ERDEMLİ ÖOCUK YETİŞTİRMEK  (I)

Çocuk¸ Yüce Allah (c.c)’ın insana yeryüzünde sunduğuen büyük hediye ve en değerli emanettir; anne-baba onu en güzel şekilde yetiştirmekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla¸ onu iyi ve salih evlat olarak yetiştirmek İslâmî terminolojiye göre “Ameli salih (güzel iş)¸ yani ibadettir.”

Sevgi ve saygı dolu bir aile ortamında yetişen çocuğun mutlu¸ bunun tersi bir aile ortamında yetişen çocuğun da mutsuz olması kaçınılmazdır. Çocuğa gereken eğitsel değerleri veremeyen aileler¸ sürekli olarak kendi çocuklarının başarısızlığını çevre ve eğitim sisteminin yanlışlığında aramışlardır. Çocuk anne ve babasının genlerini taşıyan bir birey olarak¸  zekâsının bir kısmını kalıtım yoluyla soydan alırken¸ büyük bir bölümünü de aile¸ okul ve çevre aracılığıyla alarak¸ geliştiren sosyal bir varlıktır. Aynı çevre ve yakın kalıtımsal zekâyla doğup¸ evrensel değer ve ilkeleri aile içinde özümseyen çocuklar başarılı oldukları halde¸ bu değerlerden uzak ailelerde yetişen çocuklarının başarısız oldukları gözlenmiştir. Ailelerin kendi çocukları için yakınmalarının nedeni: İnsan egosunun özeleştiriyi kabullenmemesi yanında¸ yeterli eğitimi alamamış olmaktan da kaynaklanmaktadır. Bebekliğinden itibaren şımarık¸ sorumluluktan kaçan¸ paylaşmayı kabullenmeyen¸ vurdumduymaz ve mazeretlerin arkasına sığınan bir yapıda yetiştirilen çocuğa¸ dünyanın en iyi sosyo-kültürel çevresi ve eğitimin sunulması hiç bir şeyi değiştirmeyecektir.  Şurası unutulmamalıdır ki¸ eğri büğrü ve budağı bol bir ağaçtan¸ dünyanın en maharetli ustası dahi mobilya imal edemez!

İslam’a göre ; “Bütün çocuklar İslam fıtratında doğarlar”¸ aile ve sosyal çevre onu kendi inanç ve kültürüne göre yetiştirir. Çocuk¸ gelişimini sağlayıp¸ toplumsal normlarla sınırlanıncaya kadar özgürdür. Bu özgürlük N. Fazıl’ın dizelerine şöyle yansımıştır: ” Biz akıl tutsağıyız¸ çocuktaki asıl hür.” Aile ve toplumlar¸ bünyesinde bulunan güzel değerler yanında¸ birtakım sosyal hastalıkları da çocuklarına taşıyarak¸ onları evrensel doğrulara göre¸ artı ve eksilerle eğitmektedirler.

Bu güne kadar çocuk konusuyla uğraşan Pedagog ve Sosyal Psikologlar yüzlerce cilt kitap yazarak¸ aile ve eğitim kuruluşlarını yönlendirmeye gayret etmişlerdir. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçların bir kısmı şöyle özetlenebilir: Başarısız çocuk için aile¸ okul ve çevreyi suçlarken¸  yetersiz eğitim kurumları ve eğitimciler de sürekli aile ve çocuğu suçlaya gelmiştir. Tarafsız gözle bakıldığında¸ sorumluluğun büyük bir bölümü ailede olmakla beraber¸ bizim gibi sosyo-ekonomik gelişmişliğini tamamlamamış ülkelerde¸ yaz -bozu çok ve niteliksiz eğitim sistemleri yanında iyi yetiştirilmemiş eğitimciler eliyle yürütülen projelerin¸ çocukları olumsuz yönde etkilemesi de kaçınılmazdır.

Eğitim¸  bireyi evrensel boyutta araştırmacı¸ yaratıcı¸ bilge ve erdemli kıla-rak¸ sevgi¸ vatan –millet ve inanç gibi terminal değerleri özümsetmelidir. Ancak bu donanımlarla yetişen insan¸  kendi egosundan kurtularak¸   daha yüce değerlere erişimi hedefleyebilir!

Çocuğun 0- 2 yaş dönemi oldukça önemlidir¸  bu yıllar¸ “temel güven duygusu”nun oluştuğu devredir. Bu yaşlarda aile¸ çocuğa maddi ve manevi değerleri öğrenmesi için zemin hazırlama yanında; öz saygı¸ öz güven ve başkaları ile paylaşımı da öğretmelidir. Öğretinin odağı¸ çocuğa sevgiyle yaklaşmaktan geçmektedir. Nitekim çeşitli ülkelerde yapılan saha araştırmalarında 0–2 yaş arası ve onu takip eden yaşlarda¸ yakın ilgi ve sevgi ile yetişen çocukların yetişkinlik devrelerinde¸  daha huzurlu ve başarılı oldukları belirlenmiştir. Konunun uzmanı akademisyen H. Haktanır’ın tespitlerine göre; “Ebeveynlerin tutumlarını  etkileyen etmenler konusunda farklı ülkelerde yapılan araştırmalarda farklı sonuçlar çıkmış olsa bile¸ çocukluğunda sevgi¸ hoşgörü görmüş demokratik ailelerde yetişmiş¸ öğrenmeye açık insanlar ve doğayı seven¸ sorumluluk sahibi kimlik yapısı sorunlu olmayan bireylerin tutumları hangi toplumlarda olursa olsun sağlıklı ve istenen tarzda olduğu bulunmuştur.” İnsanoğlunda davranış normları 2 yaşından itibaren dışa bağımlı olarak şekillenmeye başlayıp¸ 10 yaşına vardığında büyük ölçekte tamamlanır. Çocuğun ruhsal gelişiminin oluştuğu en önemli dönem bu ilk yıllardır; zekasının % 70-80′ i ilk 7-10 yılda geliştiği gibi¸ kişiliğinin oluşması da bu yıllara rastlar.

Çevresinde olup biteni 3-4 yaşlarından itibaren sorgulamaya ve varlıkların nedenini araştırmaya başladığında¸ ilk öğretmeni Annesi olmaktadır. Bu nedenle annenin eğitimli olması ve çocuğun sorularına mantıklı ve anlaşılır cevaplar ver-mesi gerekmektedir.”Onu¸ çocuk olduğu için nasıl olsa anlamaz” diyerek¸ sordu-ğu soruya abuk-subuk anlamsız cevaplar vermek¸ daha sonra doğru cevabı baş-kalarından öğrendiğinde ebeveyne  olan güvenini sarsacak ve bir şey bilmedi-ğine hükmedecektir. Şairin dediği gibi¸ ” Annesi gül koklarsa ağzı gül kokan çocuk; ağaç içinde  ağaç geliştiren tomurcuk”. (,DEVAMI YARIN)

Bu Haberi Gördünmü!

GÜLÜN TARİHİ  VE İLİMİZDE GÜL YETİŞTİRİLMESİ

“Gülün tarihi insanlığın tarihinden önce başlar. Çeşitli fosil yataklarında bulunan güllerin yaşı günümüzden 25 ile …