İman; İnsanlığın Saadeti – Mustafa İslamoğlu

Bir Müslüman için en hayati konu nedir? Diye sorulduğunda verilecek tek bir cevap vardır: İman.

Esas itibari ile insanların asli olarak kategorize edilmesi, iman mefhumunun varlığı ve yokluğu ile ortaya konur. Kur’an fıkhına göre insanlar mümin ve kafir (münafık, müşrik) olarak ele alınır. Bu tasnif, iman esaslarını kabul ve reddine dayanılarak yapılır.

Eser, bir akide/iman esasları kitabı olmaktan ziyade, iman bilincini ele alan nadir eserlerdendir. Fikri ve düşünsel anlamda varolan bir çok yanlış görüşü, tarihsel alt yapısı ile birlikte, ekoller arası mukayeseli bir şekilde irdeliyor. Eseri değerli kılan en büyük özelliği de bu olsa gerek.

İman bilinci konusunda gerekli olan üç ana konuyu esaslı bir şekilde derinlemesine ele alan müellif, bilgi ile birlikte yöntemi öne çıkararak ufuk açıp yol gösteriyor.

Akidenin kelamlaşması ve kelamın akideleşmesi konuları bu bilincin en önemli konusu sayılır. Neyin akide konusu neyin kelam konusu olduğu bilinmeyince, fikri anlamda bulanıklık, akidevi anlamda sapmalar ortaya çıkabilmektedir. Kelamın akideleşmesi meselesi Hariciler ile başlamış, Haricilere tepki olarak ortaya çıkan Mürcie ile devam etmiş, o günden bugüne kadar farklı süreçlerde farklı isimler altında devam edegelmiştir.

Akidenin kelamlaşması ise bir sonraki süreçte, kelam alimlerinin akide konularını kendi ekol ve hiziblerine göre tasnif edip, tartışma meclislerinde sürekli münazara etmeleri ile ortaya çıkmıştır.

Fikri anlamdaki bulanıklığı, akidevi anlamdaki sapmaları ortadan kaldırmak için, öncelikli olarak yapılması gereken iş, hangi konunun kelam konusu, hangi konunun akide konusu olduğu tasnif edilmelidir. Akide/inanç esasları ve kelam konuları birbirine karıştırıldığında, geçmişten bugüne devam edegelen sorunlar ve tıkanıklıklar devamlılık arz edecektir. Bu tasnifi sağlam ve sahih bir şekilde yapmanın tek yolu vardır, bu konuda ölçü olarak Kur’an’ı ele almaktır.

Evet, akide konusunda ölçü-kaynak-delil Kur’an’dır. İman esasları için Kur’an’a başvurulduğunda neyin kelam konusu neyin akide konusu olduğu açıkça ortaya çıkacaktır. Akide konuları Kur’an’dan tespit edildikten sonra, bu konuların ayrıntıları tevatür derecesini bulmuş sahih hadisler ile ayrıntılandırılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus; esasın Kur’an’dan alınmasıdır. Ayrıntı kısmı içinde mütevatir hadislere başvurulabilmesidir.

Vahyin ele aldığı konular akide, ele almadığı konular kelam konularıdır.

Meselenin bu kısmında fıkhın akidevileşmesi konusuna da kısaca değinmek gerekiyor. Daha çok, başka ekollerin ortaya koyduğu görüşleri red etme adına, akide kitapları içinde ele alınan bazı konular, zamanla akidevi mesele imiş gibi algılanmıştır. Halbuki fıkhi bir mevzunun akide konusu olması herhangi bir usul kaidesine de dayanmaz. Bu konuda şu örneği vermemiz yeterli olacaktır. Hurmadan yapılan şarabın haram olup olmaması fıkhi bir konudur. Fakat bu mesele zamanla akide kitaplarında yer etmiş, üzerinde uzun münazaralar yapılmış, farklı görüşler ortaya konmuş ve bir akide meselesi imiş gibi algılanmıştır.

Ve, Tevhid. Tevhidin bütün yönleri ile en şümullü şekli ile ele alınması… İmanın esasını teşkil eden Tevhid konusu tam teşekküllü ve kemali ile anlaşılmadan, iman bilincinin oluşması mümkün değildir.

Beş farklı yönü ile ele alınan Tevhid konusu, yol göstermesi bakımından bütün ana başlıkları ele almış gibi. Tevhid; Kevni Tevhid, siyasi Tevhid, içtimai Tevhid, ferdi Tevhid ve nazari Tevhid. Gördüğünüz gibi hemen her yönü ile ele alınan bir Tevhid algısı.

Tevhidin ele alınış şekli, İsmail Faruk Er Raci’nin Tevhid algısı ile çok benzeşiyor. Mana ve ruha önem veren yanı ile sufi yaklaşımı, siyasal yönü ile devrimci yaklaşımı, içtimai yönü ile sosyolojik yaklaşımı, ferdi yönü ile insan merkezli yaklaşımı, nazari yönü ile de kalbi yaklaşımı içinde barındıran şümullü bir Tevhid anlayışı.

Klasik anlayışa aykırı diyebileceğimiz bir çok görüşü içinde barındıran eser, hemen her konuda delil olarak ayetleri ortaya koymuştur. Bu durumda eserdeki görüşler eleştirilmeden önce dipnotlardan ilgili delillere bakılması iyi olacaktır.

Eserde ele alınan üç ana konunun (kelam ve akide konularının ayrıştırılması, akide konusunda ölçünün Kur’an olması ve Tevhid.)çok daha geniş şekilde ele alınıp, müstakil eserler olarak ortaya konmasının çok büyük faydaları olacağı kanaatindeyim. Bu tür çalışmaların ilmi kurullar tarafından ele alınıp değerlendirilmesi ve eser olarak ortaya konması yanlış algıların ortadan kalkmasına vesile olacaktır.

İman; İnsanlığın Saadeti

Mustafa İslamoğlu

Düşün Yayınları

Bu Haberi Gördünmü!

Gençlik Proje Döngüsü eğitimlerine katıldı 

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Adıyaman Gençlik ve Kültür Evi tarafından yürütülen YouthBank (GençBank) programının ‘Proje …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir