Gayb Bilgisi (7)

13-Bazı Peygamberlere Verilen Gayb Bilgileri:

a)Hz. İsa’ya Verilen Gayb Bilgileri:

“… Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”[1]

Hz. İsa, Allah’ın kendisine bahşettiği bir mucize olarak, insanların evlerinde ne yiyip ne içtiklerini bilir ve onlara bildirirdi.

b)Hz. Yusuf’a Verilen Gayb Bilgileri:

“Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi.”[2]

Hz. Yusuf, Allah’ın bildirmesiyle, kendi gömleği babasının yüzüne konunca, onun görmeyen gözlerinin açılacağını bilmiş ve dediği gibi de olmuştur.

14-Hz. Musa ile Buluşan Şahsa Verilen Gayb Bilgileri:

Kur’an’da adı verilmemekle birlikte, müfessirlerce Hızır (a.s.) olduğu kabul edilen şahıs ile Hz Musa arasında geçen ve anılan şahsın Allah tarafından kendisine verilen gaybi bilgilerin anlatıldığı kıssa şöyledir:

“Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim.» Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti. (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi. (Genç adam:) Gördün mü! dedi, kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı. O, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti. Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler. Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı? dedi. Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin. (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin? Musa: İnşaallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem. (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi. Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi. (Hızır:) Ben sana, benimle beraberliğe sabredemezsin, demedim mi? dedi. Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi. Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın! (Hızır:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi. Musa: Eğer, dedi, bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın. Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi. (Hızır) şöyle dedi: «İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.» «Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.» «Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk.» (Devam etti:) «Böylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.» «Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.»”[3]

Hz. Musa’nın buluştuğu kişi (Hızır a.s.), Allah’ın bildirmesiyle anlatılan bilgilere sahip olmuştur. Bu bilgiler Kur’an’da verilerek ibret almamız istenmiştir.

Sonuç olarak şunları ifade etmeliyiz:

Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır.

Allahtan başka kimse gaybı bilmez.

Allah’ın bilgisi her şeyi kapsar.

Allah, bazı gayb bilgilerini peygamber olarak seçtiği kullarına bildirmiştir.

Peygamberler, gayb hususunda ancak Allah’ın bildirdiklerini bilirler.

Kimse Levh-i Mahfuz’a muttali olamaz.

Cinler gaybı Bilmez.

Allah’ın, Kur’an’da bildirdiği gayb bilgileri, bizler için hidayet rehberidir.

Bu Haberi Gördünmü!

Hisse Senetlerinin Zekatı

1 Hisse Senetlerinin Zekâtı Nasıl Ödenir? Hisse senedi sahibi, senetleri aldığı şirkete ortak olmuştur. Şirketin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir