İşçilerin Hazin Öyküsüdür…

 

Toplum olarak, gelişme treninin arka vagonuna tutunmuş sürüklenerek yol alıyoruz.

Kurumlar arasında koordinasyon yok. Denetle yok denecek düzeyde. Bir konuda işlem yapılabilmesi için illaki birilerinin yazılı baş vurusu ya da uyarısı gerekiyor.

Birkaç gün önce, petrol istasyonunda çalışan biriyle ayak üstü sohbetim oldu.

Sabah vaktiydi. Akaryakıt pompanın yanına oturan ve gözlerini oğuşturmaya devam eden çalışana sordum;

-Uyanamadın daha!

-Haklısın abi.

-Geç mi yattın?

-Abi geç yatmakla ilgisi yok. Biz iki vardiya şeklinde günde 12 saat çalışıyoruz. Haftalık iznimiz yok. Beş yıldır çalışıyorum, hiç yıllık izin kullandırmadılar.

-Ne kadar ücret alıyorsunuz?

-Asgari ücret.

-İtiraz etmediniz mi?

-Abi kime itiraz edeceğiz. Adıyaman’ın tüm zenginleri böyle. Müslümandı, merhametliydi ya da değil di, hiç fark etmiyor.

-SGK ya da İş müfettişleri bir şey demiyor mu?

-Abi kim kime dum duma! Olan fakire oluyor, işçiye, yoksula oluyor, gerisi boş. Söylenen laflar, verilen vaatler, dirlik düzen herşey boş.

İşte bir işçinin arzuhali, işte iş dünyası ve çalışanlarımız.

işte,insanların açlığının, işsizliğinin bir baskı ve sömürü aracı olarak kullanılması!

Daha fazla söze gerek var mı, bilemiyorum!

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir