DÜNYEVİ AMELİN MUHASEBESİ..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya.”(Agah)

Not;”Aşk, Allah’ın,kainatı kuşatarak-her bir yaratığının da üstünde aşikar görünerek-göze yansıyan;İlm-i iradesinin ibretli yüzüdür..”

Sevgili dostlar!

Zaman,Üstümüzden,her gün bizi biraz daha törpüleyip/kemirerek akıp gidiyor,lakin giden; Çocukluğumuzdur,gençliğimizdir,şu sınırlı ve gecici ömrümüzdür..

Yani..
Aslinda her an,kaderimizi de belirleyecek olan-iyi ya da kötü-Yaptığımız ya da yapamadığımız  iş ve eylemlerimizdir-akıp giden.

İyi de,peki biz ne yapıyoruz- şusürekli üstümüzden akıp giden zamana karşı;Mesela şu geçici imtihan dünyasında yaptığımızı ya da yapmak isteyip deyapamadığımızı falan hiç düşünüyor muyuz,sorguluyor muyuz? Ya da bizden hiçbir şeyin hesabının sorulmayacağını mı sanıyoruz?

İsterseniz kendimize-Yaratılış Ve İmtihan sırrıyla ilgili şunu da içtenlikle bir soralım!

Çünkü,merak etmeyen sormaz ve sormayan da; Hiç bir şey bilemez,olan biteni öğrenemez,öğrenemeyense hayatını beyhude yere harcamış olur..

O zaman merak edip-soralım!

Sahiden biz hiç düşündük mü! Biraz da kafa yorduk mu acaba?

Mesela..

Şu ibret dolu görkemli ve bol nimetli kainatı-kim,neden,niçin,kim ve ne adına-yarattı diye;Yaratıcının keyfi istediği ya da oyalanmak için mi?
Nereden,neden,niçin, nasıl ve kim adına-bu aleme gelip gittiğimizi ya da
hangi rol ve misyonlarla görevli ve sorumlu kılındığımızı,gerçekten iyice düşündük mü hiç;Yaşayıp oyalanmak,nimetin tadını almak ve keyif çatıp gitmek/tükenmek için mi-hepsi bu kadar mı,bunun için mi?
Bu hayat,bu bize biçilen sınırlı ömür,bu üstümüze yüklenen ağır görev ve sorumluluk neden ve niçin verilmiştir diye;Sadece çok kısa bir hayatı yaşamamız,zevk alıp oyalanmamız için mi,kısa bir an yaşamak için bu görkemli kainatı yaratmaya,binbir nimetle donatmaya,asırlarca  onu sevk ve idare ederek döndürmeye değer mi ki o zaman,hem bu Yaratıcının ilmine,irfanına ve şanına yakışır/yaraşır mı ki hiç?
Bu kalbimize nakşedilerek-dimağımızı da aydınlatıp akıl ve ruhumuzu derdest ederek peşinden sürükleyen nefis ve şehvet nedendir;Sadece zevk alıp yaşayalım,nefsimizden taşıp/coşalım,sermest-i akl-u nefs olup kendimizden geçelim diye mi?Kendi kendimize ( akıl ve nefsi)  yaratmadığımıza göre,biz kimiz ki;Ulu Birisi/Allah kalkıp da-Bizim için muhteşem bir-merak,algılamak,öğrenmek,bilmek ve yorumlamak-düzeni tesis ettip emrimize amade etsin ki,hem neden,niçin ve ne adına?
Bu birbirine zıt sevgi ve merhamet,nefret ve yıkım iksiri acaba neden boynumuza geçirildi dersiniz;İstediğimizi,istediğimiz gibi -zevkimiz ve keyfimizce -kullanmak için mi-Hiç düşündük mü?

Hani her bir şey kendi zıddıyla kaim ve daimdir ya!

Neden bu zıt kutuplu eylemler iç içe ve yan yana yaratılarak gönlümüze perçinlenmiş acaba;Sevgi/nefret,iyilik/kötülük,doğru/yanlış yani siyah ve beyaz?

Halbuki! Varlık BİR’dir,Şekil BİR’dir,renk BİR’dir,desen BİR’dir,Her bir şey BİR’dendir sadece;Buna hiç kafa yorduk mu acaba,ki-Biz dahi BİR’deniz-diye?..

Kafa yormaya da fazla gerek yok aslında;Gözü/gönlü olan görür zaten bu ibreti..

“Lakin asla merak edip- bakmıyoruz ki görelim, okumuyoruz ki idrak edip anlayalım, hiç düşünmüyoruz ki-ibretin sırrını çözelim!”

Düşünürsek,buluruz elbet..Ama düşünmüyor,yok sayıyoruz tüm bunları.
Halbuki gelen-gidiyor;Yapıkları,karşılaştıkları,ettikleri,yapamadıkları muhatap ve müntesip oldukları ve çektikleriyle beraber..

Gerimizde de;bizlere artık hiçbir yararı olmayan/olmayacak kasemli bir (mal, mülk,makam ve mansıbı ile beyhude bir şan-u şeref) payesini de bırakıp,onun ağır yükünü omuzlayıp-çekip gidiyoruz işte.
Var mı başka bir şey,var mı kurtuluş çaresi?

Dünyaya kazık çakıp kalabilmenin imkan ve ihtimali var mı gerçekten?

Ölümü öldürmek mümkün mü?
Ölümü öldürmenin imkan ve ihtimali olsaydı eğer,Yüce Allahın;Ben bu alemi senin için yarattım-Ya Muhammed(ASS)!” övüncüne mazhar olan iki cihan güneşi/fahri alem, kamil-i eşrefi ebet Hz. Peygamber(ASS) için gerçekleşirdi bu elbet..

Ama olmuyor işte;Sırrın sırrı-bunu kavramak ve kabul etmektir-elbet..
Nasıl ki;ana rahminden daha gerçek olan bu dünyaya doğup geliyorsak, buradan da er/geç gerçeğin doruğu olan (ruhlar alemine) öte aleme göçüp-gidecek ve yine geldiğimizle/Yüce Allah’la buluşacağız..

Başka Çaresi yok ve olamaz! Çünkü,yaratılış hikmetine ve imtihan sırrına aykırıdır bu..

Bunun içinde..
“Hiç üzülüp meyus/çaresiz kalmanıza, ümitsiz olmanıza da gerek yok,çünkü;Ölüm denilen ibret,sadece ruhunuza geçirilen geçici bir gölgedir,hangi gölge sürekli oldu ki?”

Ruhlarınız ezeli ve ebedidir;kopup geldiği mekan ve sahibine tekrar gidip kavuşup,yerleşecek ve ilelebet yaşayacaktır..
O halde;

Yaratılış hikmetinin bir gereği olarak/eğitilip/imtihan edilmek üzere bu fani aleme gönderilen ruhlarımızı-Yüce yaratıcıya karşı mahcup ve perişan etmemek adına-hiç olmazsa aklımızla nefsimizi biraz dengelemek de gerekmez mi?

Bunu,kulluk görevimin ve insani hasletimin bir gereği olarak anımsatmayı görev biliyor-hatırlatıyorum..
Çünkü;

Akıl ve izan sahibi her insan(Akıl ve izanı kadar) hem Yüce Allah’ın, hem de (O’nun)kullarını uyarıp irşat etmekle görevli ve sorumlu olan yüce peygamberinin-emrine muhatap-birer mübelliği olduğu kadar aynı zamanda da-birer tebliğci varisi ve halefi-olmak durumundadır..
Ve çünkü insan;beyhude(BOŞ) yere “eşref-i mahlukat” payesiyle onurlandırılmamıştır..

Bu paye,önceden her insan için ayrı-ayrı hazırlanıp verilmiş süslü ve güzel olmakla beraber (Not yerleri boş bırakılıp,her insanın iş ve eylemsel ameline göre) doldurulması beklenen bir diplomaya benzer
İnsan;Yaptığı/yapacağı iş ve eylemleriyle bu paye’nin gereklerini yaparak-onu anlamlı ve kabul görür kılmakla yükümlüdür..

SON/SÖZ;
Hesap gününde/Her insan, sadece yaptıklarıyla sorgulanacak ve değerlendirilecektir. İmtihan sırrı; bunu kavramak ve gereğini yapmaktan geçer.
Yani;Allah’ın huzuruna,Ya geçerli notlarla dolu bir diplomayla gidilecek, Ya da not yerleri gereksiz ve geçersiz iş ve eylemlerle doldurulmuş, boş yavan ve  anlamsız bir diplomayla sükun edilecektir..

Tercih Sizin ,bizim ve hepimizin..
Sevgilerimle..”

Bu Haberi Gördünmü!

ŞİİR PAZARI ŞİİRLERİ/TESBİHAT..

“Aşktır benim hakikatim;Bulmaya geldim dünyaya!” TESBİHAT Hangi Şey’e baksam seni görürüm Subhan’u-Elhamd’u-Allah’u Ekber O Şey’e …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir