Geliyor

Aylardan Nisan, tabiata su yürüyor, her taraf yeşilleniyor, hayvanlar coşuyor, insanlar daha bir hareketli.

Bahar hem coşkuyu getiriyor hem de işi.

Tarlalar insan dolu, fidan diken, diktiği fidanın dibini açan, budama yapan, kurumuş dalları ayıklayan, tarla takımında, eli arkasında gezerek ekinlerin gelişmesini gözetleyenler.

Memleket bir yönüyle de turizme hazırlanıyor; beyanatlar veriliyor turizme dair; “bu yıl geçen yıldan iyi olacak” diyor, yetkililer.

Gerçi bu açıklama her yıl yapılır, her yıl çıta daha bir yukarılara konur ama her nedense geçen yıllarda gördük ki, turizm açısında gelen yeni yıl geçen yılı hep arattı/aratıyor.

Turizm demek para demektir. Görmeye, gezmeye, avlanmaya gelen para harcayacak, hizmet sunanda kazanacak.

Para yoksa ikisi de olmuyor; paranız varsa devlet avlamanız için menzilinize dağ keçisi yerleştiriyor, paranız yoksa dağ keçisine ateş ederek suç işliyorsunuz demektir.

Yani birçok konuda para sizi temize çıkarıyor, başka şekilde yapınca suç sayılan bir eylemi para ödediğiniz için suç olmaktan çıkarıyor.

Dünya da birçok güç kaynağı var ama üçü çok önemli; bunlar büyüklük sırasına göre, bilgi, para ve sağlıklı gençliktir.

Turizm mevsimi yaklaşıyor yani yeni insanlar tanıma ve yeni para kazanma dönemi…

Adıyaman turizmden hak ettiğini alır/alıyor mu? Ya da şöyle soralım Adıyaman turizmden anlamlı bir dilim koparmayı hak ediyor mu?

Turizm, tütün, sulu tarım, işsizlik, en önemli problemlerimiz, çözülmeyen, çözülmeyecek ve belki bizim çözülmesini istemediğimiz sorunlardır.

Sorunumuz olmazsa siyaset niye olsun, sorunumuz olmazsa basın ne yazacak, sorunumuz olmazsa mutluluk yüklü rüzgârlar ne demeye esecek!

Turizm dönemi başlıyor,

Diğer yıllarda olduğu gibi,

Bu yıl nasıl, ceplerimiz şişecek mi?

Geçen yıllarda olduğu gibi!

Bu Haberi Gördünmü!

Rehavet

Rehavet kötü bir şey. Hani hafta sonu iki gün tatile giren memurlarda pazartesi sendromu olur …