BİR ÇOBANIN/ÇOBANLARA/ VERDİĞİ YURTSEVERLİK DERSİ..

“Çoban,toplum tarafından kendine emanet edilen varlığı-sevk ve idare etmek üzere onu;Emniyet,huzur ve güven içinde kollayıp/korumak yeteneğine sahip ehil ve emin bir kişiliktir..Ki bu manada-geniş anlamıyla-bu sıfat;Bir çok yerde, (Toplumun genel katmanlarının-Yurttaşların-adına devletin kurumsal varlığını, ikame ve işlerlik kazandırmak üzere-onu huzur ve güven içerisinde- sevk ve idare etmekle görevli ve sorumlu tutulan)Devlet ya da Hükümet Başkanlarıyla kamu ve özel sektör yöneticilerine de bir unvan olmuştur..”

Evet..

Biliyorsunuz ki,ülkemiz eskiden insanımızın bütün gıda ve besin ihtiyaçlarını karşılaycak şekilde bir “Tarım Ve Hayvancılık” mezrasıydı;Çok kıt imkanlarla İlkel araç ve gereçlerle olsa bile-Alın teri/Göz nurumuzla çalışıp ürettiğimizle-kendi kendimize yetiyor,fazlasını da-dışarıya satıyor-ülkemize katma değer de kazandırıyorduk..

Sonra Sanayi ve teknoloji ile tanıştık;İnsan gücüne dayalı ürün ve ham madde istihsalinden-Elektrik Ve Makinaya dayalı teknolojik imalat sanayine geçtik, lakin imalat sanayini geliştirdikçe,ona paralel olarak Tarım Ve Hayvancılık alanını da teknolojik yenileşmeyle geliştireceğimize,ne yazık ki;Ona gerekli önemi veremedik,değerlendiremedik ve zamanla geri plana atarak tamamen ihmal ederek;Eskiden ihraç ederek sattığımız ettiğimiz-Tarım Ve Hayvancılık- ürünlerini,şimdi dışarıdan ithal ederek- almak duruma düştük..

Mesela..

1)Tarım ürünlerinden,nerdeyse bütün (Hububat/Bakliyat,Sebze Ve Mevye ile tohum ihtiyacımızı ;Buğday,Arpa,Nohut,Mercimek,Fasulye,Fındık,fıstık,Havuç, Pırasa,soğan,sarımsak vs dışarıdan alıyoruz,

2)Hayvansal ürünlerden;Canlı hayvan başta olmak üzere,et,süt,peynir,yağ ve daha bilumum gıdaları dışarıdan almak zorunda kalıyoruz..

Çünkü..

Tarım Ve Hayvancılığımızı kendi elimizle kendimiz öldürdük;Yöneticilerimizin yani devletlu/ÇOBANLARIMIZIN/canı sağ olsun,Allah gerçek/ÇOBAN’A/da sabır ve selamet ihsan etsin..

Yani..

Sürüsüz/Çoban ne yapsın,Sorumsuz/Çobanlar oyuşturulup/uyutulunca; O zaman/Sürüyü de kurtlar kapmaz mı??

Vah ki,vah! Eyvah ki,eyvah;Yapacak bir şey yok-ne yazık ki!!

Evet..

Şimdi Çoban’ın (NE) dediğine bakabiliriz!

ÇOBAN NE DİYOR Ve ÇOBANLAR NE YAPIYOR?
Çoban Hükümete/Tarım Bakanına hitaben-tüm içtenliğiyle diyor ki!
Eti,her İl’de doğrudan aracısız/tefecisiz satabileceğimiz devletin güvencesinde olacak bir-ET ÜRÜNLERİ ALIM/SATIM BORSA MERKEZİNİ kurmak şartıyla;
1)Ülkemizin Besicilik sistemi istenen seviyeye ulaşıncaya kadar-Besiye alınacak genç besiler-düveler/danalar hariç  tutulmak üzere-kademeli olarak-canlı Hayvan ya da Et ithalatına-son veriniz,
2)Bana/Bize besileri,girdileriyle(yem,ilaç ve bakım masrafıyla) beraber,fiyatını da belirterek-aracısız/tefecisiz ve faizsiz olarak-veriniz,
3)Bakanlık olarak Besilerin rutin kontrol ve sağlık hizmeti görevini devletin teknik personeli tarafından(Çünkü, nerdeyse hepsi atıl ve akim durumdadır) yapılmasını sağlayın
4)Her yıl enflasyon oranına göre fiyatını da ilan etmek üzere-yetiştirdiğim besileri gelip alın-size olan-toplam borcumu düştükten sonra –artan parayı da bana ödeyin..
5)Bu sistemi ülkenin her bölgesindeki kırsal alana uygulamak üzere yaygın hale getirdikten sonra da-isterseniz ET BORSASINI;Kooperatifleşmek şartıyla bize, (üreticiye) ya da yapmayı üstlenecek olanlara (özel sektöre) devredin..
Bunu yaygınlaştırarak hayata geçirdiğiniz zaman;hem ülkemizdeki et fiyatları aşağıya çekilir,hem de ülkemizin dışa olan et ithalatı bağımlılığından kurtulmuş olur..

Evet
Bunları isini bilen bir çobanımız ya da onun adına ben diyorum ki, ben de uzun yıllar besicilikle uğraşmış ve bu arada hem cambaz tüccarlardan,hem de devletinden kazıklar yemiş deneyimli bir insan olarak;Çobanımızla aynı görüşü paylaşıyor ve onu destekliyorum..

Çünkü..

Yediğim kazıklar yüzünden 20 yıldır(400 Büyükbaş Hayvan Kapasiteli Çiftliğim) atıl ve akim durumdadır.
Devlet olarak! Eğer amacınız topluma üzüm yedirmekse,çobanın dediğini yapın,yok eğer amacınız üzüm yemekse de;Çobanı çağırtıp-Eşek sudan gelinceye kadar- onu dövdürmek üzere de kalın enseli-İşbirlikçi/Tüccarlarınıza havale edin ki;Bir daha yardakçılarınızın haracına falan asla dokunamasın..

Tamam mı/Anlaştık mı-sevgili Çobanlarımız,affedersiniz! yani;Yöneticilerimiz??
Hepsi bu..
Ya o,ya bu..

YURTTAŞ VE YURTTAŞLIK OLGUSU???
Bildiğim kadarıyla genel olarak 3/eylem yüklü bir yurttaşlık olgusu var..
1)Yurt/Sever yurttaşlar ki,bunlar kâr‘dan, yar’dan Ve ser’den geçtidir;Onlardan Allah razı olsun ve ilm-i iradesiyle korusun
2)Yurt/Söver yurttaşlar ki,bunlar sır’dan,pir’den Ve Var’dan geçtidir;Onları Allah ıslah ve ihya ederek-kendine,halkına ve Hakkına/haddine döndürsün..
3)Yurt/Soyar yurttaşlar ki,bunlar da Bir’den,Nur‘dan ve âr’dan geçtidir;Onlara da Allah akıl ve feraset versin,buna rağmen adam olmazlarsa-Gözlerini toprakla doyursun ki-Milletin/Beyt-ul malına bir daha asla göz koymasınlar..

O halde!!!
Şu geçici imtihan dünyasında-Her kim ki hangi yuttaşlık payesini istiyorsa,onu alıp idrakine mıhlasın ve sonucuna da katlanmak üzere-kader yolunda onunla yürüsün,çünkü;Er ya da geç,herkes bu dünyada yaptığının hesabını/Hesap gününde Allah’a verecektir elbet!!

 

YEREL BASIN SOS VERİYOR;YARDIM EDİN ARTIK!!
Bizim Selahattin’in(ALPTEKİN) Medya /TEK gazetesi manşetini facebook’ta görünce;Selahattin kardeşimi de-kıt kaynaklarına rağmen -Gazetesini-neşretmeye devam ettiği için tebrik edip kutlarken,aşağıdaki notu da yazmak zorunda kaldım,hoş görün..”
Çünkü,basın yerel ve ulusal güç ve varlığıyla-topluma ayna tutan bir bütündür; Ahlaklı,ilkeli ve onurlu olmak zorundadır ve bunu yapmak için de-onu dik tutarak-namerde muhtaç ettirmeyecek pak ve helal bir bütçeye/paraya da ihtiyacı vardır ki,ben şahsen bu işi besleyecek kaynağının da-Devletin Maliye hazinesiyle Yerel yönetimler(İl Özel İdaresiyle Belediyeler) olması gerektiğini düşünüyorum..
Evet..
Hükümet ve ilgililerden rica ediyorum;Lütfen!Siz ülkede sosyal/toplumsal problemleri çözmek durumundasınız..Bu manada sahip oldukları kıt imkanlarıyla ayakta durmaya ve hayatını idame etmeye çalışan yerel basın hizmetini de artık (Bir Kamu Hizmeti) sayarak ve çok sıkı bir denetime de tabi tutmak üzere ülkemizdeki irili/ufaklı bütün “YEREL BASIN/MEDYA ORGANLARINI”da-Gazete,Dergi ve Radyoları-işini adam gibi-Kimseye avuç açmadan- özgün ve özgürce yapmak üzere destekleyin artık!
Çünkü..
Artık bilmelisiniz ki!Yerel basın organları da-aslında sahip oldukları dar,ehliyetsiz  ve kifayetsiz bir kadro, yetersiz araç/gereç-ekipman ve kıt imkanlarına rağmen– çok önemli-BİR KAMU GÖREVİ-hizmetini yapmaktadır..

Ayakta durmak ve hayatını ikame ve idame ettirmek için,Yerel basın ve medyanın da makul bir bütçeye/paraya ihtiyacı vardır ki;Bu değeri kazanmak için de bazen (Yüzüne bile tükürmekten imtina ettikleri)kimi şerefsiz tiplerin;Arsız ve hırsızların bile tanıtım ve reklamını yapmak ve onları -hiç hak etmedikleri,iyi ve namuslu iş adamı titriyle topluma sunarak-yansıtmak zorunda kalabiliyorlar..

Ancak..
Bunu ortadan kaldırmak,sanıldığı kadar çok da zor değil..
Mesela..
Yerelde-Kamu Maliyesi,İl Özel İdaresi Ve Belediye destekli/ortak bir basın fonu oluşturmak-mümkündür..Bütün yerel basın organlarını,sonunda-her bir kuruşun  hesabını da sormak üzere bu fondan desteklemek suretiyle-onları da bundan böyle-hem İte/köpeğe avuç açmaktan kurtarmış ve hem de ilkeli mesleklerinin gereğini yapmaya sevk etmiş olarak-mesleki onur ve haysiyetini kollayıp/korumuş olursunuz..
SON/SÖZ;
“Sanıyorum ki! Basın hürdür asla sansür edilemez!” sözünün bir değeri ve anlamı da pek kalmadı günümüzde,çünkü,basını Ve medyamızla mensupları şimdi nerdeyse topyekun(Parasızlıktan dolayı -Arsız/Hırsıza-Soysuza)avuç açmak zorunda kaldığı için;Toplumu kemiren o nasipsizlerin keyfini hoş tutmak amacıyla artık-Kendi kendini sansürlemek zorunda kalıyor.
Eğer sağlıklı bir toplum istiyorsanız;Onu olan/bitenden haberdar etmek durumunda olan fikir erbabına-Basın Ve Mensubuna/Değerini Ve Onurunu –geri verirsiniz.
Çobanın-ÇOBANLARA-dediğinin /diyeceğinin özeti bu;Evet Hepsi sadece bu!

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

DİN’DE GÜNCELLEME OLUR MU?

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” Sayın cumhurbaşkanı,zaman zaman toplumu da gerdiren bazı-kendini,hakını ve haddini bilmez-din …