Güzel Günler Olsun

Dün 28 Şubat idi.

Ülke tarihine geçen, tartışmalı günlerden biri; bir darbenin yıl dönümü.

Ülkenin yakın tarihi, darbeler tarihi oldu.

Bu ülkenin bir ana kurumu ülkenin bütününü her koşulda kollama ve gözetme hak ve yetkisinin kendinde olduğu inancıyla darbeler yaptı.

Öyle ki, yanlış giden, günün şartlarıyla bağdaşmayan her eylemi, her tasarrufu ülkenin geleceğine indirilen yıkıcı bir hareket olarak değerlendirdiler.

Ve daha vahimi kendilerini ülkenin esas ve asli unsuru diğerlerini “suç işleyebilir, ülke menfaatlerini göz ardı edebilir ve hatta hıyanet içerisinde bulunabilir” konumda değerlendirdiler.

Darbelerle ülke birçok kazanımını yitirdi ve birçok yönde geri gitti.

Bu güzelim ülke böyle olmamalı, böyle yönetilmemeli; bu ülkeye yazık oluyor…

İnsanların kardeşçe yaşadığı, kaynakların adaletli dağıtıldığı, hukuk üstünlüğünün uygulandığı bir ülke olmalıdır. Bu bizim özlemimizdir.

Bazı güç odakları neden darbe yapmaya yeltenir, onların davranışlarını sevk ve idare eden mantığın temelinde ne var?

Yani yukarıda yazdığım tespitlere ilave ne söylenebilir.

Teknoloji geliştikçe, bilim ilerledikçe, iletişim hızlandıkça birçok değişim de anında yaşanabiliyor.

Bir parçası olduğumuz Ortadoğu Coğrafyası, bu coğrafyanın zenginliklerine göz dikmiş emperyal güçler bölgedeki diğer ülkeleri de, bizim ülkemizi de rahat bırakmayacaklar.

Her on yılda bir yapılan darbelerin sebep ve zamanlamasını biraz da bu yazgıda aramak gerekir.

Şurası bilinmelidir ki, darbe istemiyoruz; kimden gelirse gelsin, kimi, hani grubu hedef alırsa alsın, sonuçta neyin gerçekleşeceğine bakmaksızın, darbe istemiyoruz.

Ülkede çağdaş, insan onuruna yakışır bir yaşamın tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesi, barış ve kardeşlik ikliminin egemen olması en büyük hasletimizdir.

 

Bu Haberi Gördünmü!

Sıcaklar ve Sıcak Düşünceler.

Sıcakların pik yaptığı günlerdeyiz. Her şey barut gibi, her an yanabilir, her yanma patlamalara yol …