Hayrın ve Şerrin Allah’tan Gelmesi

HAYRIN VE ŞERRİN ALLAH’TAN GELMESİ NE DEMEKTİR?

Bu önemli soruya dört aşamada cevap verelim:
BİR:

Allah’ın, hayrın yanı sıra şerrin de yaratıcısı olması şerre rızası olduğu anlamına gelmez. Nitekim Kur’an’da şöyle buyruluyor: “Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder…” (39.Zümer-7) Ayetten, Allah’ın küfre rıza göstermediğini, şükredenlerden ise razı olduğunu net bir şekilde anlıyoruz.
İKİ:

Allah’ın, hayrın yanı sıra şerrin de yaratıcısı olması çirkin ve yanlış değildir. Çirkin ve yanlış olan, hayır dururken şerri tercih etmektir. Kul olarak bize düşen; yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, haramı değil helali seçmektir.
ÜÇ:

Allah’ın hayırla birlikte şerri de yaratmasının birçok hikmetleri vardır. Değilse iyi ile kötü, cennetlik ile cehennemlik birbirinden nasıl ayrılırdı? Hz. Ebubekir ile Ebu Cehil arasındaki farkı nasıl anlardık? Eğer şer yaratılmasaydı, bu dünyada bir imtihandan bahsedilemezdi.
DÖRT:

Allah’ın bizim için istediği ve bize tavsiye ettiği ancak hayırdır. Şerri isteyen ve kesp eden bizleriz. Allah’ın zatına ve sıfatlarına kesinlikle şer izafe edilemez. Sorumluluk, şerden sakınabileceği halde sakınmayan insana aittir. Kur’an’da şöyle buyruluyor: “Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir…” (4.Nisa–79) Bu ayeti şöyle anlamalıyız: Allah kimsenin kötülüğünü istemez. Ancak insanlar, yanlış tercihleri sebebiyle kendi kötülüklerini isteyebilmektedirler. Her şeyin yaratıcısı Allah olmakla birlikte, kendimizi kötü duruma sokan asıl biziz. Başımıza açtığımız fena sonuçlardan dolayı sadece nefsimizi kınamalıyız. Allah, önümüze hem hayrı hem de şerri koymakla birlikte, bize hayır olanı tavsiye etmekte ve doğru yolda olmamızı istemektedir. Ancak şerre yönelmemize de bilfiil engel olmayıp cüz’i irademizi serbest bir şekilde kullanmamıza imkân vermektedir.
Bu durumda yanlış tercihlerimiz sebebiyle uğradığımız kötü sonuçlardan ötürü kendimizi yargılamalıyız. Bize doğru yolu gösterdiği ve doğruyu tercih etmemiz halinde mükâfatıyla muamele ettiği için de Allah’a şükretmeliyiz. Allah’ın dediği gibi davranırsak güzel sonuçlarla karşılaşırız, nefsimize uyarsak kötü durumlara düşeriz.

BİR HADİS:

Tirmizi’nin rivayet ettiği şu hadis-i şerif mahşer günü insanların nelerden hesaba çekileceklerini özlü olarak ifade etmektedir:
“Kıyamet günü dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları (Rabbinin huzurundan) ayrılamaz:
*Ömrünü nerede harcadığından
*Ne amelde bulunduğundan
*Malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından
*Vücudunu nerede çürüttüğünden (Prof. İ. Canan, Kütüb-ü Sitte, c:14, s:177, 5069. hadis)

Bu Haberi Gördünmü!

İnsan ve Hidayet-6

9.Hidayet Üzere Olmanın Karşılığı Cennettir: “(Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini …