DİN’DE GÜNCELLEME OLUR MU?

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!”

Sayın cumhurbaşkanı,zaman zaman toplumu da gerdiren bazı-kendini,hakını ve haddini bilmez-din adamı kılıklı insanların toplumdaki yersiz,yavan ve afaki konuşmaları üzerine-O güruhun da dediklerini  anımsatarak- birkaç gün önce; ”Din anlayışı da,artık yeni yorumlarla güncellenmelidir!dedi .Ve akabinde de, aslında bunun daha önce yapılması gerekirdi,diyerek de-bu işle görevli ve bir bakıma sorumlu da olan-Diyanet İşleri Başkanlığıyla Din Ulemasına yani bu işin yapmakla mükellef olanalara(Müçtehiti olabilecek insanlara)bir bakıma da (İçtihat kapısını)gösterdi;Dini yeniden yorumlayarak çağın/asrın idrakine sunsunlar diye..

Bence Sayın Cumhurbaşkanımız,hem müslüman bir insan olarak,hem devlet başkanı olarak; Toplumun huzur ve sükununu temin etmek amacıyla,olmuş ve olması muhtemel böylesine yersiz/gereksiz toplumsal kaygıları da tamamen ortadan kaldırmak üzere-görevli ve sorumlu olduğu-makamının da gereğini doğru yaparak bu işe müdahil olmuş ve üstüne düşeni de söylemiştir..

Ne yapsın yani?

Çünkü..

Bu konuda,Ondan başka hiçbir kişi ve kurumun sözü ve tespiti bu kadar etkili olmaz ve olamazdı

Zaten eğer olsaydılar,ortaya çıkarlardı;Demek ki yoklar,ki-Bu işi de bir Sayın Cumhurbaşkanı yüklendi

Hani nerdeler??

Gerçekten merak ediyorum..

Mesela

Diyanet İşleri Başkanlığı, Din Uleması,onlarca İlahiyat Fakülteleri Ve onların kendilerini yere/göğe sığdıramayan Saygın Prof.ları hani nerdeler..) ;Şimdiye kadar olması gerekmez miydi?

Evet..

Bence,Sayın cumhurbaşkanı üstüne düşeni yapmıştır,umarım ki;Bu,yapılması gereken çok nazik,önemli ve anlamlı iş de söylemde kalmasın..

Tabi ki bunu,herkes de işine/meşrebine,izan ve insafına geldiği gibi anlayıp yorumlamaya başladı ve o zaman da; İş rayından saptırıldı..

-Kimileri diyor ki;Din kati,kesin,şaşmaz bir Allah buyruğudur asla değiştirilip, güncellenemez!

-Kimileri de; Memlekette bunca Alim/Ulema varken ve cumhurbaşkanının da sırtında o kadar ağır devlet ve hükümeti sevk ve idare etmek yükü varken, bu işi gündeme getirmek,içtihat kapısını göstermek;Cumhurbaşkanına düşer mi? Diyorlar..

Eh insan bu,dilin kemiği mi var;İçinden geleni söyler mi,bazen söylüyor işte..

O zaman biz de bir şeyler söyleyelim;İçimizden geleni ölçüp/biçerek-eksiğimiz gediğimiz olursa-hoş görülsün,sonuçta din ulemasından değiliz biz..

Evet..

Sanıyorum ki..

“Din’in kadim ve kat’i temel ilahi/ahlaki-yaşamsal ve evrensel- mesajı hiç bir güç ve irade tarafından asla ve kat’a değiştirilemez,fakat her çağın-teknolojik ve kültürel değişim ve dönüşüm sürecine paralel olarak-değişebilen insanının  ahlaki ve ameli anlayışını da karşılamak üzere;Müçtehitlerin(Din Ulemasının), dinin ruhuna uygun olarak yaptıkları yeni içtihatlarla (algı,tespit ve yorumlar) toplumların ahlaki ve ameli algı ve anlayışlarında-dinin örf ,adet ve adabında-gerekli güncellemeler (değişimler) yapılabilir.. “

Ve sanıyorum ki;Sayın cumhurbaşkanının da dedikleri böyle bir değişimdir, yoksa dinin kati ruh ve normunu değiştirmek falan değildir ve olamaz da

Zaten,bu nedenle(Din’de,içtihat kapısı her zaman açık tutulmuştur.)Ki, bu da bize;(Din’in,her çağ’ın/asrın idrakine ve gelişmesine uygun ve her insanın da arz ve talebiyle örtüşecek kapsamlı,telkin,tatmin ve teskin edici-mutlak ve de anlamlı-bir cevabının olduğunu) gösterir..

O zaman bizde buradan Sayın Diyanet İşleri Başkanına ve de ilgili gördüğümüz ya da bu konunun ilgi alanına giren,girmek isteyen Alim/Ulema’ya buradan bir çağrı yapalım,Çünkü;İçtihat kapısını zaman-zaman çalacak olan-herkesten önce onlardır,her Müslüman gibi ilgilense bile-Sayın cumhurbaşkanı değildir..

Evet..  

 SEVGİLİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANIMIZ,BİLİRSİNİZ Kİ“İÇTİHAT VE İRŞAT KAPISI” SİZLERE HER ZAMAN AÇIKTI,ANCAK-O KAPIYI ARDINA KADAR AÇMANIZ İÇİN ;İLLA Kİ SAYIN DEVLET BAŞKANIMIZDAN BİR-İŞARET-İ İCAZ MI-BEKLEMENİZ GEREKİYORDU?
MADEM Kİ O KAPIYI AÇMAYA NİYETİNİZ VAR;HİÇ OLMAZSA BUNDAN BÖYLE -BİR DAHA KAPANMAMAK ÜZERE- ONU AÇIK TUTMAYA GAYRET EDİNİZ BARİ..
YOKSA!
HALİMİZ HARAPTIR;MEYDAN BU KEZ DE “FETÖ’DEN TÜREMİŞ” YENİ NASİPSİPSİZLERE KALIR..
UMARIM BAŞARIRSINIZ..
ALLAH YARIMCINIZ OLSUN..

KADINLARA POZİTİFAYRIMCILIK VE İDARİ VE SİYASAL GÖREV KOTASI

Ben,kadınlar için istenen sosyal “pozitif” ayrımcılığın da,siyaset ve iş aleminde ayrılması düşünülen “kota” sistemini de kadının eşitliğine, yaşamsal hak,hukuk ve hürriyetine yani;Onun kişilik haklarına,onur ve haysiyetine-kastedilerek indirilmiş bir darbe sayıyor-insani ve ahlaki bulmuyor ve kınıyorum..
Çünkü..
-Kadınların da erkekler gibi ,sahip olduğu eşit yaşamsal,sosyal ve kültürel hak ve yükümlükleri vardır bunlar yasalarla da (Eşit yurttaşlık esasına göre)teminat altına alınmıştır..
-Geleneksel toplum yapısının meydana getirdiği şartlar gereği çalışma alanında (siyaset,kamu ve özel sektörde)bariz bir gerçeklik olarak her ne kadar-erkek egemen-bir sınıfın varlığının,onun etkin güç,kuvvet ve hakimiyetinin-kadınlar aleyhine-devam ettiği doğru ve müessir olsa bile bu hal;Erkeklerin kadınlardan akıllı,yetenekli ve üstün olduğunu ve kadınlara-sanki Ulufe dağıtır gibi sosyal ve siyasal hayatın içindeki bazı hak ve yükümlülükleri infak hakkını asla veremez,zira;Kadınlar zaten bu haklara-Erkeklerle-eşit olarak sahiptir
-Ve çünkü,Yüce Allah’ın-yaratılış ve imtihan -hikmetinin gereği olarak yaratarak bu aleme-sınamak üzere-rol ve misyonla da yükümlü tutarak ibretle gönderdiği insanı-görev ve sorumluluğu gereği verdiği fiziksel görünüm ve bedensel güçle onlardan yapmasını istediği bazı özel (sosyal ve ailevi hak ve görevler) dışında (Kadın/Erkek)ayrımını yapmamış  ve kendine muhatap olarak da sadece erkek ya da kadını değil bütün insanları almıştır..
“Zaten modern devletlerin yaptığı da budur aslında,yani devletler de; İş ve eylemlerini toplumlarına arz ederken de, toplumlarından taleplerini isterken de erkek ya da kadınları değil genel olarak sosyal hayat içindeki bütün yurttaşlarını kendilerine hedef ve muhatap seçerler..”
O halde..
Erkekler hangi hak ve yetkiyle kadınlara pozitif ayrımcılık istiyor ve hangi güç ve kudretle (sosyal ya da siyasal alanda) kadın kotası taktir ediyor ve edebiliyor..
Gerçekten de çok merak ediyorum,lakin kadınların bunu içlerine sindirmelerine de hayret ediyorum;İnsan, hiç olmazsa her şeyi kendi tekelinde zanneden bunlara bir iki söz söylemez mi yani-saygıdeğer kadınlar..??

SON/SÖZ;

Bir yazımızda;”İçtihât kapısı” açıktır ama,o kapıyı açacak-Müçtehit yok bizde demiştik.Bizi teyit ettikleri için Sn C.Başkanına teşekkürler.

NOT;Bu konuyu zaman-zaman neden gündeme taşıyarak-anımsattığımı merak edebilirsiniz,söyleyim,çünkü-Din;Ahlakımızı tamamlamak ve her iki dünyamızı da mamur ve makbul etmek üzere indirilmiş-anlaşılıp/yaşanmaya,yaşatılmak üzere uygulanmaya matuf  algısal kural ve kuramlardan(Emir veyasaklardann)  müteşekkil bir hayat/memat reçetesidir ki, dün olduğu gibi bugünde-hala  ona çok ihtiyacımız var..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

1.CUMHURİYETTEN 2.CUMHURİYETE YÜRÜMEK..

MEMLEKET TÜRKÜSÜ… “Memleketimin ümrana müptela-Muasır Medeniyetler Hedefi, 1071’de yazıldı-Güçbela;On Asra kazıldı-Bitmedi hala..”   Bulutlar raks …