sürmanşet

Haksen Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yaman, “Piyasa Beklentileri, Ağustos Ayında TÜFE’nin Düşüş Göstereceği Yönündeydi”

 

Enflasyonun yüzde 9.54’e çıktığını söyleyen Haksen Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yaman, “Hane halkı bütçe araştırmasının 2013 yılı sonuçlarına göre; harcamalar içinde en yüksek pay; yüzde 25 oranıyla konut ve kira harcamalarının oldu “dedi.

2013 yılında kentsel yerlerde 2 bin 851 TL olan hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcamasının, kırsal yerlerde 1910 TL olarak hesaplandığını ifade eden Haksen Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yaman, “Araştırmanın 2012 ve 2013 yılı sonuçları karşılaştırıldığında 2012 yılında yüzde 19.6 olan gıda ve alkolsüz içecekler payının 2013’te yüzde 19.9 olduğu, giyim ve ayakkabı harcamaları payının yüzde 5.4 iken yüzde 5.3; konut ve kira harcamaları payının yüzde 25.8 iken yüzde 25; ev eşyası harcamaları payının yüzde 6.7 iken yüzde 6.6; kültür ve eğlence harcamaları payının ise yüzde 3.2 iken yüzde 3.1 olarak gerçekleştiği görüldü” diye konuştu.

“Eğitim hizmetleri harcamaları payı yüzde 2.4 ve yüzde 5.8 olan otel ve lokanta harcamaları payı ise yüzde 5.9 olarak tahmin edildi”

Haksen Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yaman, sözlerine şöyle başladı; “Tüketici fiyat endeksi ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0.09, yurt içi üretici fiyat endeksi yüzde 0.42 arttı. Tüketici fiyatları yıllık bazda bir önceki aya göre 0.22 puan artışla yüzde 9.54, yurt içi üretici fiyatları 0.42 puan artışla 9.88 düzeyinde artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu, Ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre TÜFE’de (2003=100) 2014 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0.09 oranında artış gerçekleşti. Ağustos ayında TÜFE, piyasa beklentilerinin tersine bir gerçekleşme gösterdi. Piyasa beklentileri, ağustos ayında TÜFE’nin düşüş göstereceği yönündeydi. Hane halkı bütçe araştırmasının 2013 yılı sonuçlarına göre; harcamalar içinde en yüksek pay; yüzde 25 oranıyla konut ve kira harcamalarının oldu. Harcamaların yüzde 19.9’u gıda ve alkolsüz içeceklerden oluştu. Hane halkları toplam harcamalarının yüzde 2.1’ini sağlık harcamalarına, yüzde 2.4’ünü ise eğitim hizmetleri harcamalarına ayırdı. Hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcaması 2012 yılında 2 bin 366 TL iken 2013 yılında 2 bin 572 TL olarak tahmin edildi. 2013 yılında kentsel yerlerde 2 bin 851 TL olan hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcaması, kırsal yerlerde 1910 TL olarak hesaplandı. Araştırmanın 2012 ve 2013 yılı sonuçları karşılaştırıldığında 2012 yılında yüzde 19.6 olan gıda ve alkolsüz içecekler payının 2013’te yüzde 19.9 olduğu, giyim ve ayakkabı harcamaları payının yüzde 5.4 iken yüzde 5.3; konut ve kira harcamaları payının yüzde 25.8 iken yüzde 25; ev eşyası harcamaları payının yüzde 6.7 iken yüzde 6.6; kültür ve eğlence harcamaları payının ise yüzde 3.2 iken yüzde 3.1 olarak gerçekleştiği görüldü. Alkollü içecek, sigara ve tütün harcamaları payı değişmeyerek yüzde 4.2 seviyesinde kaldı. Diğer yandan 2012 yılında yüzde 1.8 olan sağlık harcamaları payı 2013’te yüzde 2.1; yüzde 17.2 olan ulaştırma harcamaları payı yüzde 17.4; yüzde 3.9 olan haberleşme harcamaları payı yüzde 4; yüzde 2.3 olan eğitim hizmetleri harcamaları payı yüzde 2.4 ve yüzde 5.8 olan otel ve lokanta harcamaları payı ise yüzde 5.9 olarak tahmin edildi” diye konuştu.

“Yüzde 0.7 seviyesindeyken beşinci yüzde 20’lik grup için yüzde 4 oldu”

Gıdaya iki kat daha fazla pay ayrıldığına dikkat çeken Haksen Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yaman, “Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibariyle tüketim harcamalarının dağılımına bakıldığında; birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hane halklarının gıda ve alkolsüz içecekler harcamasına ayırdıkları pay yüzde 28.8 iken, beşinci yüzde 20’lik gruptaki hane halklarının ayırdığı payın yüzde 14.6 olduğu görüldü. Eğitim hizmetleri harcamalarının oranı ise birinci yüzde 20’lik grup için yüzde 0.7 seviyesindeyken beşinci yüzde 20’lik grup için yüzde 4 oldu. Toplam gıda ve alkolsüz içecekler harcamasının yüzde 12.7’si gelire göre sıralı birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hane halkları, yüzde 27.3’ü ise beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hane halkları tarafından yapıldı. Konut ve kiraya yapılan harcamaların yüzde 11.7’si birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hane halklarına ait iken yüzde 31.6’sı beşinci yüzde 20’lik gruptaki hanelerde oluştu. Toplam eğitim hizmetleri harcamalarında ise birinci yüzde 20’lik grubun payı yüzde 2.5 iken beşinci yüzde 20’lik grubun payı yüzde 63.5 oldu. Ulaştırma için yapılan harcamaların sadece yüzde 4.1’i birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hane halklarına ait iken yüzde 47.2’si beşinci yüzde 20’lik grup tarafından yapıldı”  şeklinde konuştu.

“Ek ödemeler ikramiye ve emekli aylığına dahil edilmelidir”

Enflasyon farkının mutlaka emekçilere ödenmesi gerektiğine vurgu yapan Başkan Mahmut Yaman, “Ülkemizde siyasal gelişmeler olurken, devlet memurlarının da sorunları artarak devam ediyor. Yetkili memur konfederasyonunun 2013 yılında yaptığı toplu sözleşmede memurlar ve emeklileri için 175 TL seyyanen maaş artışı yapıldı. Bu bürüt artışın neti memurlarda 123 TL, emeklilerde net 146 TL olarak gerçekleşti. Buna karşılık bu yetkili konfederasyon neye dayanarak yaptılar bilmiyoruz enflasyon farkı uygulamasından vazgeçtiler. 2001 yılından beri kamu görevlilerine ve emeklilerine yapılan artışlar enflasyonun altında kaldığı takdirde aradaki enflasyon farkı yılsonunda ödeniyordu. Memurlara yapılan ortalama net maaş artışı 2014 yılında 6,96’dır. 7 ayda gerçekleşen enflasyon 6.18’dir. Dolayısıyla daha 7 ayda bu yetkili konfederasyonun adeta müjde diye sunduğu maaş artışları erimiştir. Kamu görevlileri bundan sonraki 5 ayda cebinden tüketerek geçineceklerdir. Başbakanımız Sayın Davutoğlu’na sesleniyorum. Bu yetkili konfederasyonun memura yaptığı bu zulmü durdurun. Kamu çalışanlarına ve emeklilere yasal hakları olan enflasyon farkı uygulamasını torba yasaya koyarak geri verin. Memurları, kamu görevlilerini bu yetkili sendikanın zulmünden koruyun, ona muhtaç etmeyin. Ülkemizdeki en önemli sorunlardan bir tanesi de, çalışanlara yapılan ek ödemelerdir. Bizler fiilen çalıştığımız dönemde aldığımız ek ödemeleri, emekli olduğumuz dönemde maaşlarımıza yansıtılmıyor. Çalışanlar emekli olduklarında çok önemli ücret kaybına uğruyor. Bu neredeyse yüzde 50’ye varan maaş kaybına neden oluyor. Memurlar ikinci bir iş bulmadan emekli olamıyorlar. Yeni hükümetten bu soruna acil sorun bekliyoruz. Ülkemizdeki memur nüfusu giderek yaşlanıyor. Ancak herkes çalışmak zorundadır. Bu ülkenin memurları kendi anlayışına göre, kendi düşüncesine göre, yasaların verdiği demokratik hakları kullanarak sendikacılık yapıyor. Sayın cumhurbaşkanımızın söylediği bir söz vardı; “Herkes kendi işini yapsın. Bürokrat, bürokratlığını, siyasetçi siyasetini, atanmışlarda kendi işini yapsın” diyordu. Bu son derece önemli ve doğru bir sözdür. Bizde diyoruz ki, sendikacılar sendikacılığını yapsın. Devleti yönetmeye kalkmasınlar. Bunun en somut örneği Elbistan’da yaşanmaktadır. Şuan da gerek milli eğitimde, gerekse sağlıkta, vatandaşın, halkın ve devletin ihtiyaçları bir tarafa bir sendika sırf kendi çıkarları için sendika yöneticileri kendi güçleri ve egemenliklerini sürdürmek için bu atamalara baskı yaparak vesile oluyorlar. Bu memleketin hayrına bir iş değildir. Bu hizmetleri halka vermesi gerekiyor. Dünyanın hiç bir yerinde olmayan bir statü olan 4/C uygulaması ülkemizde yıllardır uygulanıyor. Bu konuda çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Bir sonuca ulaştırılamıyor. Bu niyetlerin yasal düzenlemeye kavuşturularak tüm 4/C’li personele kadro verilmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi

Bu Haberi Gördünmü!

Çiftçilere süt sağma makineleri dağıtıldı 

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde hayvan üreticilerine modern süt sağma makinelerinin dağıtımı yapıldı. GAP Eylem Planı kapsamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir