Evet, İşte Öyle

Havalar ılıdı, geceleri serin oluyor.

Gecenin serinliği birçok hastalığı da içinde barındırıyor.

Sosyal olaylarda olduğu gibi, görünüşe, sunulana biraz itiyatla yaklaşmak gerekir.

Başımıza ne geldiyse, ne geliyorsa, tez kanmamızdan, söylenenleri tartmadan inanmamızdan geliyor.

Ülke olarak bir bekleyişteyiz; ekonominin düzelmesini, piyasanın rahatlamasını, fırsatçılığın son bulmasını istiyoruz.

Panik ve tedirginlik en çok fırsatçıların, stokçuların işine yarıyor.

Dik durmalı, ülkemize inanmalı, kaynaklarımıza güvenmeliyiz.

Hafta sonu Ankara’daydım; Adıyaman’da dört liraya satılan domates Ankara’daki sıradan bir manavda sekiz liraya satılıyordu.

Böyle bir şey olamaz. Bir lira farkı anlarım ama yarı yarıya olan farkı anlamam; bunda bir yanlış var!

Piyasanın, çarşı pazarın ciddi bir denetime ihtiyacı var.

Anormal, kontrolsüz ve keyfi fiyat ayarlamalarına izin verilmemelidir.

Belirsizlikler, anormal gelişmelere zemin hazırlar. Söylemek uygun düşer mi bilmiyorum, toplumumuzda fırsattan, bulanık durumlardan rant devşiren, derviş meye niyet eden insan sayısı az değildir.

Hâsılı binili olduğumuz gemi su almaya başlarsa, herkes ıslanır, herkes etkilenir.

Birileri aklını başına almalı, öncelikle üretimi arttırıcı ve tasarrufu teşvik edici tedbirleri acilen almalıdır.

Dik durmayı, eğilmemeyi anlarım ama bir özlü sözde de ifade edildiği gibi “kuru kuruya da kurban olunmaz” hani.

Bu Haberi Gördünmü!

Anız Yakan Geleceğini Yakar

Havaların sıcaklığı yangınları, yangınlar bir tahribatı, bir yıkımı tetikliyor. Ateş-yangın en büyük yok edicidir. Ateş, …