Gürbüz, “Sağlıkta Şiddet Dinmiyor!”

SES Adıyaman Şube Başkanı Rıza Gürbüz, “Sağlık sistemini yeniden yapılandıracağız” diyen hükümetin, sağlık çalışanları arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, işlerini değersizleştiren ve hastaları puana dönüştüren mevcut performansa göre ücretlendirme sistemi ile hasta yakınlarını ve sağlık emekçilerini karşı karşıya getirerek şiddetin düzeyinin arttırdığını söyledi.

“Hastanelerde yaşanan şiddet, sağlık emekçilerine genelge yayınlayarak, şiddet haberlerinin basına sızdırılmasını engelleyerek ya da güvenlik güçlerini hastanelere yığarak önlenemez” diyen SES Adıyaman Şube Başkanı Rıza Gürbüz, “Bu tür önlemlerin, şiddeti önlemeyeceğini Hakkari ve İstanbul’da bir kez daha gördük” dedi.

SES Adıyaman Şube Başkanı Rıza Gürbüz, sözlerine şöyle başladı; “Sağlık sistemini yeniden yapılandıracağız diyen hükümet, sağlık çalışanları arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, işimizi değersizleştiren ve hastaları “puan”a dönüştüren mevcut “performansa göre ücretlendirme sistemi ile hasta yakınları ve sağlık emekçilerini karşı karşıya getirerek şiddetin düzeyinin artmasına neden olmaktadır. Hastanelerde yaşanan şiddet, sağlık emekçilerine genelge yayınlayarak, şiddet haberlerinin basına sızdırılmasını engelleyerek ya da güvenlik güçlerini hastanelere yığarak önlenemez. Bu tür önlemlerin, şiddeti önlemeyeceğini Hakkari ve İstanbul’da bir kez daha gördük. İstanbul’da bayram sabahına uyanmışken kadın doğum asistanı arkadaşımız hasta yakını tarafından şiddete uğradı ve parmağı kırıldı..devam eden günlerde aynı hastaneden 3 asistan hekim arkadaşımız daha hasta yakınlarının şiddetine maruz kaldı.Yine yakın tarihte Hakkari Yüksekova’da doğum sonrası yaşanan ölüm sonrasında Dr.Soner Pulu hasta ve hasta yakınlarının saldırısına uğradı.  Sağlıkta şiddetin önlenmesi için; sağlığı ticarileştiren, sağlık hizmetlerini metalaştıran Sağlıkta Dönüşüm Programı ve uygulamalarından vazgeçilerek, eşit-ücretsiz-nitelikli sağlık hizmetinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Hastayı müşteri, sağlık emekçisini köle olarak gören sağlık sisteminden vazgeçilmelidir.”

“Toplu Katletme Mutabakatı!”

“1 Ağustos’ta yapılan ilk toplantıda belirlenen takvime göre Kamu Görevlileri Hakem Kurulu süreci hariç 21 Ağustos’a kadar sürmesi planlanan toplu sözleşme görüşmelerinde bugün tam bir fiyasko yaşanmıştır” diyen Başkan Rıza Gürbüz şunları kaydetti; “AK Parti hükümeti kamu emekçilerinin geneline yönelik olarak dün açıkladığı mali ve sosyal hak teklifinin üzerine birkaç kuruşluk ekleme yapmıştır.Yıllardır kadro bekleyen 4/C’lilerin ve ek ödeme adaletsizliğinin kurbanı öğretmenlerin ağzına bir kaşık bal çalınan mutabakatta ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, iş güvencesi sorununun çözümü, vergi dilimi adaletsizliğinin giderilmesi başta olmak üzere onlarca sorun AKP-Memur Sen A.Ş. ortaklığında varılan mutabakatta yine es geçildi. Her şeyden önce AKP iktidarı ve yıllardır hormonlayarak büyüttüğü, memur kolları olarak çalışan Memur Sen arasında varılan mutabakatın adı asla Toplu Sözleşme değildir. Bu mutabakatın adı kamu emekçilerinin hak ve özgürlüklerini Toplu Katletme Mutabakatıdır. Bu mutabakata imza atan Memur Sen AKP iktidarına diyet borcunu ödemeye devam etmekte. Kapalı kapılar ardında Memur Sen ve Kamu İşveren Heyeti arasında kamu emekçilerinin hakları pazarlanmıştır. AKP iktidarı ve memur kolları arasında yapılan sözde pazarlık sonucu ulaşılan mutabakat “Toplu Sözleşme” kamu emekçilerine, emeklilere dayatılan üç kuruşluk artışlar ise dalga geçercesine “bayram müjdesi” olarak sunuldu. Bugün yaşananlar aslında toplu sözleşme sürecinin en başından beri AK Parti hükümeti ile Memur Sen arasında bir uzlaşma olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Yedi gündür kamuoyuna karşı danışıklı bir dövüş içersinde sürdürülen oyunun son perdesinde deyim yerindeyse takke düşmüş kel görünmüştür. Dünden bugüne yaşanan gelişmeleri kısaca özetleyecek olursak kamu emekçilerine karşı en başından beri “beraber yürüdük biz bu yollarda” nakaratını tutturan bu ikilinin kamu emekçilerine karşı mutabakatı daha net olarak görülecek. Çalışma Bakanlığında yapılan toplantıda Kamu İşveren heyeti ikili bir öneride bulunmuştur. Bunlardan birincisine göre kamu emekçilerinin maaşlarının 2014 yılı için artışar aylık dilimler halinde l%3+%3 ve 2015 yılı için yine %3+%3 oranında artış teklif edilmiştir. İkinci teklife göre ise 2015 yılı için yapılan teklif korunarak (%3+%3) 2014 yılı için tüm kamu emekçilerinin maaşlarında 100 TL’lik artış teklif edilmiştir. 4/C’liler için aile yardımı artı brüt 175 TL maaş artışı, öğretmenler için ise toplam 80 TL eğitim öğretim tazminatı teklif edilmiştir. KESK olarak bunun kamu emekçilerine bir teklif değil tehdit olduğunu ve asla kabul etmeyeceğimizi hem toplu sözleşme masasında hem de toplantı çıkışında basına yaptığımız açıklama ile kamuoyu ile paylaştığımız bilinmektedir.”

“Dün Mangalda Kül Bırakmayan Memur Sen’e Bugün Ne Oldu?”

Başkan Rıza Gürbüz sözlerine şöyle devam etti; “Yapılan toplantıda Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da yapılan teklife sert tepki göstermiş hatta hızını alamayarak “bu teklif memurları sokağa davet etmektir” demiştir. Sayın Bakan ise başta Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı bürokratları olmak üzere 5 kişiden oluşan bir komisyon kurduklarını, bu komisyonun gece çalışacağını ve yeni bir önerileri ortaya çıkarsa erken saatlerde Konfederasyonların telefon yoluyla toplantıya davet edileceğini söyledi. Açıklanan mutabakata göre; 2014 yılı için taban aylığa 175 TL, 2015 yılı için ise yüzde 3 + 3 maaş artışı yapılmıştır. 175 TL brüt artış olup Ocak 2014’te 119 TL olarak maaşlara yansıyacaktır. Kaldı ki, en düşük maaş alan kamu emekçisi Eylül 2014’te vergi dilimine girdiğinde bu miktar 111’TL’ye kadar düşecek.Öğretmenlere yapılan 75’şer liralık eğitim öğretim tazminatı yaşanan mağduriyeti gidermediği gibi ek göstergenin 3600’e çıkarılması talebimiz görmezden gelinmiştir. Öğretmenlerin ek ders ücretlerinden tutalım tayin terfilerine kadar onlarca sorunu vardır ve hiçbiri TİS’te ele alındı. 4/C’lilerin kadroya alınması Memur Sen eliyle engellenmiş, yapılan komik iyileştirmeler büyük başarı olarak sunulmuştur. Oysa 4/C’liler hala özelleştirme öncesi sahip oldukları mali ve sosyal hakların yarısına bile sahip değildir. Memur Sen ve Hükümet el ele vererek 4/C ‘lilere ölümü gösterip sıtmaya razı etmek için seferber olmuştur. “Buna da şükür” mantığı Memur Sen zihniyetine ait teslimiyetçi ve işbirlikçi bir yaklaşımdır. Kaldı ki, hala yüz binlerce emekçi iş güvencesinden yoksundur ve her gün yenileri bu güvencesizler ordusuna eklenmekte. Hizmet kollarına ilişkin geçen yıl Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarının aynen devam ettirilmesi dışında herhangi ciddi bir iyileştirme yoktur. Geçen yılki kararların uygulanıp uygulanmayacağı bile belli değil.TİS süreci başlamadan önce Memur Sen Genel Başkanı “TİS masasında KESK sembolik olarak, Kamu Sen seyirci olarak bulunmaktadır” diye açıklama yapmıştı. İşte tam da AKP zihniyeti budur! Çoğulcu demokrasi yerine çoğunlukçuluğu esas alan bu zihniyet Memur Sen’in AKP’nin “ileri demokrasi” anlayışını sendikal alandaki temsilcisi olduğunu tartışmasız olarak ortaya koymaktadır. Oysa bırakalım yüz binlerce üyesi olmasını, tek bir üyesi bile olsa bir emek örgütü kendi üyesi adına pazarlık yapabilir, yapmalıdır. “

“Tarih kamu emekçilerinin haklarını pazarlayanları affetmeyecektir!”

Gürbüz, “KESK olarak nasıl ki, toplu görüşme orta oyununu bozduysak bu yeni skeci de bozmaya, teşhir etmeye ve işlevsiz kılmaya kararlıyız. İstedikleri kadar kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapsınlar, istedikleri kadar kendi yaptıkları yasalara sığınsınlar, istedikleri kadar bugünkü anti demokratik ortamdan güç alsınlar biz bu çirkin ittifakı yıkacağız, ipliklerini pazara çıkaracağız. Bayramın kutsallığından, mübarekliğinden bahsedip bayram arifesi emekçileri pazarlayanları ne tarih ne de emekçiler affedecektir. KESK gücünü yasalardan değil, haklı ve meşru mücadelesinden, örgütlülüğünden ve genel sendikal ilkelerden alır. Kimseye diyet borcumuz yoktur. Emekçiler dışında kimseye verecek bir hesabımız da yoktur.Kamu emekçileri tüm oyun ve baskılara rağmen örgütlülüğünü ve mücadelesini büyüterek, taleplerini ezilen tüm kesimlerin talepleriyle birleştirerek bu saldırıları püskürtecektir. Bu çerçevede “İnsanca Yaşam, Güvenceli Gelecek, Eşit, Özgür Ve Demokratik Bir Türkiye İçin Yürüyoruz!” şiarıyla ilan ettiğimiz eylem programımızın yanı sıra yeni eylem ve etkinliklerle mücadeleyi yükselteceğiz” diye konuştu.

Haber: Ömer Karakuş

Bu Haberi Gördünmü!

 Dünya Çocuk Kitapları Haftası etkinlikleri 

9-15 Ekim Dünya Çocuk Kitapları Haftası etkinlikleri çerçevesinde öğrenciler ile kitap okundu. Dünya Çocuk Kitapları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir