ESKİ YILLARDA ADIYAMAN ESKİSARAY MAHALLESİ ( I )

Her insanın yaşadığı evde nasıl oturup rahat ederek dinlendiği bir oda ve o odada da bir köşesi varsa, Adıyaman’da Eskisaray Camii önündeki çınarın gölgesi de benim için öylesine rahat ederek gevşediğim bir yerdir. Adıyaman’a her gidişimde buraya uğrarım. Caminin çeşmelerinden akan şırıl şırıl suyun sesini, çınarın dallarındaki kuşların cıvıldaşarak yaptığı serenadı dinlemek bende doyumsuz zevkler uyandırır.

 

Çocukluk yıllarımda çınarı sanki normal boyutundan çok daha büyükmüş gibi algılardım. Sekiz, on yaşlarında 7-8 çocuk el ele tutuşarak ağacı zor çevrelerdik.  60’lı yıllarda yaşının 100 olduğu söylenirdi. Şimdilerde 150 yaşını aşmış olmalı. Sonraki yıllarda ondan çok daha büyük ve yaşı 700’ü aşan 10-11 metre çeperinde,  Anıtlar Yüksek Kurulunca korunan  “anıt çınarlar” gördümse de, inanın hiç biri Eskisaray Çınarı kadar bana heybetli görünmedi.

 

1950’li yıllarda Adıyaman’ın 7 Mahallesi, 10 bin civarında nüfusu vardı; şehirde herkes birbirini tanır, hele mahallelerde komşular akraba veya fahri akraba gibiydi. Bu nedenle her mahallenin kendi aralarında oluşturduğu mahallecilik şovenizmi vardı. Çocukluk yıllarımda hep Eskisaray’lı olmakla övünmüşümdür. Eski de olsa isminde saray geçmekteydi ve bizim mahallenin diğer mahallelerdeki bütün ağaçlardan büyük bir çınarı vardı. Mahallenin çocukları ve gençleri kendi aralarında toplanır, yakın yaş grupları çınarın altında beraber oyunlar oynardık. Belki de o yıllardaki mahallecilik harsı, gençlerin kendi aralarındaki gruplaşmaları sonucu doğmuştur.

 

Eskisaray dedimse yalnızca çınarı ile şöhretli değildi. Adıyaman Kalesinin doğu hudutları, “Gavur Mahallesi” ve Meşhur Gölebatmaz Çeşmesini de burada saymalıyım. Kale hakkında birçok rivayet varsa da tarihi gerçek,  Abbasi sultanlarından Mansur döneminde Komutan-lardan Cevanna tara-fından yaptırıldığıdır. Bu nedenle kalenin yapımından sonra Abbasi Selçuklu ve Osmanlı dönem-lerinde ismi “Hısn-ı Mansur” olarak anılmıştır. Köylüler hala “Semsur” olarak adlandırmak-tadır.

 

Eskisaray’daki  Gölebatmaz  çeşmesinin suyu  Osmanlı döneminde Hısn-ı Mansur  Şehir Eminlerinden (Belediye başkanı) biri tarafından  dağdan  künklerle getirilmiştir. Şehrin çok önemli kaynak suyu olarak çınarın kuzey ve kuzey doğusundaki evlerin kuyuları, Eskisaray çeşmesi ve Paşa Hamamına (eski hamam) kadar önemli bir bölümünün su ihtiyacını karşılamaktaydı.  Bizim evimizdeki kuyu da suyunu oradan alan kuyulardan birisiydi; bu nedenle karşı komşular bize su almaya gelirdi. Gölebatmaz Çeşmesi şehirde varlığını günümüze kadar korumuş ender pınarlardan birisidir. (Devaı Yarın)

Bu Haberi Gördünmü!

KIYAMET SAATİNDE DABBETÜ’L ARZ VE HZ. İSA ( I)

Yaratıcı olarak Allah inancı temelleri üzerine kurulu dinimizde, maddi yaradılışın sonlandırılmasını belirleyen zaman dilimi olarak …