Gençliği Bekleyen Tehlike

 İlerleyen yıllar, geçen zaman peşinden birçok şeyi sürüklediği gibi, yaşama dair yeni kapıların açılmasına, değişimlerin yaşanmasına da neden oluyor.

Posta güvercinleriyle haberleştiğimiz zamanlardan, itina ile yazıp postacıya teslim ettiğimiz ve günlerce yolunu gözlediğimiz mektuplaşma dönemine evirildik.

Derken sesli iletişim, telefon çağı ve arkasından cep telefonları ve internet hayatımıza girdi.

Him hime oturan, sokağa açılan pencereleri yana olan kapı komşular bile  biri birinin hatırını cep telefonu marifetiyle soruyorlar.

Hele yeni yetme gençlerin içerisinde bulunduğu durum anlatılır gibi değil.

Birçok genç, şehir içinde, yoğun trafik akışı olan bir ana caddeyi geçerken kafalarını cep telefonundan kaldırıp sağa sola bakmıyorlar.

Okuldan gelir gelmez bilgisayara yumulup internet sayfalarında sörf yapıyorlar.

Yemek yemeyi, ders çalışmayı, aile büyüklerine yardım etmeyi ya unutuyor ya da akıllarına getirmiyorlar.

Teknoloji bağımlılığı, kumar bağımlılığı kadar tehlikeli ve zararlı bir alışkanlıktır.

Birçok aile, yaramazlık yapmasın, sesini kessin diye çocuğun eline akıllı telefon veriyor.

Bu durum çocuğa yapılmış en büyük kötülüktür.

Çocuk oynar, eşyaları dağıtır, bir şeyleri kırar, bu çocuktur.

Ama çocuğu teknoloji ürünü aygıtlarla susturmak ya da avutmak son derece zararlı bir davranıştır.

Geçenlerde, ülkemizin güzel ve görülmesi gereken köşelerinden birine, Halfeti’ye, gurup halinde gitmiştik. Birecik Barajı kıyılarını, su altında kalan yerleşim yerlerini görmek için topluca bir tekneye bindik, teknede canlı müzik de vardı, buralara hayatında ilk defa gelen, daha önce hiç görmemiş bir yeni yetme, başını cep telefonundan kaldırmadı, ne müziğe eşlik etti, ne de çevreye göz attı.

Böyle bir şey olabilir mi?

Gençlik kabul edilemez bir anaforda.

Tedbir almak gerekir.

Bu Haberi Gördünmü!

Bulutlar Kandırdı Bizi

Dün gökyüzünü bulutlar kapladı. Güneşi gölgeledi kara bulutlar. Yağmur yağacak diye umutlandık; olmadı, yağmadı. Oysa …