Deniz: “İş Güvencesi, Milletin ve Devletin Bekası Noktasındaki Garantördür”

Eğitim Bir Sen Adıyaman Şubesi 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı dolayısıyla işyeri temsilcileri ile bir araya geldi.

İşyeri temsilcilerinin katıldığı toplantıda, iş güvencesinden performans değerlendirme taslağına kadar bir çok konu dile getirildi.

İşyeri temsilcilerinin memnuniyet, talep, öneri ve şikayetlerini dile getirdikleri anket çalışmasının da yapıldığı toplantıda Memur Sen İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Deniz, 15 Mayıs’ta belirlenecek olan yetkili sendika mutabakat çalışmalarında gösterdikleri gayretli çalışmalardan dolayı katılımcılara teşekkür ederek, “İş güvencesi kırmızı çizgimizdir. İş güvencesine dokunmak, kaosa davetiye çıkarmaktır. Sadece kamu görevlilerinin değil, milletin de hukukunu gözeten bir bakışla bunu söylüyoruz. Birçok sorunumuz var ve bunlara kalıcı çözüm bulunmasını istiyoruz. Performans değerlendirme taslağının bir an evvel geri çekilmesini, şiddete karşı seferberlik başlatılmasını, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesini, mülakatla atama yönteminden vazgeçilmesini talep ediyoruz” dedi.

Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Ali Deniz kariyer ve liyakati baz alan bir sistemin kurulması gerektiğini ifade ederek, “Sadakat ve güven ilişkisi, iş güvencesi temelinde yeniden şekillendirilmelidir. Ek gösterge adaletsizliği, kadro ve derece sistemi, ücret-emek ilişkisi insan onuru odağında, emeğin hakkını vermek amacıyla gözden geçirilmelidir” şeklinde konuştu.

“İş güvencesi, milletin ve devletin bekası noktasındaki garantördür”

İş güvencesini, milletin ve devletin bekası noktasındaki garantör değerlerden biri olarak gördüklerini kaydeden Deniz, kamu hizmetinin niteliğinin kamu görevlilerinin çalışma şartlarından bağımsız düşünülemeyeceğini, çalışanların motivasyonunu bozan açıklamaların, düzenlemelerin hizmetin niteliğini de olumsuz etkilediğini dile getirdi. Çalışanın iç huzuru sağlanmadan iş huzurunun sağlanamayacağına dikkat çeken Deniz, kamuda yaşanan sorunların bir an evvel çözüme kavuşturulması, bunun için de bürokratik sisteme neşter vurulması, kamu yönetiminin liyakat ve kariyer merkezli yapılandırılması gerektiğini vurguladı.

Her geçen gün artış gösteren ve daha çok eğitimcileri hedef alan çirkin olayların yanlış eğitim düzeninin sonuçları olduğunu ifade eden Deniz, şöyle konuştu:

“İstisna olması bile arzu edilmeyen olayların öğrenci, öğretmen, veli, yönetici arasında mobbingden öldürmeye varan çeşitlilikte meydana gelmesi, konunun çok boyutlu irdelenmesini zorunlu kılmaktadır. Şiddet, sadece eğitim kurumlarını ve camiasını değil, bütün toplumu etkiliyor. Eğitimle ortadan kaldırılacak şiddetin, eğitimi tehdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hâle getirmektedir.”

Performans değerlendirme uygulamasıyla öğretmenin itibarsızlaştırılmasının yolunun açıldığını, her türlü şiddete, tacize, baskıya açık hâle getirildiğini vurgulayan Deniz, “Öğretmeni güçlendirecek, donatacak, koruyacak tedbirler almak yerine onu hedef alan saldırılar karşısında sessizliğe gömülmenin akılla, mantıkla izah edilecek bir yanı yoktur. Bu mesele hepimizi, bütün toplumu ve geleceğimizi ilgilendirmektedir. Daha fazla zaman kaybedilmeden harekete geçilmeli; güvenli yarınlar için, geleceğimiz olan gençleri yetiştiren eğitimcileri şiddetten korumak için gereken önlemler bir an önce alınmalıdır. Performans değerlendirme taslağı da ivedilikle geri çekilmelidir” diye konuştu.

Mülakatla atama yöntemine de son verilmesi çağrısında bulunan Deniz, “Atamaların mülakatla yapılması, adayların kazanma ya da kaybetme nedeninin objektif bir şekilde izah edilememesi, birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen adaylarının farklı komisyonlarca bir kaç dakikalık mülakatla elenmesi hakkaniyete aykırıdır ve maşeri vicdanı yaralamaktadır. Ayrıca, bugüne kadar yapılan uygulama, atanan öğretmen sayısının iki katı tutarında Bakanlığa küskün ve toplumdan dışlanma tehlikesi yaşayan bir mağdur kitlesi oluşturmuştur. Vicdanları yaralayan mülakatla atama yöntemine son verilmeli, hakkaniyet, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre bir istihdam şekli düşünmelidir” dedi.

“Dini Bayramlarda ikramiye verilmesi Memur-Sen olarak son toplu sözleşme dahil geçmişten bugüne dile getirdiğimiz bir teklifti” şeklinde konuşan Deniz, “Teklifin emekliler yönüyle karşılanması mutlu ederken kamu görevlilerinin kapsama dahil edilmemesi önemli ve giderilmesi gereken bir eksiklik. 1 Mayıs’ta emek kesimine,kamu görevlilerine çifte bayram yaşatmak için Bakanlar Kurulu’nun oluşturduğu paketin kapsamına,son toplu sözleşmede Memur-Sen’in teklifleri arasında yer alan konular dahil olmalı. Türkiye’nin gücünden ve büyüklüğünden kamu görevlileri de pay almalı. Bakanlar Kurulunda karar verilen paketin kapsamına kamu görevlileri de eklenirse; 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı, Türkiye’nin Adil Paylaşma Bayramı mottosuyla da kutlanmış olur. Hem teklif hem de ısrar ediyoruz” dedi.

PHA

Bu Haberi Gördünmü!

ADIYAMAN ÇOCUK HAKLARI İL KOMİTESİ TOPLANDI 

Adıyaman Çocuk Hakları İl Komitesi Yürütme Kurulu olarak Nisan ayı olağan toplantısı yapıldı. Adıyaman Aile …