DEVRİMCİ MÜSLÜMANLAR-3

AGAH..

Agahım-agahi’yim bir hayal-ı sahi/yim;

Hak yoluna müptela pervasız bir rahi/yim.

 

Yapayalnız bikesim,lakin ahd-ı pahi/yim;

Ben “O” yola seferber-Halil İbrahimi/yim..

 

Hasretim çoktur benim,hicranımda bahi/yim;

Vuslatımın aşkına esen bir ervahi/yim..

 

Rotam yok-pusulam yok,ÇÖLLERDE serapi/yim;

Suya hasret devinen kırık bir sürahi/yim..

Bazen efkarında lal,kör/sağır nigahi/yim;

Bazen zikrinde bihalşükr-ü şikarmahi/yim..

 

Yaratılış sırrının “İBRETİNE” şahi/yim;

Hayat/memat yolunda bir“TERK-İ TERK” ahi/yim..

(İHB/Şiir Pazar Şiirleri-12/26 Eylül 2016-Adıyaman)

 

Yüce Allah buyuruyor ki!

“Ben insanları ve cinleri yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım!” (Ayet meali)

Buyurduğu bu İlahi mesajla da!

Kul’dan istenen, O’nun zengin ve varlıklı olması değildir.

Zira O,Allah tarafından-zaten “akıl ve nefisle donanarak” zengin ve şerefli bir varlık olarak yaratılmıştır..  O’ndan istenen; bu zenginlik ile bunu -O’na bahşeden “Yüce Allah’ı” fark ederek-çalışmak-üretmek ve bunu dünyanın imar ve inşası ile insanlığın ve tüm mahlukatın hayrına, Allah Adına paylaşarak-harcaması ile Allah’tan;çıplak olarak geldiği gibi”,yine “çıplak olarak” O’na geri dönmesidir..”(İşte;Yüce Allah’ın kul’undan isteği de sadece budur..)

—————————————————————————————–

HESAP..

Vakit akşam suları, güneş battı-batacak,

Ömürden “bir gün daha gitti” ve gelmeyecek,

“Ağa dayı” birazdan “HESAB’I” kapayacak,

Kasasında “kar mı var, zarar mı?” bilmeyecek..

 

Yüce Allah’ın(Kuran ayetindeki)bu ifadesinde-insanlar ve cinler tarafından-yerine getirilmesi istenen-birincisi yaratıcılık/yaratmak,ikincisi de kulluk/ibadet olmak üzere- iki eylem var..

Yaratıcılık ve yaratmak fiili akli(ilmi-bilimsel/bilgisel) bir zenginliğe,kulluk ve ibadet fiili de bu zenginliği kabul etmek ile onu kayıtsız/şartsız-kendine ve içinde yaşadığı çevreye- uygulamak yani-fayda ve yarar sağlamak üzere imar ve inşa etmek/ettirmek-yeteneğine sahip olmayı da gerekli ve şart kılar..

Allah ezeli ve ebedi olarak-kayıtsız/şartsız ve şeksiz/şüphesiz “Yaratıcılık ve yaratmak” ilmine sahiptir!

Allah; Mahlukatını yaratırken-kendisine ibadet etmeyi emrettiği insan ve cinleri-ibadet/itaat fiillerini yerine getirebilecek bir biçimde Onları-kendi varlıkların ile “kendisinin ezeli ve ebedi ilmi iradesinden yarattığı (kainatın) bütünsel varlığını” biliptanımaları ve kendilerine biçilen ömürlerini ikame ve idame ettirecek bir şekilde “akıl,nefis ve şehvetle” donatmıştır.

Şüphesiz ki;Yaratıcılık ve Yaratmak(yoktan var etmek) fiili sadece (Allah’a ait) bir eylem olsa da,O’nun-cüzi bir(sınırlı bilgi ve kavrama gücü)irade vererek-yarattıklarının da,kendi iradeleri ölçüsünde “var olanı” fark etmek,aramak,bulmak,anlamak ve onu işleyip-yeni şekiller,renkler ve desenlerle kurgulayıp- yapmak/yaratmak(Var olandan yeni bir şey üretmek..) eylemine sahip oldukları da bir gerçektir..

Yani,İnsan’da da;Yoktan var etmek şeklinde olmasa da-Allah’ın- kendisine verdiği cüzi iradesi “aklı” kadar (var olandan) yeni şekiller,desenler ve yapılar oluşturup/yaratmak gücü vardır.

Zaten insan bu yönüyle eşref-i mahlukattır!

Eğer insan kendisindeki bu zengin varlığı fark edememiş ve onu kendi hayatına ile çevresine de uygulayamamışsa, o zaman onun-bu özel ve özgün payeye- sahip olması ve onunla hayat bulması asla mümkün ve gerekli değildir.

Evet..

İnsan,Kuranı okuyup/anlayarak,kendi hayatına geçirip/rehber yaparak,onu yaşayıp/yaşatarak      -Eşref-i Mahlukat-payesine ulaşabilir ancak,çünkü;Beleşine verilen içi boş bir paye değil bu..

Şunu da bilmek gerekir ki!

Allah’ın ezeli ve ebedi kelamı olan Kuran;İnsanın (aklı /izanı ölçüsünde) çalışıp/üreterek-her iki alemde de mutlu/umutlu olmasını sağlayarak-onu insanileştiren kadim ve her türlü yeni gelişmelere açık bir “HAYAT VE YAŞAM” reçetesidir..

Kendini bilen;Bunu böyle bilir-ona sarılır,bu geçici(imtihan dünya hayatındaki)sınırlı ömrünü onun emir ve yasaklarına göre dizayn ederek-yaşar,selam ve selamete kavuşur..                Bilmeyen ise;Aklını nefsinin emrine vererek-dünyanın mal ve mülküne sarılır ve onun ağırlığı altında perişan olarak-ömrünü tüketir..

Evet!

Alemlerin “Yaratılış” serüvenine baktığımızda;Adem’den bugüne,Allah’ın “Kuran’ın” hükmü ahkamının (cüzlerinin) bütün kainatı sardığını ve görünenin,onun-görkemli ve ibretli –birer (ayet’i) olduğunu görürüz..

Lakin;Onu okuyup/kavrayarak-hayatlarına adapte edenlerin(Allah dostlarının)yanında, buna lakayt ve bigane kalarak-dünya malına tapınan– gafil ve nankör insanı da..

Halbuki!

Kuran; Dünyayı/geçici olan bu imtihan mezrasınımal/mülk ve makam/mansıbını da insan için-ibret ya da işret, yani zulüm ve yanmak yeri olarak-tarif ve tasnif ediyor!

Mesela;

Bunun için “Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin/MARİFETNAME” kitabı(say/421-442’de Birinci Nevi; Dünyanın fani,mergup,bulanık,karanlık,şeytanın tuzağı,hayvani eğlenceler, insani hayaller yeri olduğunu Kur’anı kerim ve hadisi kudsilerle bildirir) bakmak yeterli olacaktır-sanırım.

Ben bunun tafsilatına girmeyeceğim..Zira,ne sabrım, ne de sütunum buna uygun değildir..  Ve zira, ben iktibası da fazla sevmem ve ancak ondan anladığımı yazan biriyim..Bu nedenle de orada “dünya malı ve sevgisiyle ilgili” bazı ayet ve hadisleri hatırlatmakla yetineceğim.. isteyen araştırıp-okur,anlar ve gereğini yapar,istemeyen de yapmaz ve hiçbir şey yokmuş gibi hayatına devam eder..

Sonuçta;Herkes de kendi yaptıklarıyla anılıp-anlamlanacağına göre!

Yani;Bizim görevimiz sadece hatırlatmak olacaktır..

İşte o ayet ve hadislerden bazıları;

Al-i İmran suresi/14.16.196.ve 198.ayetler,En’am suresi/32.ayeti,Enfal suresi/28.ayeti,        Tevbe suresi/24.ayeti,Yunus suresi/58.ayeti,Rad suresi/26.ayeti,Nahl suresi/96.ayeti,

Kehf suresi/46.ayeti,Kasas suresi/60.ayet,Lokman suresi/33.ayeti,Rum suresi/7.ayeti,     Şura suresi/25.ayeti, Hadid suresi/20.ayeti,Cuma suresi/son ayeti,Tahrim suresi/8.ayet, Kıyamet suresi/20.ayet,Nazırat suresi/37.ayeti,A’la suresi/16.17.ayetleri,Duha suresi/4.5.   ayetleri,Tekasur suresi/1.ayeti,

Ve bir çok hadisler….

Onları da zahmet edip-Siz araştırıp-okuyun,anlayın ve gereğini yapın ya da yapmayın..

“Bütün bu ayet ve hadisler dünya ve malının hiçliği ve değersizliği ve buna rağmen hesabının zor ve verilemez olduğuyla ilgilidir..”

Peygamber efendimiz(ASS) bir hadisinde;”Siz eğer hesap gününün azamet ve zorluğunu bilseydiniz, üstünüzdekileri de çıkarır-oraya(Ölüme) çıplak olarak-gerçi öyle de gidiyoruz ya-giderdiniz!”demiş..

Demiş lakin; O’nu-dinleyen kim,anlayan kim,hayatına adapte edip- uygulayan kim!

Demiş lakin;Etrafımız/ülkemiz ”Allah’ı,Kuranı ,Peygamberi ve kutsal ahkamını” dillerinden hiç düşürmeyen ve onu makam ve mansıplarına payanda yapan softa-din bezirganı-gafillerle çevrilmiş!

-Halbuki İslam din’i; Ortaçağ– Arabistan karanlığının- üstüne nurlu bir güneş gibi doğarak,var olan mevcut-zalim/ceberut düzenleri putlarıyla beraber- yerle bir etti ve insanını karanlıktan çıkararak– uygar/medeni(Yesrib’i Medine yapan)bir iklimle- buluşturmuştur!

Halbuki Kuran; Kendisine tabi olanı “eşref-i mahlukat payesiyle” onurlandırmıştır!

Halbuki Peygamber; Bütün yaratılmışlar için “Adil ve Hakça” bir düzenin temelini atmıştır!

-Halbuki insanlık;Bu değerlerle mücehhez ve muhkem/mükemmel kılınmıştır!

Zaten bu nedenle de-Kur’anın insanlığa indiği-asra;Asr-ı saadet(Kurtuluş Ve Mutluluk asrı..) diyoruz..

Ama olmadı-olmuyor!

Allah Adem’i yaratırken,Şeytan itiraz edip “Yarabbi ben sana yetmiyorum ki-Adem’i/insanı yaratıyorsun,O yeryüzünü kana bulayacak ve orayı-yaşamsız kılacaktır!”demiş..

Allah’ın sırrından sual olunmaz-yaratmış-işte..

İslam din’i ve fıtratı üzerine yaratılan İlk insan/peygamber Hz. Adem’den-günümüze kadar       –hiçbir hak dostu- dünya malına ve onun makam/mansıbına zerre kadar değer vermemiştir..

Dünya malına-Mesela!

Peygamberimiz başta olmak üzere hiçbir peygamber değer vermemiştir..

-Onların hak dostları,Veliler,Evliyalar ve Evlad-ı İyalleri değer vermemiştir..

-Onların yolunda olanlar da değer vermemiştir ve veremezler..

Peki; “İslam coğrafyasındaki bu şatafat,bu mal düşkünü temayül ve tezahür,bu israf, bu neme lazımcılık,bu aymazlık ve kıyım neden?”

Hz. Peygamber (Muhammed Mustafa ASS) biç bir zaman rahat bir hayat yaşamadı/yaşamak istemedi..Ve (O) aynı zamanda bir devlet başkanıydı:Neyi varsa etrafındakilerle paylaşırdı..

İlk Halifeler Hz. Ebubekir Mekke’nin zenginlerindendi,Hz. Osman da..

İslam adına “Mallarını” seve-seve harcamadılar mı?

Halife/Devlet başkanı Hz. Ömer ve akabinde de Hz. Ali-zengin değillerdi,ancak-çok mazbut ve sade bir hayat yaşamadılar mı?

Geçmişte, bu önder ve örnek insanlar; Aslında ortaçağ karanlığına bir devrim etkisi yaparak geldiler ve gerilerinde de çok önemli kalıcı mesajlar bırakarak-çekip gittiler..

(Allahın selamı üzerlerine olsun!)

Bu günümüze baktığımızda ise; Din’in-istisnalar hariç olmak üzere-sanki bir geçim/kazanım aracıymış gibi kullanıldığını/kullandırıldığını, buna din ehlinin(Diyanet İşleri Başkanlığının) ve Din Uleması ile Üniversitelerin(İlahiyat Fakülteleri)de hiçbir ses çıkarmadığını üzülerek-görüyoruz.

Din’i; Biçimsel,pahalı,görkemli ve tahrik edici  bir “birkaç metrelik başörtüsüne ya da birkaç tüyden kıldan ibaret sakala sığdırıp” kılıflayanların da yaşayacağı ve yapacağı “İslam” demek ki- böyle oluyormuş..

Bu (Son iki paragraftaki)dediklerimize de..

Ülkemize Ve Milletimize kastetmek üzere(15 Temmuz 2016’da)darbe teşebbüsünde bulunan “FETO Ve FETÖ’NÜN, İnsanları-Allah Ve Diniyle-aldatan”güruhu en bariz bir örnektir ki; Onu Ve Avanesinin,Türkiye Ve dünya’da(40 yıldan beri Din’i/İslam’ı alet ederek..) ne halt yediğini bilmeyenler-Okuyup öğrensin ve ibret alsınlar..

SON/SÖZ;

Dünya’dayken; Mal’a ve mülk’e,makam ve mansıba tapınanlar(Ahret’te) yine Mal/mülkle,             Hakk’a tapınanlar ise,ancak Hak’la hesaba çekileceğini-asla unutmasınlar ve unutmamalıdır!

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

KÜÇÜK ŞEYLER/SİYASAL SATRANÇ?

“Güç kimdeyse Dünya Onundur..” Sayın Cumhurbaşkanımızın,bir süre önce- yerinde ve zamanında-söyledikleri çok güzel ve anlamlı/Veciz …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir