzun,zamanın ruhuna-FETÖ İblisinin 40/50 yıllık sinsi yapılanma sürecine ve bu sürede devlet ya da hükümetlerin gafleti ya da bilerek ve bilmeden yaptıkları teşviklerle sebep oldukları-bu olaya-uygun olsa da,onun yerel zemine yani devlet yapımızın kuruluş felsefesine,kurumsal ve demokratik kimliğine ve en önemlisi de milletimizin istiklal ve ikbaline uygun olmadığı-Millet olmak hasret-ı hasletimizle de asla örtüşmediği ve örtüşmeyeceği de çok açıktır..
Ancak.
Bununla beraber ve bu hain olayda 250 insanımız hunharca katledilmesine, yüzlerce yaralının geride bıraktığı derin acıya/kedere baktığımızda;Şiirleşmeye uygun bir norm ve desenin bulunmakla beraber-yapılmamasına ve yapılamamasına-ben şahsen bir şiir yazan olarak sadece-ÜZÜNTÜLERİMİ-söylemek zorundayım ki, bunun da bariz ve henüz cevap bulmamış bir  nedenin var..

Bana göre oda şudur..

Bu olayda,FETU/GÜLEN İblisinin-40/50 yılda-Arsızca/hayasızca ağlayıp/sızlayarak, utanmadan yaklaşıp/yılışarak,nerdeyse/Hepimizi kandırıp/aldatarak-peydahladığı şu FETÖ/Güruhu kadar,Millet olarak-başta devleti yönetmekle görevli ve sorumlu olanlar-olmak üzere;Cem-i Cümlemiz de çok büyük bir gaflet ve ihmal suçuyla beraber kusurlu ve sorumlu değil miyiz?Hepimiz, asla unutulup,affedilmeyecek bu çok büyük-Darbe vebalinin kaskatı yükünü taşımadık mı,taşımıyor muyuz!!

Peki..

Millet olarak bizim bu gaflet ve ihmal suçumuz ne olacak;Bunun da sorulacak ve verilecek bir hesabı yok mu? Öylesine,sanal/yavan söylem ve reflekslerle! Biz şu FETU deyyusunu adam Ve de Onun cemaatini/FETÖ güruhunu da hak yolunda-afsunlu/gönüllü Ulaklar falan bellemiştik ki,güvendik,bilmedik,gerçek yüzünü tanıyamadık ve aldanıp/aldatıldık demekle;Kapanır mı bu açık hesap?

Yani/Sözün kısası..

Bu yolda-Millet olarak hepimiz-gaflet ve ihmalden kaskatı suçluyuz;Hesabımız henüz açıkken-suçluluğun ruh ve şuuruyla-Şiir yazılır mı ki??

Bu nedenle de biz yazmadık/yazmayı da düşünmedik;Millet olarak-İçimizde hala cevaplanmamış-kaskatı siyasal ve idari bir gaflet ve ihmal suçluluğu varken..

Zira..

Darbe öncesi bir yazımızda;”F. Hoca Türkiye’nin Humeyni’si mi olmak istiyor!” başlığını attığımızda, bir çok Siyasetçi/Ak parti’li dostumuz-Halil Abi,amma da abartmışsın ha demişlerdi.Lakin-Hainin kast-ateşini gördükten sonra bize hak verdiler tabi,yani;Truva Atı Üsküdar’ı geçtikten sonra..

Bu gaflet ve ihmal değil de neydi acaba?

ŞİİR/DESTAN YAZMAK BESTE YAPMAK..

Belki,kendini-iş ve işlevinde-usta sanan bazı adamlardan-makam ya da para karşılığında-şiir veya beste ısmarlanabilir,ancak;Gerçek Usta,Edip Ve Sanatçılardan ısmarlanamaz Çünkü Onlar;inandıkları için ve de asla-dünyevi bir fayda ve yarar talep etmeden-Kalben yazar ve yaparlar..
Meselâ..
“Merhum Mehmet AKİF,İstiklal Marşımız hariç;Hiç bir şiir ve destan ya da nesir şeklindeki yazısını herhangi bir talep ya da davet üzerine değil;Kendi iradesiyle ve milli hislerinin kati bir ifadesi olarak yazmıştır..
Bilmeyenler için hatırlatayım istedim..

DİL’DE VE MUZİKİ DE DEVRİM OLUR MU?

Bu,Cumhuriyetle beraber zaman-zaman tartışılmaya da açılan çok nazik ve karmaşık bir konu aslında,ancak;hala-mesela daha geçen günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bile-yapıldığına göre;Gündemden düşmeyeceğe benziyor,çünkü bu ta Atatürk döneminden başlanan ve nerde,nasıl biteceği de muğlak bir konudur..

Atatürk dedik de..

Atatürk,dil devrimiyle-600 yıllık Saray dil’ini -5000 yıllık Halk dil’iyle- buluşturmak istemişti,ama;Çevresinde eksik olmayan yılışık-Devrimbaz Yalakaları-Onu yanılttılar ve sonunda O da işi kendi mecrasında bırakmayı yeğledi.

Evet..

“Dil Ve Musiki’de devrim falan olmaz,ancak-anlamı bozmayan-yeni bir arınma ya da sadeleştirme olabilir ki;Atatürk de-sonunda bunu önermiştir..”

Bence de,artık halkın ortak bir kazanımı olan dil ve muziki’yle uğraşmak;Abesle iştigaldir..

ÜLKEMİZİN DIŞ ALIM/SATIM TRENDİ NEDİR,NEDEN KAYNAKLANIYOR?

Şimdi bakalım..

Son/2000’lı yıllardaki Bülent ECEVİT(3’lü Koalisyon)Hükümeti,2003-2008 dönemi için/İMF’den 18Milyar dolar borç alarak-bunun 4Milyar dolarlık kısmını harcayarak-kalan 14Milyar dolarını da kendisinden sonra gelen-Ak parti- hükümet’ine bırakmış ve Ak parti hükümetleri de bu parayı-14Milyar dolar- kullandıktan sonra da bu borcun tamamını ödemiştir ki;Ak partinin,biz İMF borcunu ödedik dediği budur..

Belki o tarihlerde İMF borcunu ödedik ancak,bu defa da iç ve dış boş stokunu artırdık..

Bakın/Mesela;

“2003’teki dış borcumuz (129 Milyar dolardan,2018’de 440″ Milyar dolara) yükselmiş;Borç olduktan sonra ne fark eder ki;Ha İMF,ha başka özel ve tüzel kişi ve kurumlardan almışsan-Ne fark eder.? Demek ki;Boşuna mı denmiş,borç (Yiğit’in kamçısıdır) diye..

İSTEDİĞİNİZ MİLLETİN DEVLETİ Mİ YOKSA /DEVLETİN MİLLETİ Mİ?

Topyekun kalkınmayı ve insanca yaşamayı hedefleyen çalışkan ve üretken  bir Ülke insanı olarak.

Şimdi..

Eskiden-yapamadığımızdan-dışarıdan ithal ettiğimiz-Sanayi Ve Tekstil– mamulünü üretip satıyor,ancak-kendi alın teri/göz nurumuzu hasredip yetiştirerek-dışarıya ihraç ettiğimiz-temel gıda ve besin-maddelerinin nerdeyse tamamını da,Mesela; (Buğday,Nohut,Mercimek,Mısır,Fasulye ve hatta Samanı bile) kendi elimizle ve Devletin/Yanlış Tarım Politikaları gereği olarak narh koyup kısıtladığımız için) dışarıdan almak zorunda kalıyoruz..
Sonra da diyoruz ki!
-Enflasyon neden düşmüyor
-Faizler neden yükseliyor,
-İşsizlik oranı neden artıyor,istihdam alanı neden genişlemiyor,
-Halkın alım gücü neden düşüyor,
-Arsızlık,Ahlaksızlık ve Yolsuzluk neden aldı başını gidiyor,
-İnsanımız neden zıvanadan çıkıyor,ona buna musallat oluyor,toplumun huzur güven ve düzeni neden bozuyor,
-En acısı da;Ailelerimiz neden çözülüyor,bir aymazlık, kokuşmuşluk girdabında ve bir gaflet ve dalaletin kaskatı kucağında neden sükun eden bir nemelazımcılık illetiyle de baş başa yaşamaya mecbur ve mahkum ettiriliyor,
Ne yazık ki buna;Eğitim kurumlarımızla Allame ve Ulema sınıfı da-ilim ve irfanıyla karşı duracağına,tam tersini yapmak üzere sessiz,tasasız ve çözümsüz teraneleriyle her gün TV ekranlarında görünüp bu yaraya tuz/biber ekmeye de devam ediyor..
Buna..
Bir de yıllarca başımıza musallat ettirilen Terör belasıyla-onu çözmekle görevli ve sorumlu olan-siyasilerin,kendi müstakbel siyasal ikbal ve imkan tasasından doğan patavatsızlıķ ya da büsbütün biganeliğini de eklediğimizde;Bize de geride Umutlu olabilecek pek bir neden de kalmıyor..
Hülasa..
Sahip olduğumuz potansiyel güç ve kudrete rağmen-bunu gereği gibi yerinde kullanmasını beceremediğimiz için-olsa gerek;Milletçe iyi bir yerde olduğumuzu ve iyi işler yaptığımızı söylemek de pek mümkün değildir..

Sanıyorum ki artık bu günlerde-Milletçe hep birlikte son sözümüzü söylemek zorundayız,çünkü;Yarın çok geç olabilir.
Yani..
Eskiden olduğu gibi,Artık,Batan balık yan gitmiyor,çünkü;Ya birileri onu hemen kapıp-hamuduyla beraber yutuyor,ya da fukara balık’ta-onu yan götürebilecek bir takat bile kalmıyor..
Demedi demeyin..

Çünkü..

Millet olarak ne istediğimizi-acaba biz gerçekten de-biliyor ve istiyor muyuz??
Mesela..
Milletin devleti mi,yoksa Devletin milleti mi;Hangisi bizim istediğimiz ve acaba hangisi ömrümüzü hasrettiğimiz ve de bundan sonra da asla hiç çekinmeden tasasız ve pervasızca hasredeceğimiz..
Bir an için..
Elimizi vicdanımıza koyup sağlıklı bir kafayla bunu düşünemez miyiz?
Ya da..
“Hiç düşündük mü acaba?”
Bence biraz düşünmeliyiz;Hasrettiğimiz,hâyal ve hâkikatimize değdi mi diye..
Değdiyse mesele yok;Ya sonu hüsranla bitmişse yaptıklarınızın;Ya huzur ararken derin bir yol ayrımının,geri dönülmez bir girdabın kulvarına düşmüşseniz;Ya ne imdat isteyecek bir güç ve takatınız ne de imdadınıza çağıracak ehil ve emin bir dostunuz da kalmamışsa çevrenizde;O zaman ne yapacak,derdinizi kime/ nasıl anlatacaksınız?
SON/SÖZ;
Ben ömrümce her an/Milletin devletini istedim ve istiyorum,lâkin hiç bir zaman Devletin milletini istemedim;Çok şey mi istemiş oluyorum acaba?
Çünkü..
Devleti ancak milletin iradesi kurar Ve Millete de ancak devlet hizmet eder;Hepsi bu, Millet devletine sahip çıkarsa ve Devlet de kendisinden beklenen vazgeçilmez rol ve misyonunu yerine getirirse-hiç bir problem kalmaz..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/TESBİHAT..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” TESBİHAT Hangi Şey’e baksam seni görürüm Subhan’u-Elhamd’u-Allah’u Ekber O Şey’e …