Düşünüyorum da

Kenarındayım hayatın.

Hayat ben olsam da, olmasam da akıp gidiyor.

Ben seyrediyorum sadece; değiştirme, yönünü saptırma gücüm yok.

Basıp geçtiğim otlardan icat yapanlar var mesela.

Şüphe uyandıran insanlar, şüpheyi hak ediyorlar, ceplerinde uyuşturucu bulunuyor.

Kim şüphelendi, şüpheli şahıslardan?

Birileri ihbar mı etti?

Bir ihbar olayı varsa ve eğer insanların bu şüpheliler tarafından zehirlenmesine gönlü razı olmadığı, vicdanı kabul etmediği için birileri tarafından ihbar edilmişlerse, ihbarı yapanlar, kutsal bir görev yapmışlardır, yok eğer ortaklıkta anlaşamamış veya uygun rüşveti vermedikleri için ihbar edilmişlerse başka türlü değerlendirmek gerekir.

Kenarınayım bu olayların, görüyor, işitiyorum.

Turizmle ilgilenmiyorum, deva bulmaz bir yaradır, Adıyaman’da turizm.

Tütün, hasretini çektiğimiz, aradığımız bir zehir. Biz, başkalarının değil, kendi ürettiğimiz zehirle zehirlenmek istiyoruz.

Yani katilimize aşığız…

Sağlık açısından tütün, alkolden daha zararlı ama biz tütünü seviyor, alkollü içki içene cehennemlik adayı gözüyle bakıyoruz.

O kişi cehenneme gitmek istiyor, sen karışma diyecek oluyoruz, kraldan daha çok kralcı olanların sesi yükseliyor.

Ezan’ın Türkçe okunmasına itiraz edenler, Türkçe okunan ezanı dine saygısızlık sayanlar, dinin temeli olan Kuran’ın Türkçeleştirilmesine seslerini çıkarmıyorlar.

Kenarındayım bu hayatın.

Bu hayat karman çorman, neye, ne zaman haklı olan bu diyeceğimi şaşırıyorum…

Hayatın kenarında durmak, dururken kahrolmak, ortasında boğulmaktan daha iyi galiba!

Bu Haberi Gördünmü!

Sıcaklar ve Sıcak Düşünceler.

Sıcakların pik yaptığı günlerdeyiz. Her şey barut gibi, her an yanabilir, her yanma patlamalara yol …