DİN İNSAN VE HAYAT

“Sen doğarken her kes güler,Sen ağlarsın;                                                                   Ölürken-her kes ağlasın,Sen güler ol!”(Hz.Mevlâna)

DİN VE VİCDAN OLGUSU?
-Allah’ın indinde(İrade ve ifadesinde)din İslamdır;
-İslam selamdır;
-Selam, sağlık,esenlik ihsan ve ikramdır;
-İkram,Sende olanı (karşılık beklemeden/Allah adına)başkalarıyla paylaşmaktır;
-Paylaşmak, erdemliktir;
-Erdemlik ise, “Adam” olmaktır..
Lakin:
ALLAH’IN,bunu (DİN’İ) anlamamız ve gereğini yapmamız için vermiş olduğu büyük emanete(Akıl/ferasete)rağmen,(Din’in ne olduğunu)anlamıyor,anlamak istemiyor ve bu nedenle de asla “ADAM” olamıyoruz!”
Zaten;
“Millet ve Ümmet olarak bir türlü iflah olamamızın ve iki yakamızı bir araya getirememizin asıl nedeni de bu değil mi?”
Hani..
Din,İnsanın iki cihan saadeti için de özgün ve özel bir kurtuluş ve mutluluk reçetesiydi;Hangi din,nasıl bir kurtuluş ve mutluluk reçetesi-hani nerde??
Heyhat ki,heyhat!

Mürşit mi arıyorsunuz;Size yol gösterecek bir rehber mi bekliyorsunuz?
-İşte Size,aradığınız “O” mürşit Allah’tır ki;İçimizdedir,bize şah damarımızdan da daha yakındır,
-İşte Size,beklediğiniz “O” yol gösterici “Onun Kelam-ı kadimi” Kurandır; Kitab-ı Kainattır ve bizzat insanın kendi(akli,ruhi ve bedeni)varlığıdır..
Çünkü,Allah İnsanların dikkatini (3)kitaba(Kainat,Kuran ve İnsan’a) çekerek Onları (Peygamberleri vasıtasıyla)irşat etmeyi murat etmektedir..

Yani..
1-Yarattığı ve sonsuz nimetiyle donatarak insanın fayda ve yararına sunduğu kainat kitabına(doğa ve hayata),
2-İndirdiği kitaba/dine(Kurana),
3-Ve bizatihi insanın kendi harika ve zengin (ruh,akıl ve anatomik) yapısına çekerek,onları(Bu üç kitabı) okuyup anlamak ve gereğini yapmak üzere yol göstermektedir ki,Bu üç kitabın da rehberi(en iyi okuyanları,en iyi anlayanları ve en iyi uygulayanları)şüphesiz ki peygamberlerdir..

Soru:
“Peki, bundan böyle Peygamber gelmeyeceklerine göre,insanlar mürşitlerini nasıl ve nereden bulup irşat olacaklardır?”
Cevap;
“Kuranın ilmi bir mecra ve mezrasının genel açılımı ve uygulanmış görkemli ve sanatsal yüzünün eşsiz bir planı olan Kainat ile,insanı insan eden bütün ilimleri içinde barındıran mücmel ve mükemmel bir hayat kitabı olan bilhassa Kuranın kendisi ve fıtratı(yaratılışı) itibariyle “İstesin/istemesin” bu her iki kaim ve kadim kitaba da muhtaç ve muhatap olmak durumunda olan insan var oldukça-Peygamberliğin rol ve misyonu sonlanmayacak ve irşat kapısı kapanmayacaktır,çünkü;Bu (3)Kitap var olup yaşadıkça “yeni peygamberler gelmese bile,ki gelmeyecektir” Kuran ve insanla beraber “Peygamberlik/Risalet makamı” da aynen yaşayacak ve yaşatılacaktır..
Ve çünkü..
“Bütün İnsanlar/Müslümanlar Peygamberlerin varisleridir..”

Şimdi şunu soralım;
“Peki bütün Müslümanlar peygamberlerden ve bir mürşit-i ekber ve ekmel olan peygamberimiz Hz. Muhammed’den(sas)kendilerine miras kalan bu veraset bütünlüğünün acaba ne kadar farkında,farkındaysa ne kadarını ifa edebiliyor ve acaba gerçekten de ifa edebiliyor mu?”

Hiç sanmıyorum.. Kendim dahil hiç birimiz bunu yeterince ve istendiği gibi yerine getirmiyoruz ve getiremiyoruz..

Peki neden???
Çünkü..
Şimdi İslam Aleminde ve sözde Müslüman beldelerinde (2)Din var;Birisi Allah tarafından indirilen ve kuranla belgelenen kaim ve kadim din İslamiyet,diğeri de Gücü elinde tuttuğunu zanneden “Riyakar,Zalim ve Gafil” Yöneticilerin “Kral,Sultan,Şeyh ve Emirlerle devlet Başkanları tarafından uydurulan ve siyasal ikballerine baht ve payanda yapılan sanal,sahte ve garip bir din..

Allah’ın ezeli ve ebedi ilm-i iradesinden “İNDİRİLEN” dinine ve dinin reçetesini bize açıklayan kurana göre;Mülk(yaratılan her şey) sadece Allah’ındır ve ancak bütün canlılar(İnsanlar,hayvanlar ve Bitkiler)yararlansınlar diye var edilerek,onun taktir ve tasarrufu görevi de “akıl sahibi” insana bahşedilmiştir..
Mülkün taktir ve tasarrufta her insan “aklı ve feraseti kadar” görevli ve sorumlu olmak ve gereğini yapmak(çünkü,akıl ve ferasetten yoksun olanlar her çeşit görev ve sorumluluktan mazur ve masundur..) üzere;
1-Yöneticiler yönetilenlere karşı adaletle(eşitlikçi bir anlayışla) hükmedecek,onları koruyup kollayacak,huzurlu ve mutlu olmasını sağlayacak, “Allah’ın mülkünü” akıl ve ferasetle sevk ve idare edecektir..
2-Zenginler; varlıklarının, Allah’ın bir emaneti olduğunu,içinde yoksulların hakkının olduğunu ve kendilerinin sınanması için verildiğini bilecek,onu insan ve çevrenin (dünyayı imar ve inşa etmenin)yararına kullanacaktır,

3-Ve de(böyle olunca) Fakir ve yoksullar da buğz ve nankörlük yapmayacaktır.
Yani;
-Yönetenler yönetilenlere,
-Akıllılar akılsızlara,
-Alimler cahillere,
-Zenginler fakir ve yoksullara,
-Güçlüler güçsüzlere,
-Ve bütün insanlar çevreye(doğa ve hayvanlara)karşı görevli ve sorumludur ve Allah’ın mülkünde(Geçici dünyada)Allah’ın mülkünü(Görünen,bilinen ve varlığı hissedilen her nimetini)canlılar arasında Adaletle hükmederek sevk ve idare etmek
zorundadır..
Evet..
Allah tarafından insanlara “İNDİRİLEN” din özetle bunları emreder…

O halde..
Biraz da, gözünü geçici dünyanın mal ve makamı bürümüş,Allah’ın mülkünü kendi mülkleri zanneden gafil ve aç gözlü bazı insanlar “Yöneticiler ya da zenginler” tarafından kendi dünya saltanatlarına payanda yapılmak üzere “UYDURULAN” sanal/sahte dinlerine bakalım;Nasıl algılanıyor ve nasıl uygulanıyor?
Bu dini uyduranlar da şüphesiz ki,gerçek dinin/kuranın “Ayetlerinden“,İnsanların mürşit-i ekberi olan Hz.Peygamber’in (sas)Hadislerinden,mezhep İmamlarının ve Allah dostlarının öğretilerinden(İçtihat ve Rivayetlerinden)haberdar oldukları ve bildikleri için,işlerine/menfaatlerine geldikleri gibi “Onları” alır,çarpıtır ve yanlarına alabildikleri Alim/Ulama kılıklı softa ve düzenbazların Din Bezirganlarının marifetiyle (Güya)meşrutiyette kazandırarak sahte dinlerini uydururlar..
Gerçeği(Din’i) bilenler bunları bilirler ve aldanmazlar,ancak;Bihaber olanların,lakayt kalanların ya da bilmekle beraber “makamlarını kaybetmek korkusuyla” hiç ses çıkarmayanların bunlarla aynı saflarda yer aldıklarını söyleyebiliriz..(Allah korusun)

Bugün İslam alemi bütün varlığıyla anlamsız bir kaos ve kabusun içinde çaresizce kıvranıyorsa;Bilin ki müsebbibi bu zalim ve gaddar yöneticilerle bunlara destek ve güven veren korkak,pısırık ve kişiliksiz sahtekar “Müslüman kılıklı” Alimlerdir..
Hani diyor ya; “…İlmiyle amel etmeyen Alimler de helak oldu!”..
Allah toplumları böyle Alimlerden korusun..
Evet..
Benim anladığım bu;Yoksa,her iki dünya saadetini müjdeleyen bir dinin mensubu olanlar(Müslümanlar)bu kadar derin ve kısır bir döngünün içinde debelenip dururlar mıydı ve geçici dünya menfaatleri uğruna idraklerini emperyalist güçlerin emrine vererek ve de beldelerini onlara peşkeş çekerek insanlarıyla beraber zelil ve perişan ettirirler miydi hiç.
O halde..
Kim hangi dini istiyorsa onu alsın;Ya kurtulsun,ya da hesap gününde yaptıklarıyla yüzleşmeye hazır olsun..

SON/SÖZ;

Dün “Asr-ı saadette” fakir ve yoksun Müslümanlar tarafından zirveye taşınarak dünya insanını irşat eden İslam dini,ne yazık ki bugün “uzay çağını” yaşayan güya zengin/medeni İslam liderleri elinde-Onların Sultasına payanda yapılarak- garip ve tanınmaz kılınmıştır..

Ne diyelim;

Din Ve Din gününün sahibi olan Yüce Allah’ın da-Hesap Gününde-Bu gözü dönmüş “Katil/Diktatörlere” söyleyecek bir çift sözü olacaktır elbet.. 
Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/TESBİHAT..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” TESBİHAT Hangi Şey’e baksam seni görürüm Subhan’u-Elhamd’u-Allah’u Ekber O Şey’e …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir