Ezan

1

Zamanında eda edemediğimiz vakit namazlarından birini kaza edeceğimiz zaman önce ezan okumalıyız. Çünkü ezan vaktin değil, namazın sünnetidir. Ezan okunmadan kılınan farz namazın bir sünneti, yerine getirilmemiş olur. Kamet getirmek nasıl sünnet ise, ezan okumak da onun gibi sünnettir. Bir namazın vakti geldiğinde, müezzin ezan okuyarak hem söz konusu namazın vaktinin geldiğini bildirmiş olur, hem de o vaktin namazını kılacaklara vekâleten ezan okuma sünnetini yerine getirmiş olur. Bir vakit namaz, zamanında eda edilemediğinden kazaya kalırsa, o vaktin ezanı ve kameti de kazaya kalmış olur.

 

Bir mükellef (sorumlu); vakit namazını, vakti içinde, ezan okunmayan bir bölgede eda edecekse, ezan okumanın namazın sünneti olduğunu göz önünde bulundurarak, namaza başlamadan önce ezan okumalıdır. Böyle bir durumda yüksek bir yere çıkarak sesli bir şekilde ezan okuması gerekmez, namaz kılacağı yerde, kendi duyacağı şekilde okuması yeterlidir. Kazaya kalan namazlar için de, okuma şekli böyledir.

 

2

İYİ OKUR OLMANIN GÖSTERGESİ
Gerçek/iyi bir okuyucunun elinde -her zaman- okumakta olduğu ve elindeki kitap bitince de okumak için elinin altında beklettiği bir kitap olmalıdır. Bir başka ifade ile gerçek okuyucu, sırasıyla şu üç soruya hiç duraksamadan cevap verebilen kişidir: 1)En son hangi kitabı okudun? 2)Şimdi hangi kitabı okuyorsun? 3)Elindeki kitabı bitirdikten sonra hangi kitabı okuyacaksın? Bu üç sorudan birisine cevap vermekte zorlanan kişi, gerçek bir okuyucu değildir. “Gerçek okuyucu” unvanını elde etmek isteyen kişi, kendisini bu üç soruya hiç duraksamadan olumlu cevap verecek şekilde hazır bulundurmalıdır. İşte bunu başarabilen kişi, alkışlanmayı hak eden kişidir.

 

3

Müslüman olduğunu söyleyen, ehl-i kıble olan ve küfrünü beyan etmeyen birini kâfir sayma konusunda aceleci ve hevesli olmamak gerekir. Özellikle mezhep ve meşrebinden dolayı birilerini tekfir etmek, ümmetin birliğini bozacağından daha da yanlıştır. Müslüman olduğunu söyleyenlere, Müslüman muamelesi yapmak en doğru davranıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“…Her kim bir mü’mine küfür isnat ederse, bu onu öldürmek gibi (günah) tır. (Tecrid–12.cilt. 1989 nolu hadis.)
Bir mü’mine küfür isnat etmek başka hadislerde de yasaklanmıştır. Eğer küfür isnat edilen gerçekten kâfir değilse, küfür sıfatının isnadı yapana döneceği bildirilmiştir.

 

4

Allah, kimsenin özel ilahı değildir, herkesin Allah’ıdır, Rabb’ul-alemindir; kimseye torpil yapmadığı gibi, kimseye haksızlık da yapmaz.

 

Allah’ın rahmeti, daima gazabından fazladır.
Allah, İslam dinini insanlar yorulsunlar, sıkıntıya düşsünler diye değil, hem bu dünyada hem de ebedi hayatta huzur içinde olsunlar diye göndermiştir.
Yüce yaratıcının insanlar arasında peygamberler görevlendirmiş olması, rahmetinin bir gereğidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) için “Rahmeten lil-âlemin” demesinin hikmeti de budur.

 

 

Bu Haberi Gördünmü!

İnsanın Yaratılışı (8)

6.İnsanın işiten, gören ve akıl sahibi olarak yaratılmasının hikmeti nedir? “Gerçek şu ki, biz insanı …