BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates

GERÇEK GÜNDEMLERİ SAPTIRIP/KARARTAN SANAL/SUNİ GÜNDEMLER..

ALINTERİ/Bir Adıyaman Şiiri..…….

Şafak’ta yollarda açılır gözüm;

Yüzüme vurdukça zemheri yeli,

Çalışır bedenim-tutuşur Közüm,

Silaha (koy) veren fişek misali..

 

Emeğe aktıkça ALNIMIN TERİ;

Rahmet ve bereket olur bedeli,

Boy verir ürünüm sarar her yeri;

İnsana (soy) veren-kuşak misali..

 

Sebile gelince ekmeğim-aşım;

Gaipten uzanır bana dost eli,

Sanki göğe değer bu dertli başım;   

Hasada (boy)veren başak misali;

 

İnsanı sardıkça emeğim/varım;

Ruhumdan dökülür-sanki nur seli,

O zaman serilir gönül ambarım;

Hünkara (toy) veren döşek misali..

 

Paylaştıkça rahmete gark olur tenim;

Devinir gönlümde bir hasret seli,

Vuslata ram olur ruh-u bedenim;

Maşuka(kay)veren Aşık misali..

(İHB/1.Aralık.2011/Adıyaman)

 

ADIYAMAN’A ÇOK AMAÇLI BİR KÜLTÜR MERKEZİ NE ZAMAN YAPILACAK?

Bir Milletvekili/İ.Halil FIRAT kardeşimizin ifadesiyle-Daha şimdiden 2023 Hedefini yakalamış olan Irgat kent’im Adıyaman,henüz-Adam gibi çok amaçlı bir Kültür Merkezinden-yoksun olduğu için;Çokönemli Kentsel ya da Bölgesel/Toplantı Ve Etkinliklerini genellikle de  “TPAO YERLEŞKESİNDE” yapmak zorunda kalıyor..

Bazen düşünüyorum da..

EğerAdıyaman’daki “TPAO TESİSLERİ”de olmasaydı, acaba nice olurdu;Şu emin adımlarla Muasır Medeniyetler ufkuna doğru-Ak partinin güçlü/Siyasal rüzgarını da arkasına alarak-Yelken açmış şu güzel/Memleketim Adıyaman’ın hali?

Yani..

“Size de Adıyaman’ın bu”İRONİK” hali tuhaf gelmiyor mu?”

O halde-Bir kaç kez yazdım/çizdim,sordum/sorguladım- şimdi yine soruyorum!
“Adıyaman’ın hemen çok yönlü/çok amaçlı “BİR KÜLTÜR MERKEZİ’NE” çok acilbir ihtiyacı var mı/Yok mu?

Varsa-hemen yapın,yoksa-bari susun;Cevap veremeyecek sanal ve sahte reflekslerle falan nutuk atarak-kendinizi de zorda bırakmayın-hiç olmazsa..

Çünkü..Eğer bir ilin sosyo/kültürel değişim/dönüşümü, insan eksenli-uygar/Evrensel norm ve desenlerle buluşturulup/donatılarak-gerçekleştirememişseniz,yaptığınız ve ya yapacağınız en gelişmiş/çağdaş teknik ve altyapı değişim/dönüşüm hizmetleriniz bile-tek başına o mezkur ilin kalkınıp/gelişmesini sağlamaz; Asla ve kat’a sağlayamaz.

Ve çünkü..

Değişim/dönüşümle hedeflediğiniz toplumsal gelişme Ve kalkınma öncelikle insan ve imkana endekslidir,Ona hizmet etmek üzere yapılır ve o da ancak uygar idraklerden başlar ki,onun da yolu;İnsan eksenli,uygar/Evrensel(Bilimsel ve Teknolojik) norm ve desenleri önceleyen, tam donanımlı bir duruş ve eylem(Kültür ve Eğitim)sürecinden geçer..

Bakınız/Mesela;

-Her ülkede olduğu gibi,ülkemizde de “Yasalar”,Toplumsal hayat alanı içerisinde bulunan ve devlete (Yurttaşlık bağıyla)bağlı bireylerin birbirleriyle,devletle ve diğer(yabancı uyruklu) insanlarla veyahut da devletlerin birbirleriyle olan (Hak Ve Görevsel)ilişkilerini uygar norm ve desenlerle düzenleyip/korumak üzere yapılır,ki doğruluğunu da-eksiğine/gediğine rağmen kabul etmek gerekir,ancak;Uygulayıcılarının kararları da genellikle toplum vicdanında daima bir soru işareti bırakır..Bunun da nedeni,Yasa uygulayıcıların-Göreceli bir yüksek/eğitimden geçmekle beraber-insan eksenli bir irfan ve ihsan(toplumsal/vicdani görev ve sorumluluk) gerçeğini kavrayamamalarıdır diye düşünüyorum..

Ve Mesela;

Güya Ailelerimizi kollayıp/kurumak ve aile birliğini yeniden ihya ve inşa ederek-istenen eski sıcak/müşfik düzeyine kavuşturmak üzere bir “Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” bile kurduk,lakin “Aileler” düzeleceğine, gittikçe içinden çıkılamaz çok daha vahim bir durumla baş başa kaldılar;Her gün yeni facialar,yeni yıkım ve dramlar ailelerin başında bir musibet ve bela olarak dolaşmakta..Bunun sebebi Bakanlık mı?Hayır,bana göre asla ve kat’a Bakanlık değil;Bakanlık elinden geleni-FAZLASIYLA yapıyor,ama nafile-çünkü;Ailelerde sevgi, saygı,himmet ve merhamet kalmadı artık ..

Ve çünkü..

Şimdi Ailelerin başında, Ailelerin-Ülkeyi Yönetenlerin ferasetsizliğinden,gamsızlık ve ilgisizliğinden-yitirip/uzaklaştığı ve bir daha da asla öylesine kolayca kavuşamayacağı kesif bir-sevgisizlik halesi-kuşatmıştır ki;Artık ne Anne/Baba birbirleriyle çocuklarını dinliyor, ne de Çocuklar kardeşleriyle Anne, Baba ve Çocuklarını artık anlayıp/takıyor..

Çünkü..

Bu ülkede insan hiçbir zaman değer bulmadı,değerli olamadı,Ülke yöneticilerinin gözünde O, sadece ”OY’U” dışında asla adam yerine konmadı,sevilip/sayılmadı ve işin en hazini de Ona endeksli ve Onu”EĞİTİP/EVİREREK Ve İNSANİ ERDEME DOĞRU DÖNÜŞTÜREREK”örgün özgün ve özgür bir adam edecek-İnsan Ve ihsan eksenli; Hiçbir ciddi adım atılmadı bu ülkede..

O halde..

Daha neyi konuşuyoruz Ve daha neyi konuşacağız ki;Bu kafayla seyr-u sefer eyledikten sonra-ADIYAMAN’DA KÜLTÜR/SANAT MERKEZİ-kurulsa ne olur,kurulmazsa ne olur?!

Yani..“Onu anlayacak/kavrayacak,hazmedecek Ve yönetecek ehil,emin Ve elit/insan unsuru olmadıktan sonra;Ne değişir ki??”

KERKÜK GÜLŞEN İÇİNDE’YDİ, ŞİMDİ DİKEN ÜSTÜNDE?

Sanki Kürtlerin işgal ettiği bir kent’miş gibi,Kerkük‘ün-Irak/İran’ın Şii/koalisyon gücü tarafından-istilasına,ülkemizde pervasızca zil takıp/oynayanlar şunu da bilmeli ki;Kerkük,Türklerle Kürtlerin Araplarla da birlikte kardeşçe yaşadıkları ve ağırlıklı olarak da çok parçalı mezhepsel inanç sistemine sahip olmakla beraber, eğer başına gelen -IŞİT-Belasını saymazsak çatışmasız/huzurlu,güvenli bir-Türkmen-şehriydi..

Eğer sevinecekseniz,Kerkük’ün bundan böyle artık Irak’ın değil,Şii/İran milislerinin kontrolünde olarak yönetileceğini duyun ki;Sevinç gözyaşlarınızla belki kına yakıp bir yerlerinize çalarsınız..

Çünkü..

“Korkarım ki,Kerkük bundan böyle artık o eski Kerkük olarak pek kalamayacaktır..”
Yani diyeceğim odur ki!
Kerkük ahalisi, her başı sıkıştığında-şimdiye kadar rahatlıkla-ülkemize gelip/giderdi,lakin sanıyorum ki;Bundan böyle bu pek mümkün olamayacak..
Çünkü..
Şia tarafından “Humeyni icazetine” muhtaç-ı mecbur tutulacaklardır,ki onunla da ancak-İran’a gidip/gelebilirler..

Eğer sevinmekten muradınız buysa,mübarek olsun;Alın tepe/tepe kullanın,derim..

Allah,Kerkük’te kalanların yardımcıları olsun çünkü; Bir çoğu Halep’e doğru yollara düştü de.
Hatırlatayım istedim..

DİN VE HAYAT

Galiba bir çoğumuzdini,yılın-oruç ya da bayram gibi sınırlı zaman-dilimlerinde; Bize“uzak göklerden çok gizemli tatlar taşıyan”geçici ve zaman ayarlı manevi bir araç sanıyoruz.
Halbuki!
Din,heran içimizden bize ve bizden de çevremize yansıyarak-Hakkın rahmetine müştak-ı müptela olan tüm mahlukatını kuşatıp,onu kaim, daim ve mutmain kılmak ve hayatının her alanını da çevreleyip-dizayn etmek üzere sunulan ve asla bir zaman ve mekanla da sınırlandırılamayan;Ìlahi,imani ve insani(maddi/manevi)bir irfan ihsan,ve imkan bütünlüğüdür..

Evet..
Dinin Maddi Ve Manevi yüzüne ve ihsanına rağmen,sanıyorum ki!
Biz Müslümanlar dini,belirli/geçici zaman ve mekanlarla sınırlayıp-onun evrensel hitabet/ibadet-saadet alanını daralttıkça;İslam beldelerindeki bu sanal kaos ve kabus da asla bitmeyecek ve bilakis artarak-mahlukatıyla beraber dünyayı da kuşatıp helak edecektir..

Yani..

Öyle sanıyorum ki,İnsan ve insanlık tarihi nasıl ki-Ortadoğu’dan-başladı,insanın gaflet ve nankörlüğünden dolayı-galiba; Yine-Ortadoğu’dan-yıkılıp sonlanacaktır.

Çünkü..

Biz Müslümanlar, dinin bize ve insanlığa sunduğu maddi yüzünü pek anlamıyor ya da anlamak istemiyoruz..Ve çünkü din,Her iki dünya saadetimizi de mamur,müreffeh ve mutmain etmek üzere-Bize gönderilmiştir;Sadece dünyevi ya da uhrevi değil..

Ah! Bir bunu anlasak Ve Onu hayatın her alanına uygulamak üzere kendimize rehber kılsak;Kurt’la Kuzu hem/can olurdu-O zaman..

 

ADYÜ REKTÖRÜ BU FETVA’YLA NE DEMEK İSTEDİ ACABA??

Sevgili Rektör,sanıyorumki;Adıyaman Üniversitesini de-Milletvekili Halil FIRAT’INişaret ettiği 2023/Muasır Medeniyetler Hedefine- uygun olarak ulaştırdıklarına inanmış olacaklardır ki,verdikleri “FETVA” ile de Ankara’ya mesaj vererek;Statüsüne uygun bir taltif ve takdir ile siyasal makam(Mesela;Adıyaman Belediye Başkanlığı Ya da Milletvekilliği,belki ileride Milli Eğitim Bakanlığı) falan istiyor olabilirler.
Çünkü..
Böylesine büyük/cesur dinsel“Fetva’sal”nush-u nasiha endeksli çıkışlar;Her zaman büyük siyasal/Makamlara endeksli ve amade olarak-payanda ettirilmiştir ki,bildiğim kadarıyla geçmişte;Sevgili Hüsrev KUTLU da (TBMM’de,Atatürk’ün bir fotoğrafını işaret ederek..),bunun burada ne işi var! Dediği günden beri makamdadır..
Evet..
Sanıyorum,Sevgili Rektörümüz Mustafa GÖNÜLLÜ de(Siyasetin zor yolculuğunda)kendisine Sevgili Hüsrev KUTLU kardeşimizi örnek seçmiş olacak ki;Bu çok özel Ve özgün fetvayı serdetti diye-düşünüyorum…

Hakkı değil mi? Tabi ki,her yurttaş gibi sayın Rektörün de hakkı bu;Makam edenlerin Ondan üstünlüğü ne,kariyer ve kalitesi ne?
Çünkü..
“Ülkemiz siyasetinde/Bilim,kariyer,yetenek,liyakat ve asalet falan değil,artık sivri ve agresif dil para ediyor”;Ne yazık ki!!

Yanlış anlaşılmasın,bunu sayın Rektör için söylemiyorum,bilakis O;Çok munis,tatlı ve insani/latif,yumuşak bir dil ve üsluba sahiptir..

Ancak,ülke siyasetinde yıldızı parlayanların, genellikle “Sivri/Çatışmacı” dillilerden oluştuğunu da kabul etmek gerekiyor..
Mesela..
Bakın Ak parti Ve CHP kadrolarına ve son yıllarda-el/etek öperek oralarda yer alan bazı adamlarına bakınız;Bu,polemik yapmaktan, ona/buna çatmaktan ya da kendi Parti(LİDERLERİNE)yalakalık/yanaşmalık ve yağcılık yapmaktan ve ya sanal üslup ve eylemleriyle toplumu germekten gayri hiç bir meziyeti,hikmet ve himmeti olamayanları-kişiliksiz,sivri ve yavan dilli figüranları-o kadar çok görürsünüz ki.
Her neyse….

Umarım ki..
Cumhurbaşkanı/Ak parti Lideri Sayın R.Tayyip ERDOĞAN,Ak parti’de yenileşme adına başlatmış oldukları şu değişim/dönüşüm süreciyle;Böyle figüranları da artık kendi-Partisinden ayıklamak istiyor olsunlar ve bu eylemi başta CHP olmak üzere diğer partiler de kendilerine örnek alarak-kendi partilerine de uyarlayıp uygulasınlar,yoksa toplum olarak;Halimiz haraptır bizim..

Ve çünkü..
Bu siyaset esnafı/cambazlar her siyasal kurumla sivil toplum örgütlerinde vardır;Hem de öyle çok ki..
SON/SÖZ;
“Her makamın özünde,başta ahlak ve asalet olmak üzere;Eğitim,kariyer,liyakat, yetenek,feraset ve cesaret esastır Ve bu şartesas olmalıdır!”..

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

KÜÇÜK ŞEYLER/İKİ ATATÜRK/ÜÇ MUHATAP TİP??

ATATÜRK DİYOR Kİ… “Beni anlamak demek; Coşup- çağlamak değil, Her yıl “On Kasım Günü” taşıp-ağlamak ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir