İntihar Girişimleri

Basında yer alan üçüncü sayfa haberleri çok dikkatimi çekmez.

Ama bir haber dikkatimi çekti; bir vatandaş, bir GSM şirketine ait baz istasyonuna çıkmış ve “eşim gelmezse atlarım” demiş.

Eşinin bir ay önce iki çocuğuyla evi terk ettiği anlaşılan kişi, eşi gelmezse, güvenlik görevlileri ilgilenmez, inmesi için ikna etmeye çalışmasalar, atlar mıydı, bilemiyorum.

Bu ülkede yükseğe çıkıp, bana iş bulmazsanız atlarım diyenden tutun da, kaybolan ineğimi bulun, köpeğimi kaçıranlar getirsin, karımı çağırın diyenler dahil, kendine ait bir olumsuzluğu topluma fatura edenler o kadar çok ki!

Kimseye bir şey olsun istenmez elbette ama ben atlayanı duymadım.

Kişi akıl hastasıysa, ya da psikolojik bir açmaza girmişse, O’nu atlamaktan kurtarsanız bile canına kıymak için başka bir yol,  bir yöntem bulur.

Yani intihar girişimleri iki türlü oluyor, ya gerçekten psikolojik, sosyal, onursal bir açmazı vardır, kişi intihar etmekten başka bir çıkar yol bulamamıştır ve intihar eder.

Bir başka tür intihar girişimi de blöf yapmak, dikkat çekmektir.

Tabi hangisi olursa olsun, peşin bir yargıyla hareket etmek doğru değildir ve her intihar girişimine ciddi bir edayla yaklaşmak, gerçekten intihar edebilir diye düşünüp ona göre tedbir almak gerekir.

Ama benzer olaylar basına yansıdıkça böylesi olaylara tevessül edenlerin sayısı artıyor, maalesef!

İki çocuk annesi bir kadının çocuklarını alıp evini, yuvasını terk etmesi, direğe çıkıp “eşimi getirin yoksa atlarım” demekten daha zor, daha çapraşık bir olaydır.

Yükseğe çıkanlar en çok güvenlik güçlerini meşgul ediyorlar.

Bence böylesi olaylar için özel bir birim oluşturulmalı ve bu yönde eğitilerek bu kişilerin böylesi olaylara müdahalesi sağlanmalıdır.

İmamların minareye çıkıp, çıplak sesleriyle ezan okudukları bir dönemde, minarede ezan okuyan hocanın peşinden çıkan bir deli hocayı yakalamış ve minareden aşağı atacağını söylemiş.

Yukarı çıkan olursan hocayı aşağı atarım diye de bağırıyormuş. Cami cemaati, çevrede görenler, işitenler, hocanın yakınları herkes toplanmış, minarenin çevresinde mahşeri bir kalabalık oluşmuş.

Karşıdan yalpa yapa yapa gelen bir akşamcı, olayın sonucunu tedirginlikle bekleyen birine sormuş;

-“Ne oldu, ne oluyor burada” diye sormuş,

Adam, olayı özetledikten sonra

-“Sen buradan uzaklaş, bu senin işin değil” demiş.

Akşamcı, paltosunun iç cebindeki yarısını içtiği şarap şişesini çıkarıp yere vurarak kırmış ve kırık şişe ile minarenin dibine yaklaşıp hocayı rehin almaya devam eden deliye bağırmış,

Hocayı bırak yoksa minareyi keserim,” demiş.

Deli,

Dur yapma, bırakıp ineceğim,” demiş.

Bu Haberi Gördünmü!

Belediye’de Dağtekin Dönemi Mi?

Zaman geçiyor, değişimler yaşanıyor… Teknoloji değişiyor, yenileniyor, bilim değişiyor, tıp değişiyor, algılar değişiyor, öncellenen şeyler …