Hizmet Edilecek Kadar Değerimiz Yok mu?

Her şey ilkokul yılarında başladı. Daha yeni tanışmıştık kara tahta ve tebeşir tozuna, o zaman dünya tozpembeydi. Okuduğum, köy okuluydu küçük sevilim ve toprak kokuyordu. Her sabah erken uyanır hazırlanır okula doğru koşardım, sonsuz düşlere doğru. Yine her gün yaptığım gibi uyanmış okula koşuyordum. Okul bahçesinde bir telaş bir telaş alamamıştım. Arkadaşlarım, öğretmenler koşuşturmada, süpürgeyle aynı boyda olan arkadaşlarım okulun etrafını temizliyordu. Öğretmenler arkadaşlarıma heyecanla emirler veriyordu. ‘’ Her taraf temiz olsun. Okulu, sınıfları temiz tutun diyordu.’’ Okul ve çevresi ter temizlendi. Daha düne kadar topraktan, çamurdan geçilmiyordu. Hatta resim duvarımızdaki resimlerimiz de düzenlemişlerdi. Orada düşlerimiz vardı. Düşlerimizi de düzeltmişlerdi. Sonradan öğrendim müfettiş diye biri gelecekmiş, çok merak etmiştim bu kadar öğretmeni, müdürü telaştıran kişiyi. Müfettiş oda bizim gibi bir insandı. Bu kadar temizlik ve koşuşturma onun içindi. Sekiz yıl boyunca sadece müfettiş geldiği zaman sıramı ve sınıfımı temiz gördüm.

Sonra liseye geçtim yine aynısı müfettiş ve milli eğitimden müdürleri geldi. Okulumuzu yine temizlediler boyadılar, oysa anılarımızı yazmıştık çimento duvarlara düşler vardı yine kendimizden habersiz.

Üniversiteli olduk artık insanız diye heyecanlandık. Temiz ve rutubetten uzak, insana insan diye değer verilen yerdeyiz artık. Sonra bu düşümüzde yalan oldu. Her şey eskideki gibiymiş her şey aynı sadece yaşımız büyümüş ve boyumuz uzamış ve kafatasları yine aynı kalmış yani zihniyetler değişmemiş. Düşünceler aynı, insanlar aynı hiçbir şey değişmemiş. Bu sefer rektörler, valiler, büyük müdürler vs. ler geldi. Onlar içinde aynı işler yapıldı. Yağmur yağar ve sonrası çamur, su birikintisi olurdu basmamak için uzun atlama birincisi olduğumuz yol vardı. Cumhurbaşkanı gelecek diye bir gecede yaptılar. Daha neler neleri düzeltiler ve yaptılar.

Başbakan Adıyaman’a geliyor. Hemen hemen herkes yaranmak için bir şeylerin gayretinde. Adıyaman belediyesi baharı karşılayan arı misali vızır vızır çalışıyor. Sokaklar tertemiz, kaldırım kenar taşlarımızı boyandı. Başbakanın miting yapacağı yer ve şehrin en çok kullanılan çarşısı tertemiz. Yıl boyunca çarşıyı saran o pis lağım kokusu dahi giderilmiş çarşı çarşı gibi kokmakta. Belediyenin bir yılda tamamlanmayacak olan dış cephesi, üç günde yapıldı. Yapılmayı zamana bırakılan yollar bir haftada tamamlandı. Eğri çayı köprüsü üzerindeki yol kaç aydır kazalara neden oluyordu tek şeritten, ne olduysa bir haftada artık tamamlanacak seviyeye geldi. AbuzerGaffari viyadükü başbakan gelecek diye gece gündüz işçiler çalışıyor. Tamamlanmayı bekleyen ve başbakan gelecek diye tamamlanmasa da sadece küçük çapta işçiliği kalan hastane, sayarsak daha bir sürü şey çıkar. Cumhurbaşkanı gelecek diye bir günde tahtaravali olan Samsat yolu dümdüz bir yol oluvermesi insanın düşünmesi gerekiyor.

Bunca hazırlık bunca hizmet kime yapılıyor. Tek bir insana mı yoksa tüm halkamı? Yapılması yıllar süren ama bir devlet büyüğü gelecek diye günler içinde yapılması çok manidardır. Demek oluyor ki bu hizmetler vatandaş için değil, halk için değil, memleket için değil sadece gelecek olan devlet büyüğü için yapıldığı görünümü vermekte. Hizmet yapılması için ila bir devlet büyüğün Adıyaman’a gelmesi mi lazım. Bizim temiz bir coğrafyada, insana insan diye hizmet edildiği bir yerde yaşamaya hakkımız yok mu?

Ne zaman insan olduğumuz için hizmete layık görüleceğiz. Başbakan ‘’Her şey Türkiye için’’ diyor. Ben o Türkiye’yi çok merak ettim bu kadar hizmet edilmişse kesin orası cennet olmuştur.

Bu Haberi Gördünmü!

Neden Böyle Ayrımlaştık Ve Ötekileştik

Üç silahşorların her zaman söyledikleri bir söylem vardı. ‘’Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’’ . Bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir