Hattat Fahrettin Bilgiç Vefat Etti

Hattat Fahrettin Bilgiç vefat etti. Adıyaman’ın yetiştirdiği ve Türkiye’nin tanıdığı ünlü hattat Fahrettin Bilgiç, Diyanet İşleri Başkanlığı adına iki Kur’an Mushaf’ını elle yazmıştı.

Ankara’da ikamet eden ve Ankara’da vefat eden Hattat Fahrettin Bilgiç’in cenazesi 11 Aralık 2013 Çarşamba günü memleketi Adıyaman’da öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazından sonra Belediye Mezarlığında toprağa verilecek.

Henüz sağlığı yerindeyken genç hattatların kendisiyle yaptığı bir söyleşiyi aktarıyoruz.

Aslen Adıyaman doğumlu bir pir-i fani Hattat Fahrettin Bilgiç. Bu zat iki adet Mushaf yazmış, ikisi de basılmış. Üstelik bu Mushafları yazmak için olmazsa olmaz uzuvlarından birisi olan gözlerinden bir tanesini çok küçük yaşlarda kaybetmesine rağmen…

Bu zatın daha da şaşırtan ve dikkat çeken tarafı, hiçbir hattattan yazı meşk etmemiş olmasına rağmen baskıya elverişli bir seviyede yazıya malik olmasıdır.

İşte bunun gibi birçok imkânsızlıkların ve ibretlik hallerin kendisinde bulunduğu bu pir-i fani, yaşı seksen beşin üzerinde olan hattatımızı biz hattat arkadaşlar (Mehmet Memiş Hocamız, Tahsin Kurt, Orhan Altuğ, Mithat Topaç ve bendeniz Mehmet Arif Vural) 26 Aralık 2011 Pazartesi günü evinde ziyaret ettik.

İki Mushaf Yazmış Kur’an Dostu: Hattat Fahrettin Bilgiç ile Söyleşi

Belki bizlere bulunduğumuz durumun, takınmamız gereken tavrın ve tutumun nasıl olması gerektiğini anlamamız ve keza hat sanatına hizmet etme önceliğinin ve özünün Mushaf yazmak olduğunun ehemmiyetini kavramak noktasında ibretlik bir numune-i misal olur temennisiyle söyleşiyi sizinle kısaca paylaşmak istedim.

Hattat Hamit’i ziyaret edip ders alma imkânınız oldu mu?

Hayır ders almadım. Onu sadece bir defa ziyaret ettim, o da çok kısa bir teşehhüt miktarı misali. Ben karaladığım bir yazıyla gitmiştim. Yanında bir hanımefendi vardı. Kendisinin üvey kızı imiş. Hanımefendi hocaya “yazı nasıl, icazeti hak etmiş mi?” diye sorunca “güzel güzel, hak etmiş” dedi. Daha sonra bana “bu yazıyı muntazamca yazıp getir ben de altına bir şerh yazayım” dedi ben de yazıp götürdüm o da adımı yazmış fakat imza atmayı unutmuş. Her halde biraz rahatsızdı. Böylece bir gidişte icazet almış oldum.

Mushaf yazmak nereden aklınıza geldi ve kim teşvik etti bahseder misiniz?

İlkokulda iken çok güzel resim yapardım, padişahlar ve büyük insanların portrelerini çok güzel çizerdim. Ben küçükken babam vefat etmiş, ben dedemin yanında büyümüşüm. Dedem evliyaullahtan bir zat idi. Ben küçükken çok yazı yazardım bir ara mevlit yazmıştım, dedem onu görünce bana “senin yazın fena değil, sen bir Mushaf yaz” dedi. Aradan birkaç ay geçince yine tekrarladı ve ben anladım ki bu Mushafı dedem bana yazdıracak. Fakat ben hiçbir şey bilmiyordum; zira hiçbir kimseden ders almadım, hangi kağıda yazılır, hangi mürekkep kullanılır, kalem nasıl açılır, bunların hiçbirini bilmiyordum. Sadece karalamalar yapıyordum. Yıllar sonra hattat Hamid’i ziyaret ettiğimde bana bu konuda bir kaç husus tarif etti. Ona binaen ya bismillah diyerek başladım. Mushaf yazmaya başladıktan sonra hiçbir şekilde resim çizmedim.

Yazıyı öğrenirken hangi örneklere baktınız?

Benim için örnek filan yoktu. Kara düzen gidiyordum ve bulabildiğim Mushaflara bakıyordum. Eğer bir üstattan ders almış olsaydım durum çok daha farklı olurdu.

Yazdığınız Mushaflar kaç yıl sürdü ve kaç yaşınızda yazdınız?

Birinci mushafı elli yaşlarında iken Adıyaman’da yazdım. İmkânlar yok, alet edevat sıkıntısı vardı. Bu mushaf tam bir yıl sürdü. Bu mushafı bir yayın evi aldı ve bastı, aslı da onlardadır. Hattat Hamid’in Mushafına bakarak tevafuklu bir şekilde yazdım.

İkinci Mushafı elli beş yaşlarında yazdım, o da yedi ay sürdü. Çok geceler sabaha kadar çalıştığım olurdu. Bu MushafıResm-i Osmani olarak yazılmış olan Hafız Osman’ın yazdığı Mushafa bakarak yazdım. Bunun aslı da Diyanet Vakfı’ndadır ve Diyanet tarafından da basılmıştır.

Sayfaları önceden kurşun kalemle karalama yapar mıydınız ?

Yok evladım ne karalaması, ne eskizi! Aldığım gibi yazıyordum. Yoksa yedi ayda nasıl bitecek?

Üstadım tek gözünüz ile Mushafları yazmak ibret verici, hiç zorlanmadınız mı ?

Evladım bu Allah’ın kelamı başka şeye benzemez. O’nun verdiği güç ve kuvvetle kelamını yazmayı şükürler olsun lutfetti. İnsan halis niyetle isterse Mevla ona kat kat verir.

Diyanet sizi nasıl buldu ve nereden tanıdı?

Birinci Mushafımı basan yayın evi tasdik almak için Mushafı Diyanete götürdüğünde Diyanet yazıyı beğenmiş ve bana Mushaf yazmayı teklif etti, yoksa beni nereden tanıyacaklar. Diyanet İşleri Eski Başkanı Tayyar Altıkulaç bana çok destek verdi. Allah razı olsun.

Diyanet’e yazdığınız Mushaf karşılığında para aldınız mı?

Ben Musahafın karşılığında para mara istemedim, hem Kur’an hiç para ile yazılır mı? Basıldıktan sonra kitaplardan bir miktar verdiler.

Bu arada oğlu şu bilgileri verdi “Babam ihtiyar hatırlayamıyor, o istemedi belki ama Diyanet o zamanın parasıyla emeğinin karşılığı olarak iyi bir para vermişti. Yazan istememiş, yazdıran da istetmemiş, her ikisinden de Allah razı olsun.

 

Ta’lik yazı çalıştınız mı?

Dedem bana “ta’lik ile uğraşıp da vaktini zayi etme evladım, onun vakti ve hükmü geçmiştir, sen otur nesih yaz” dedi. Eğer çalışmış olsaydım kısa bir zamanda onu da öğrenirdim.

Allah Hattat Fahrettin Bilgiç hocamızdan razı olsun ve Mushaf yazamayanlara yazmayı yazanlara da tekrarını nasip etsin.

Bu Haberi Gördünmü!

Çiftçilere süt sağma makineleri dağıtıldı 

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde hayvan üreticilerine modern süt sağma makinelerinin dağıtımı yapıldı. GAP Eylem Planı kapsamında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir