Emanet (3)

6.Ehl-i Kitaptan Emanete Riayet Etmeyenler, Niçin Böyle Davrandılar?

“Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.”[1]

Yahudilerden bir kısmının emanete hıyanet etmelerinin sebebi, şu düşünceleriydi: “Biz Allah’ın oğulları ve dostlarıyız. Diğer insanlar bizim kölemizdir. Biz kölelerimizin mallarını yersek, kimse bize bir sorumluluk yükleyemez.” “Allah bize dinimize uymayanların mallarını helal kıldı.”[2]

7.Emanete Hıyanet Eden, Kıyamet Günü Yaptığıyla Gelir:

“Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.”[3]

Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi asla mümkün değildir. Diğer insanlardan kim hıyanet etmişse, kıyamet gününde hıyanet ettiği şey boynuna asılı olarak gelir, böylece günahı nedeniyle rezil olur. Ardından sorumluluğu nedeniyle yaptığının hesabı sorulur, cezası ne kadarsa o kadar verilir.

8.Allah’ın Yaratmasında, Emaneti Uygun Yere Yerleştirme Prensibi Vardır:

“O, sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yaratandır. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık.”[4]

Allah, insanı Hz. Adem’den yaratmıştır, insanların ilk babası Hz. Adem’dir. Hz. Adem’den sonra insanların kaldıkları ilk yer babalarının sulbü, emanet edildikleri ikinci yer ise annelerinin rahmidir. Daha sonra insan yeryüzünde yaşar, ardından kabrinde bekletilir. Ve mahşer ile aktif ahiret hayatı başlar. Allah’ın işleri bir düzen ve tertip iledir. Bütün bunları anlayıp ibret almalıyız.

9.Cennetle Mükâfatlanmak İçin Mü’minlerde Bulunması Gereken Nitelikler Arasında Emanet de Vardır:

Şu on bir ayette Firdevs’te ebedi olarak kalmakla mükâfatlandırılacak mü’minlerin nitelikler sayılmaktadır:

“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekâtı verirler; Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır; (Evet) Firdevs’e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.”[5]

Görüldüğü gibi, bir mü’minin cennete girmesi için gerekli vasıflardan biri de emanete riayet etmektir.

***

Emanete riayet, bir mü’min için olmazsa olmaz nitelikler arasındadır.

Emanete riayet edip dini sorumluluklarımıza, canımıza, aklımıza, irademize, görevimize, çocuklarımıza ve eşimize sahip çıkmalıyız.

Emanete riayet etmenin Allah’ın bir emri olduğunu hiç unutmamalıyız.

Emaneti ancak ehline vermeliyiz.

Dini teklifin, bize tevdi edilen en büyük emanet olduğunun şuuru içinde olmalıyız.

Cennetle mükâfatlandırılmak istiyorsak, emanete riayet etmeliyiz.

Bu Haberi Gördünmü!

İnsanın Yaratılışı (8)

6.İnsanın işiten, gören ve akıl sahibi olarak yaratılmasının hikmeti nedir? “Gerçek şu ki, biz insanı …