EY ÜMMET: YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU!!!

OKUMAK:Yeme, içme ve uyku gibi, insanın günlük yaşantısının bir parçasıdır.Okumak beşikten mezara kadarkişinin gelişmesini, değişmesini ve keşfetmesini sağlayanen soylu eylemdir.Okumak, bilgiyi zihinlerimizde depolamaktan daha öteye insanın başta Allah’ı, kâinatı, kendisini ve hayatı bilmesi ve keşfetmesidir. Hayatı daha nitelikli ve insanca kavramaktır.

Okumakakıl yürütmeyi, olayların sebep ve sonuçlarını göz önünde bulundurarak adil değerlendirme yapmamızı sağlar. Ufkumuzu geliştirir, olayları irdelememizi ve sağlıklı analiz etmemizi sağlar. Okumak, tefekkür etmemizi, anlamamızı, yorumlamamızı,eleştiride bulunmamızı, empati kurmamızı, iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt etmemizi, cahillikten kurtulupbir bilen durumuna gelmemizi ve erdemli insan olmamızı sağlar.

Okumak,yaratanın ve yaratılanların, kendimizin, diğer insanların ve hayatın farkına varmamızı, geçmiş ve gelecek zamana dair yolculuk yapmak ve şimdiki zamanı anlamamızı sağlar.Hayatta dair değişik tecrübeler edinmemizi ve inanarak yaşamamızı sağlar.Okumak insanı, pasif ve edilgen bir halden etkili ve aktif hale getirip hayatta özne olmayı sağlar.

Okumak, toplumdaki yerimizi, statümüzü, duruşumuzu ve önemimizi arttırır. Zihnimizi tembellikten ve monotonluktan kurtarır, bireysel ve toplumsal kalitemizi arttırıp ve başarılı olmamızı sağlar.

Descartes: Düşünüyorum o halde varım. Diyerek düşünmenin önemini belirtmiştir. Ancak düşünmenin yolu okumaktan geçer. Okumayan düşünemez, düşünemeyen bedenen var olmanın ötesinde var değildir. Pasif, edilgen ve nesne durumundadır.

Özgürlüğün başlangıcı okumaktan başlar. Sokrates: Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz.’’ Diyerek okumanın özgürlük açısından önemini belirtmiştir. Asıl kölelik ayaklara vurulan zincirler değil, zihinlere vurulan zincirlerdir. Zihinlerin esaret zincirini kıracak olanda okumaktır.

Okuyan toplumlar;bilim, teknik,kültür ve medeniyette ilerler, okumayan toplumların önünde belirleyici, yönlendirici ve karar alıcı olur. Okumayan toplumlar ise bilim, teknik, kültür ve medeniyette geri kalır, diğer toplumların gerisinde, edilgen, yönlendirilen ve kararlara uyan toplum olurlar.

Okuyan toplumlar medeni, bağımsız ve özgür olurlar.

Ovidus, ‘’yetişen zekâları kitapla beslemeyen uluslar yıkılmaya mahkûmdur.’’ Diyerek okumanın toplum için ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir.

Okumak bireysel ve toplumsal olarak bu denli önemli iken maalesef ilk ayeti kira/oku diyen bir dinin mensubu olarak okumanın önemini kavramadığımız, okumayı hayatımızın bir parçası haline getirmediğimizve hayatımızın merkezine koymadığımız araştırmalarda açıkça görülmektedir.

Türkiye’de ve dünyada okuma istatistiklerine bakıldığında;

Kültür Bakanlığınca yapılan araştırmaya göre bir yılda basılan kitapların çeşidi ülkelere göre:

ABD:85.121

Japonya:42.217

İngiltere 64.761

Almanya:64.761

Türkiye:6.151

Japonya’da bir yılda basılan kitap 4 milyar 200 milyon iken, Türkiye’de bir yılda 23 milyon 500 bin kitap basılıyor.

Bir araştırmada;

Bir Japon yılda 25 kitap

Bir İsveçli yılda 10 kitap

Bir Fransız yılda 7 kitap okurken,

Türkiye’de 6 kişi yılda 1 kitap okuyor.

Gallup firmasının araştırmasına göre bazı ülkelerdeki kitap okuyanların nüfusa oranı şöyledir:

Japonya:%14

ABD:%12

Almanya:%11

Türkiye:%0,01 dir.

Gazete okuyanların nüfusa oranı ülkelere göre:

Japonya :%62

Almanya:%48

Türkiye:%5

Japonya’da insanlar evde, okulda ve işyerinde kitap okumanın yanı sıra, taşıyomi (ayakta kitap okuma alışkanlığı) ile otobüste, trende, uçakta ve bilumum yolcu vasıtaları ile herhangi bir şeyi beklerken kitap okumaktadırlar.

Başka bir araştırmada şu tespitlerde bulunulmuştur.

Türkiye’de ihtiyaç maddeleri arasında kitap 235. Sırada yer almaktadır. Türkiye’de günde ortalama 5 saat televizyon seyredilirken, kitap okumaya yılda 6 saat ayrılıyor.

Çocuk Vakfının ‘’Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi’’ raporunda;

Nüfusumuzun %40’ı hiç kütüphaneye gitmiyor. Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı oranı binde bir. Yetişkin nüfusumuzun %95’ i televizyon seyrediyor.

Başka bir araştırmada da; Türkiye’de dergi okuma oranı %4, gazete okuma oranı %22, radyo dinleme oranı %24, televizyon izleme oranı %95’tir.

Türkiye’deki kahvehane sayısı:570.000,kütüphane sayısı 1412 dir.  Buna göre 49.500 kişiye 1 kütüphane düşerken, 122 kişiye 1 kahvehane düşmektedir. ABD ise de 16.000 halk kütüphanesi bulunmaktadır.

Birleşmiş milletler insani gelişim raporunda kitap okuma oranında Türkiye 173 ülke arasında 86. Sıradadır.

Kuranı Kerimin ilk ayeti ‘’oku’’ diye nazil olmuştur. Bu okumanın anlamı ve boyutunun önemi açısından bir mucizedir. Cenabı Allah ilk ayette kendisine ya da resulüne iman edilmesi emri ayeti yerine okumamızı emretmesi çok anlamlıdır. Müslümanların bu konu üzerinde çokça durması gerekir.

Yukarıda da belirttiğim gibi okumak; insanın rabbini tanıması, kim olduğunu, niçin var olduğunu, kâinatı ve hayatı anlamasıdır.  Bu nedenle tıpkı namaz gibi oruç gibi hac gibi ve diğer ibadetler gibi okumakta bir ibadettir. Ayrıca peygamber efendimiz de ‘’ okumak kadın ve erkek her Müslümana farzdır.’’ Buyurmuşlardır. Ancak ilmihal kitaplarında ve yazılmış birçok dini kitapta okumanın anlam ve önemine değinilmemiş veya gereken önem verilmemiştir.Bu nedenle özellikle ilmihal kitaplarında okuma ile ilgili başlı başına bölüm konulmalıdır.

Halkının %98’iMüslüman olan ülkemizde okuma ile ilgili yukarıdaki istatistik sonuçları bizler için ürkütücü ve utanç vericidir. İlk ayeti ikra/oku diye başlayan bir dinin mensubu olarak bu konu üzerinde hassasiyetle durmalı okuma seferberliği başlatmalıyız. Yukarıdaki istatistikler ümmetin şu an içinde bulunduğu durumu açıkça göstermektedir.

O halde ey ümmet!okumanın anlamını, önemini ve zaruretini bil. Oku diye emreden Allah adına ve Allah için oku. Bedir savaşında okuma yazma öğretmesi karşılığında esirleri serbest bırakan peygamberin ümmeti olarak oku. Okumayı alışkanlık haline getirip kendine hayat tarzı ve ibadet edin.

Okumayan bir ümmetten; okuyan bir ümmet olmamız dileğiyle.

Ey ümmet haydi okumaya…

Bu Haberi Gördünmü!

MANKURTLAŞMAK  

  Mankurtlaşmak; kişinin kendi özüne, köküne, kendini var eden değerlerine, kimliğine, kültürüne, inancına ve kendi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir