BİRARALIK VE ADIYAMAN BELEDİYE BAŞKANLARI İÇİN(Nostaljik)BİR (63.YIL’I)ANMA VE ANIMSATMA NOTU..

“Adıyaman’ın-köylülükten kentliliğe-uzanışının miladı..”

“Şiirdeki Adıyaman”(1.Aralık.2005)

 

Ey! Hak dostunun kalesi; ……………………Kaynağın boşa akınca,

Gariplerin nihalesi,……………………………..Sahibin bön-bön bakınca,

Gözyaşımın şelalesi; ………………………….  Zehr’i dilimi yakınca;

Sezom Seni ADIYAMAN………………………Üzom Seni ADIYAMAN..

 

Haber aldım eski çağdan;……………………Yedi küpeli Gelin’e,

Nemrut-Pirin-kara dağ’dan,………………..Kına yaktılar eline..

Susuz kalmış viran bağdan;………………… Medeniyet çengeline;

Süzom Seni ADIYAMAN………………………Ezom Seni ADIYAMAN..

 

Sebile gelmiş harmansın,…………………… Çıkmaz Yolu kat ettikçe,

Konu-komşuya dermansın,…………………Zilletini tat ettikçe,

Yazılmamış bir fermansın; ……………….. .Bu kaderi yad ettikçe;

Çözom Seni ADIYAMAN………………………Bezom Seni ADIYAMAN..

 

Oldum bir deli ”Kelaynak”,………………….Kimse anlamor ki beni,

Haram olsun bana durmak,…………………Boşuna yorom bedeni,

Dere-tepe, oymak-oymak;…………………. Alamom -Senden gideni;

Gezom Seni ADIYAMAN………………………Büzom Seni ADIYAMAN..

 

Sana yönelen başımla,……………………….. İz’ansız  köridrağımla,

Evim-ocağım-aşımla,………………………….. Kapkaranlık afağımla,

Şiirimle, gözyaşımla;…………………………… Ellerimle, ayağımla;

Yazom Seni ADIYAMAN……………………….Bozom Seni ADIYAMAN..

 

Yüksek bir levh-ı azama;………………………Nefesim tıkandı canda,,

Şanına uygun nizama,…………………………. Can kalmadı akan kanda,

Yüreğime-hafızama,……………………………..Kanımın donduğu anda,

Çizom Seni ADIYAMAN………………………… Yüzom Seni ADIYAMAN..

 

Ne Fars,neHind,neMaçin’e,……………………Nergiz’in indi derine,

Hiç aldırmadan niçin’e,………………………….Çalılar kondu yerine,

Öksüz Beldeler içine;……………………………..Şu gönlümün makberine;

Dizom Seni ADIYAMAN………………………….Kazom Seni ADIYAMAN.

…………………….(İHB/Şiir Pazarı Şiirleri)

Bu gün 1 Aralık/Pazar…

Bu sabah; Salat’a/namaza 5.45’te kan/ter içinde uyandığımda, bu yıl ilk kez güneşin sıcacık yüzünü özlemle aradığımı ve artık aralık ayının gizemli yüzüyle buluşmak üzere olduğumu da iliklerimde hissederek ,  “Adıyaman’ınkısır döngüsünü de yeniden anımsayarak”derinden titredim..

Çünkü aralık ayı bana göre “Adıyaman ilinin kentlilikten köylülüğe uzanışının miladıdır.” ve her yıl da bana-Adıyaman kent hinderlantının kısır döngüsünü” sorgulatarak-resmettirir..

Bu da beni , onun; “kentsel gelişim sürecinin” adeta gönüllü  bir bekçisi ,sürekli  bir takipçisi ve özgün bir sorgulayıcısıyaparak-olan biteni-irdelemeye ve toplumla paylaşmaya mecbur ve mahkum ettirir..

Bu nedenle de!

Adıyaman’ın genel yapısal ve hizmetsel dönüşüm ve gelişimi üstüne yıllardır-fırsat buldukça ve zaman-zaman (Evlad-ı iyalimizi de) ihmal ederek-üşenmeden beleşine yazıp/çiziyor ve Onu yönetmek durumunda olanlarla, denetleyicilerini  ve toplumu uyarmaya çalışıyoruz .. Amacımız;Bu işi üstlenen kent yöneticilerine(deneyimsel/bildiklerimizle)yol gösterip-güya katkı sunmaktır..

Ama çoğu kez,uzun-uzun yazıp/çizdiklerimizi de,nerdeyse sadece kendimiz okuyor ve yine kendimiz irdelemek zorunda kalıyor ve üstelik de-UZUN YAZIYORUZ-diye ,eleştirilmek pahasına..

Hoş görün!

Ne yapalım, Adıyaman ve İnsanın derdi ve beklentisi-KISA-değil ki; Kısacık ve afaki bir uçkur havasıyla geçiştirelim..

Biliyorum ki; Kısa yazıları, gelip/gören “HERKES” etkilenip/merak ederek okur, lakin -uzun ve ağdalı yazıları ise- sadece “İLGİLİSİ” ile gönüllü ve takipçi “BİR DEMET yürekli sevdalı ADAM” irdeleyip/incelemek-anlamak ve gereğini yapmak üzere okur..

Okurumun az olduğunu biliyorum,  lakin-Onların dediği benim için her zaman çok değerli  bir çokluktur..

Diyorlar ki!

Bazıları-kendileri için- yazıyorlar, Sen “Bizim/toplum için” yazıyorsun; Biz bazılarının yazılarını sokakta/bulduğumuzda, Senin yazdıklarını ise-Gazeteyi evimize götürerek-sakin kafayla sindire/sindire okuyoruz!

Hülasa demem o ki!

Aslında, bir bakıma; kime sıçrar/sıçramaz demeden “Havanda Su dövsek de!” bizi anlayan (3-5)kişi var oldukça-yazmaya- devam edeceğiz.

Kendimizi lanse edecek bir derdimiz ve beklentimiz de olmadığına göre; Hiçbir mesele yoktur!

Çünkü, bu benim garip ve bikes memleketimde kimsenin okuyup/anlama isteği ve okusa bile “acaba bu adam ne demek istiyor!”diye üstüne kafa yorup/irdelediği falan da pek yok!

O halde neden ısrarla ve biteviye yazıp/çiziyoruz-bir talep ve beklentimiz mi var ki?

Elbette var!

Ama dünyasal bir talep ve beklenti değil bu..

Bakınız!

Allah; Ey insanoğlu! Nefsine uyup da boş ve boşlukta durma, diyor..

Zira “boş durup, aylak-aylak gezeni sevmem, ömrünü ve zamanını beyhude yere ve işe hasretme, Sen yeryüzüne nefsinle beni(Rabbini) tanımak ve Senden isteneni yapmak üzere (Seçkin/Halife olarak) gönderildin..O halde Sana verilen (aklın/İzanın)kadar çalış/çabala ve yer yüzünü imar ve inşa ederek- kulluk görevini yap..Çünkü sonunda Bana dönecek ve yaptıklarından da hesaba çekileceksin!” diyor..

Nefis ise;Başıma musallat olarak “Seni anlamayana boş ver,Onlarla uğraşmaya değmez! Bunun için aileni bile ihmal ediyor ve karşılığında da hiçbir şey kazanamıyorsun,artık bırak bu gereksiz/anlamsız işleri. Her şeye muktedir olan Yüce Allah’ın düzeltmediğini-Sen mi düzelteceksin ki? Sen nesin ve kimsin ki kardeşim; “Allah isterse-düzeltmez mi- ki!” diyerek, beynimi ve idrak haznemi sürekli kemirip/duruyor..

Evet;İlmiyle kadim ve daim olan-Yüce Allah;Bana bahşettikleriyle(akıl ve ferasetimle) kendimi ve kendisini fark edip/tanımamı (kulluk görevimi yapmamı) emrediyor-lakin, yaratılış sırrının bir gereği olarak-Allah tarafından-bana musallat ettirilen-Nefsim ise,bütün bunları yapmamamı(boş vermemi) öğütlüyor..

Biliyorum ki: Benim gibi-bütün insanlar-da bu ikilemin girdabında debelenip/duruyorlar.

Şüphesiz ki,karar vermek kolay değil..

Bunun elbette ödenebilecek bir “bedeli” var!

Çünkü; “Allah’ın dediğini yapmak üzere yola çıkanlar,bu zor bedeli de peşin ödemeye razı ve hazır olanlardır ki,Ben de Onların tarafında olmaya ve kalmaya- varlığımla amade olmak durumundayım..”

Evet,yaptıklarımdan gönüllenip/gocunan yakınlarım da hoş görsünler ve kuşkusuz,ki Onlar da bir gün beni ve yaptıklarımı anlayıp/hak vereceklerdir ki, tercihimizi haktan yana yapmışız..

Bu manada;Çevremizde yapıla gelen uygunsuz iş ve işlevlerle,yapılıp/hizmete sunulması gerektiği halde sürekli ertelenip/ötelenerek atıl ve akim bırakılan yapısal hizmetlerden dolayı Ona/buna çatmamızın ve kin-u garezini üstümüze çekmemizin asıl nedeni de budur..

 

 

Bu bağlamda-Adıyaman’ın kentsel hinderlantı bakımından-son 10 yıldan beri çok büyük bir sanal ve yapay dönüşüm ve değişime uğradığı doğrudur..

Ancak, Bunu;”Sayın Belediye Başkanlarının zaman-zaman dillendirdiği gibi-Adıyaman kentsel dönüşüm ve gelişimini-tamamlıyor!” şeklinde lanse etmek doğru değildir..Çünkü buna “kentsel dönüşüm ve gelişim” denmez/denemez! Kentsel dönüşüm ve gelişim bütün beldeyi kapsar ve insan eksenli olarak-safha-safha uygulanarak-hizmete sunulur..Çünkü Adıyaman’da şehircilik adına yapılanlar; Sistematik bir arz ve talepten ya da genel ve ya kısmi bir “kentsel dönüşüm ve gelişim olgusundan” kaynaklanan iş ve işlevler yumağı değil,bireysel ya da TOKİ tarafından geliştirilip/uygulanan noktasal hizmet alanlarıdır..

Ve bu genellikle de, bu işi meslek seçmiş paralı insanların kendi imkanlarıyla ve özellikle de rantsal talep ve beklentileriyle örtüşüp/yapılması öngörülen “parayı veren düdüğü çalar! Misal’li” imarlı/imarsız-bir yapılaşma anlayışından doğmuştur..Zaten,Adıyaman kentinin başına musallat ettirilen “kısır döngüsü” de tam bu anlayıştan doğmuş ve pervasızca da devam etmektedir.. Sayın Belediye Başkanlarının dediği keşke doğru olsaydı!

 

Ama ne yazık ki;Sadece,kent’in orasına/burasına yüksek(Beton)binalar yapmakla,birkaç yol ya da bulvar açmakla,park ya da çocuk bahçesi diye bazı alanları lale ve çiçeklerle süslemekle bu iş hayata geçirilmiş olmuyor! Bunun için; Kafaların da(ALGILAMA VE ANLAYIŞ BİÇİMİNİN) dönüş ve gelişimi de gerekmiyor mu?

Evet, Kent kültürü (ÖNCELİKLE)bunu gerektirir..Tabi ki eğer Adıyaman’ı çağdaş/medeni bir kent haline getirmek gibi bir derdimiz varsa..

 

Bu gün 1 Aralık ve Adıyaman’ın İl oluşunun 59. Ve Gazetemizin de (Adıyaman’da Bugün Gazetesi) 11.yıl dönümü  ve sanırım ki, önümüzde ki mart/2014 seçimlerinde; Mevcut Belediye Başkanı Necip BÜYÜKASLAN’IN yerine Av.Hüsrev KUTLU Ak partisi tarafından  aday gösterildiğinden, bu yıl 1 Aralık etkinlikleri de ortada kalacak ve yapılmayacaktır.. Gerçi biz o günü bir bakıma, gazetemizin kuruluş yıl dönümünü birkaç gün öne çekerek “30 Kasım c.tesi günü” yaptık, ama-beklentim, o günün de her yıl anlamlandırılarak-yaşanmasıdır..

Ama dedik ya; Belediye başkanlığı aday adaylığı yarışında favori olan Ak parti de “Hüsrev Kutlu’nun” aday olmasıyla, şimdilik “kavga bitti yorgan gitti..” görüşü hakim olduğundan, bu hengame de “Bir Aralık Etkinlikleri” de “Tüm Partilerle ST Örgütleri de dahil..” hiç kimsenin umurunda olmayacaktır..

Evet, Emmim oğlu Necip BÜYÜKASLAN sanırım ki, artık- görevini noktaladı..

Bu manada; “Ölü bizim Allah rahmet eylesin!” demekten başka elimizden bir şey gelmiyor..

Çünkü Biz zamanında; “Ona dediğimizi yüreklikle söyleyip-hesabını da ,Onu getirenlerle toplum vicdanına havale ederek, (O)defteri kapatmıştık”

Ve çünkü; gidenin de, ölenin de arkasından konuşmak gibi bir tavır ve tarzımız olmadığından, Onun yaptıklarının “taltif ya da taktir hakkı” da, onu getirip/götürenlerle Adıyaman halkında olduğundan– varsa hesabının da;Onu getirip/götürenlerle ilgililer tarafından sorulmasa bile, Yüce Allah tarafından mutlak sorulacağından eminiz..

Lakin; “Önümüzdeki 2014/Mart seçimlerinde kim (BELEDİYE BAŞKANI) olursa olsun, eğer o makamda rahat ve emin olmak ve oturmak istiyorsa; Olan/bitenin –Hesabından-da emin olmak zorundadır.. Bunun da tek bir yolu ve yöntemi var, o da;Ancak ehil bir(MÜFETTİŞ) marifetiyle Belediyenin geçmiş dönemlerindeki tüm hesaplarını masaya yatırarak irdeleyip/inceleyip ve raporlayıp-toplumla paylaştırmak-olmalıdır..”Çünkü ,sonradan topu taca atarak-geçmiş dönemlerdeki- Belediye Başkanlarını(Şevket GÜRSOY,A.Kadir KIRMIZI ve Emmimoğlu Necip BÜYÜKASLAN’I)suçlamanın,kusuru kendinden atmanın hiçbir anlamı kalmayacak ve bilakis-eğer varsa-suçu bizzat üstlenmiş olacaktır..

Seçimlerden sonra-Bu makama!

Hüsrev KUTLU MU gelir?

Zeynel BAKIR MI gelir?

Mehmet ERDEM Mİ gelir?

Ya da bir başkası mı? Bilemem..

Ama kim gelirse gelsin, dileğim; Bunu özen ve öncelikle yapmalarıdır.

Tabi, eğer Onlar da; “kendilerinden öncekiler gibi olmak ve anılmak” istemiyorlarsa..

Çünkü;

Kent kültürü-insana endeksli- yüksek bir yaşam standardını da gerekli ve şart kılar..

Kent kültüründen teberrüz ve tezahür eden “kentsel dönüşüm ve gelişim olgusunun” da buna uygun olması gerekir..O halde;Önce insani (evrensel) “anlayışın dönüşüm ve gelişim olgusunu” hayata geçirelim, sonra da “kentsel dönüşüm ve gelişim olgusunun” yapısal ve hizmetsel alanına yönelelim..

Bunu yapamadıkça,belki bir şey yaptığımızı zannederiz,lakin-yaptığımızın da ne bize,ne de başkalarına hiçbir yararı olmaz ve asla olamaz..

Aralık 2013’te  11.kuruluş yılını idrak ettiğimiz-Adıyaman’da Bugün Gazetesi-ile beraber orada yazı yazmakta olan ben de “Adıyaman’ın kentsel dönüşüm ve gelişim olgusunun” insani erdemliğin evrensel norm bütünlüğüyle hayata geçirilmesi adına– bu işin gönüllüsü olmayı,olmazsa olmazımız-saymışız.. Zaten, orada yazmamın bir nedeni de budur.

Çünkü,içinde yaşadığı yerel çevrenin “yapısal ve hizmetsel dönüşüm ve gelişim trendine” katkı yapmak-yerel basın ve mensubunun-da öncelikli görevleri arasındadır..

Bu manada;

Adıyaman’da Bugün Gazetemizin kuruluş yıl dönümünü,çevresine yaptığı ve yapmakta olduğu hizmet normuyla anıyor,yoluna kuruluş felsefesindeki ilkesel norm,desen ve heyecanıyla devam edeceğine de inanarak-kutlarken, ömrümü ve hasletimi hasrettiğim bu garip ve bikes memleketim  Adıyaman’ın da; Bundan böyle “ADAM GİBİ” Bir Belediye başkanı tarafından yönetilerek-insanını-medeni alemin çağdaş ve evrensel  iklimiyle buluşturmasını  yürekten istiyor ve şimdiden hayırlı olsun-diyorum..

NOT:Biliyorum,diyeceksiniz ki;Yahu,Sen yine durduk yerde (2013 yıllarındaki)“Emminoğlu Necip Beyi” yazmışsın-sanki O hala Belediye Başkanıymış gibi??

Evet/Aynen öyle!

Çünkü,doğrusu; “1 Aralık Gününün” Adıyaman için ne anlama geldiğini sanırım ki,her şeye rağmen-Onun “Necip BÜYÜKASLAN” dışında anlayarak anlamlandıran başka bir Belediye Başkanı çıkmadı ki-Ne öncesinde Ve ne de sonrasında..

Ve Çünkü;O’ndan sonra gelen “Sevgili Hüsrev KUTLU’NUN” ki(4. Yılına girecek)lakin adam gibi henüz“Belediye Başkanlığı”görevini yaptığına ve yapacağına dair en ufak bir emaresini bile göremedik ki;Hala Emmimoğlu Necip BÜYÜKASLAN’I arattığına ve Onun yaptıklarıyla oyalandığına göre-Ne diyelim yani! Yaptığı yeni bir şey varsa-söyleyin,neden yazmayım ki; Başım(Gözüm yazayım/Başım/Gözüm üstüne,yani söyletmeyin-Hoş Görün Beni..

SON/SÖZ;

“Adıyaman Ve İnsanı için ”1 Aralık”;İlk kez fark ettiği kendi “tarihi ve kültürel” zenginliğiyle beraber” Köylülükten-Kentliliğe doğru” yelken açarak-uygar dünyanın da gündeminde olan kentsel “değişim ve dönüşüm sürecini başlatmak üzere attığı çok özel ve anlamlı miladi” bir adımdır ki;Sürdürüldüğünde,Onu “muasır medeniyetler seviyesine” taşıyacaktır..

Adıyaman için “Bir Aralık Gününün” hala ne anlama geldiğini bilemeyenler;Ne Beni,ne Seni ve ne de Emmimoğlu Necip BÜYÜKASLA’LA Kendilerini asla ve kata bilip/anlayamazlar..

Anlayanlara;İl oluşunun 63.Yıl dönümü olan/1 Aralık 2017 günü/ kutlu ve umutlu olsun!

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/TESBİHAT..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” TESBİHAT Hangi Şey’e baksam seni görürüm Subhan’u-Elhamd’u-Allah’u Ekber O Şey’e …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir