Güzel Günler Göreceğiz

Hayat bir devinim, bir uğraş, bir mücadele alanıdır.

Olaylarla baş etmeye çalışırken etkilenmemek, yıpranmamak olanaklı değildir.

Siyaset günlerindeyiz mesela, siyasetle doğrudan ilişkiniz yoksa siyasetin bizatihi içerisinde değilseniz bile, mevcut iklimden etkileniyorsunuz.

Abartılar, suçlamalar, hakaretler, yanılgılar her şey iç içe.

Bazen “gözümde büyüttüğüm kişi bu mu” diyesiniz geliyor.

Kimi siyaset adamları muhataplık çıtasını oldukça aşağı çekmişler, adeta yer ile yeksan olmuşlar.

Ekonomi, dizginleri sıkı tutulmuş vahşi bir at gibi kükreyip duruyor.

Ramazan orucunun da etkisiyle birçok insanın toleransı azalmış, sinir katsayısı yükselmiş durumda.

Psikolojik savaş, sosyolojik ayrışma, nabza göre şerbet verme, ötekileştirme her şey iç içe, her şey sarmaş dolaş…

Bir seçim, ülkenin sosyal yaşamını bu kadar derin etkilememelidir.

Bu durum, geri kalmış ülkelere özgü bir davranış biçimidir.

En cahil, en bilinçsiz, seçimlere en uzak, seçimin sonucunun etkilemediği kişiler seçimler konusunda en ateşli kişilerdir.

Bilinci düşük, muhakeme yetileri sınırlı kişiler, bir bilene bir şey sormadıkları gibi, bir vesileyle bir telkine maruz kaldıklarında tüm algı kanallarını kapatabiliyorlar…

Yaşam her yerde, her ülkede zor; kişinin aklen, fikren, ekonomik kazanım olarak kendi kendine yetmesi, kendi ayaklarının üzerinde durabilmesi çok önemli bir durumdur.

Yaşam savaşından her koşulda muzaffer ayrılmak mümkün değildir.

Seçim gibi, ülkenin bütününü ilgilendiren olaylarda, gereksiz abartıların bazı kişilerde ürküntülere yol açtığı da bir vakadır.

Ama her şeye rağmen, kişiler sabırlı olmalı, metanetlerini yitirmemeli, geleceğe dair umutlarını canlı tutmalıdırlar.

Ve yaşamın bir mücadele, kendi çapında bir savaş olduğunun ayırtına varmalı ve ona göre tavır belirlemelidirler.

Güzel günler görmeye dair beklentilerimiz solmamalıdır.

Bu Haberi Gördünmü!

Yeter Ki

Bu günlerde tarım ve özellikle Adıyaman tarımındaki gelişmeler ilgimi çekiyor. Ne de olsa serde ziraatçılık …