Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Cahit Gökalp: “Dünya Diş Hekimliği Günümüz Kutlu Olsun

Adıyaman Ağız ve Diş Sağlığı hastanesi başhekimi Dt. Cahit Gökalp, ‘Dünya Diş Hekimliği Günü’ nedeniyle basın açıklaması yaptı.

Gökalp “Diş hekimliği eğitimin başladığı tarih 22 Kasım 1908 olarak kabul ediliyor. Çoğu dünya ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de 22 Kasım ‘Dünya Diş Hekimliği Günü’ olarak kutlanıyor” dedi.

Gökalp, merdiven altında yapılan diş hekimliğinin insan sağlığı açısından büyük risk oluşturduğuna dikkat çekti.

Diş hekimliği mesleğinin sıkıntılarına işaret eden Gökalp, şunları söyledi:

“Bu mesleğe şevkle geldik. Herkesin bir aşkı vardır. Bizim aşkımız beyaz önlüktür. Beyaz önlüğü giymek için elimizden gelen her türlü fedakarlığı yaptık ve yapıyoruz.

Bu memleket bizim. Kavga dövüş veya siyasete zaten bir nebze de olsun girmek istemiyoruz. Biz siyaset dışı bir politika izlemeye çalışıyoruz. 40-50 yıl öncesi problemiz halen devam ediyor. Merdiven altı, çantacı dediğimiz kesim rahat çalışıyor. Benim hekim arkadaşımdan çok daha rahat çalışıyor. Çünkü vergisi yok, diploması yok. Sadece bir teknisyenin yanında yetişmiş. Hatta neredeyse kanal tedavisine kadar yapan var. Merdiven altındaki kaçak dişçiler dediğimiz kesim, halen devam ediyor. Arabalarının bagajlarında diş çekim aletleri geziyor. O diş çekim yerlerinde her türlü mikrop var. Buna devletin bir el atmasını istiyoruz.” Dedi.

Gökalp dişçiliğin tarihçesinden bahsederek “ Diş hekimliği tarihi; diş hekimliğinin tarihsel gelişimini incelemektedir. Diş hekimliği tarihi ile ilgili en eski kayıtlara Mısır’da rastlanmaktadır.İmhotep bilinen ilk hekimdir. MÖ 2700 yıllarında Mısır’da yaşadığı kabul edilmektedir. İmhotep’in yaşadığı dönemde Mısır’da hekimler göz hekimi, barsak hekimi, diş hekimi… gibi branşlara ayrılmışlardır. Bilinen ilk diş hekimi Hesi-Re yalnızca diş hekimi değil aynı zamanda Krallığın Bekçisi gibi 13 resmi unvana sahip oldukça yetkin bir hekimdi.

Mısırlılar pek çok konuda olan gözlem ve deney merakını diş hekimliğinde de göstermişlerdi. Apse drenajı yapmışlar, çağdaş diş hekimliğinde köprü olarak ifade ettiğimiz uygulamanın ilk deneyicileri olmuşlardı. Hatta Ebers Tıp Papirüsü içindeki bilgiler göstermektedir ki ağız ve çenenin cerrahisi ile ilgilenmişler, “sabah kahvaltısında ağız temizliği yapılmalıdır, ağız temizliği diş temizliği demektir.” gibi ifadeler kullanmışlardır.

Diş hekimliği Mısır’lıların ilgisini çektiği kadar Mezopotamya uygarlıklarının da ilgisini çekmekteydi. Ancak Hammurabi yasaları dolayısı ile Mezopotamya’da gerek diş gerek tıp branşlarının cerrahisi çok fazla gelişmemiştir. Çünkü Hammurabi yasaları hekimlere yasal sorumluluk koyan tarihin ilk yasalarıdır.

Hammurabi yasaları’nda diş hekimliği ile ilgili konulara 2 madde ile değinilmiştir.

Yasa 200: Eğer bir kişi kendisiyle aynı sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse onun da dişi çekilir. Yasa 201: Eğer bir kişi kendinden daha alt sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse 166 gr. gümüş öder. Aynı yıllarda Çinliler dünya tarihinin bilinen en eski tıp eseri olan Nei-Ching’i yazmışlardır. Çinliler ağız hastalıklarını; iltihapsal hastalıklar, yumuşak doku hastalıkları, diş çürükleri olmak üzere 3’e ayırmaktalardı. Çinliler diş hekimliğine katkılarını sadece bu eserle yapmamış yüzyıllar sonra 15.yüzyılda çağdaş anlamdaki ilk diş fırçasını yapan ulus olarak diş hekimliği tarihine geçmişlerdir. Amalgamla dişlerin doldurulması fikri de Çinlilere aittir. Amerika kıtasında yer alan topraklar üzerinde hüküm sürmüş olan İnkalar, Aztekler ve Mayalar daha çok doğaüstü güçlerle diş tedavisi yapmaya çalışmışlardır. Savaşçı bir toplum olan Aztekler, saç telini kullanarak şimdiki cerrahi dikişlere benzeyen dikişler atmışlardır. Bu eski uygarlıkların önemli yönleriden biri de ağız sağlıklarına verdikleri özel önem vermişlerdir. MÖ 2000 yıllarına gelindiğinde ise Hipokrat’la beraber Yunanistan’da bu yıllarda Cos adasında ilk tıp okulunun açılması ile çağdaş tıbbın temelleri atılmıştır. Yunanistan’daki gelişmeler Romalıları, Etrüskleri ve İtalyanları etkilemiştir.

MS 7. ve 15. yüzyıllar arasında diş hekimliğindeki en büyük gelişmeler Müslüman ülkelerde olmuştur. İslamiyetin temizlik ve ağız sağlığına verdiği önemin bu bilimin gelişmesindeki en önemli etken olarak görülmektedir.Müslümanlar’ın günde dişlerini en az bir kere misvak ile fırçalamak zorunlulukları vardı ve ağız bakımına önem verdiği halde ağız kokusu gitmeyen kişinin eşi bunu sebep göstererek boşanabilmekteydi. Tabari, Razi, Ali bin Abbas, Zehravi, İbn-i Sina, Abdüllatif, Hekim Ahmedi, Akşemsettin, Sabuncuoğlu gibi Türk ve İranlı Müslüman hekimler tıbbın ve diş hekimliğinin gelişmesine bu dönemde büyük katkı sağlamışlardır.

  1. yüzyılda İtalyan düşünür, matematikçi, kâşif, anatomist Leonardo da Vinci’nin buluşları ve kan dolaşımının bulunması ile beraber Avrupalılar tıbbın tüm branşlarında hızla gelişme göstermişlerdir. 18.yüzyıldan sonra Birleşik Devletlerde yapılan çalışmaların da etkisi ile diş hekimliği branşlaşmaya başlamış ve 20. yüzyıl başında tamamen branşlara ayrılmış bir bilim dalı olmuştur.
  2. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletinde belgesiz diş hekimliğinin yapılması yasaklanmıştır. 18 Kasım 1908’de tıp fakültesinin açılmasının ardından 22 Kasım 1908’de diş hekimliği fakültesinin de açılması kararı alınmıştır. İlk dekan Cemil TOPUZLU yönetiminde bir kadro oluşturulmuş ve 1500 lira ile Darülfünun Osmanlı Tıp Fakültesi Dişçi Mektebi kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul Üniversitesi kurulduğunda da bu okul tıp fakültesinden ayrılmış ve İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi adını almıştır. Ardından da 22 Kasım’ın içinde bulunduğu hafta Toplum Ağız Diş Sağlığı haftası olarak kutlanmasına karar verilmiştir” dedi.

Haber: Mustafa POLAT

Bu Haberi Gördünmü!

Jumbo Kuşlar Bin Liradan Alıcı Buluyor

Adıyaman’da Muhabbet ve Doğa Kuşları Yetiştiriciler Derneği tarafından her hafta kurulan mezatta, muhabbet ve kanarya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir