İslama Davet Fıkhı / Davet Yolunda Sorular

İslama davet ile ilgili olarak konu olarak ne konuşulursa konuşulsun bir şekilde söz dönüp dolaşıp bu alanda kitap yazan alimlere geliyor. Hasan el Benna, Fethi Yeken, Mevdudi ve Mustafa Meşhur tercüme eserleri ile ilk akla gelen zatlar oluyor. Mehmet Alagaş, Mehmet Göktaş, Mehmet Alptekin, Ramazan Kayan, Beşir Eryarsoy, Kul Sadi Yüksel, Ahmet Kalkan, Hamza Türkmen gibi telif eser veren zatlar da hemen aklımıza gelen şahsiyetler oluyor. Bu saydığımız şahsiyetlerin hemen hepsi davet fıkhını davet alanlarında yaşayıp yaşadıklarını yazan/anlatan şahsiyetlerdir. Bu şahıslar arasında davet fıkhı ile ilgili olarak külliyat yazan iki isim ön plana çıkıyor. Biri Fethi Yeken diğeri Mustafa Meşhur’dur.

Mustafa Meşhur 2002 yılında vefat etmiştir. Üstad Meşhur 1919’da Mısır’ın eş-Şarkiye vilayetine bağlı Sadiyyin köyünde dünyaya geldi. 1942’de Kahire’deki Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. Mezun olduğu yıl da Meteoroloji Kurulu’na tayin edildi. Müslüman Kardeşler cemaatine üniversite talebeliğinin ilk yıllarında katıldı. Cemaat içinde hızlı bir şekilde güven kazandı ve cemaatin özel organizasyonuna seçildi. 1948’de bir eylemle ilişkisinin olduğu iddia edilerek hapse atıldı. Bu davadan dolayı üç yıl hapiste kaldıktan sonra 1951’de mahkemenin beraat kararı vermesi üzerine serbest bırakıldı. 1954’te ikinci kez tutuklandı. 1971 de cezaevinden çıktı. Böylece 1971’de 52 yaşına gelmiş olan Mustafa Meşhur o zamana kadarki ömrünün yirmi yılını yani yarıya yakın bir kısmını zindanda geçirmiş oldu. Ömrünün ilk 23 yılını çocukluk ve öğrencilik dönemine sayarsanız, aktif olarak sosyal hayata atılmasından 52 yaşına gelmesine kadarki döneminin çok az bir kısmının zindan dışında geçtiği neticesine varırsınız. Hüsnü (Gayri) Mübarek’in 1981’de Müslüman Kardeşler cemaatine karşı savaş başlatması ve ileri gelenlerinden birçok kişiyi zindana atması üzerine üstad Meşhur ülkesini terk ederek Kuveyt’e yerleşme ihtiyacı duydu. Oradan da Almanya’ya geçti. Burada beş yıl ikamet ederek cemaatin Uluslararası Organizasyon adı verilen teşkilat yapısını oluşturdu. Bu teşkilatın hem teorik hem de pratik yönden şekillendirilmesinde aktif olarak rol aldı. Üstad Meşhur 1986’da ülkesine yeniden döndü. O zaman cemaatin genel mürşidi henüz Ömer et-Tilmisani’ydi. Fakat onun ülkesine dönmesinden kısa bir süre sonra Üstad Tilmisani vefat etti. Onun vefatından sonra cemaatin genel mürşitliğine Muhammed Hamid Ebu’n-Nasr seçildi. Üstad Mustafa Meşhur da onun yardımcılığına seçildi. 1996’da Ebu’n-Nasr’ın vefat etmesinden sonra da Mustafa Meşhur genel mürşitliğe seçildi. Vefatına kadar mürşitliğe devam etti.

Mustafa Meşhur İslami davet fıkhı üst başlığı ile davet alanı ile ilgili 18 eser kaleme almıştır. Bütün bu kitapları Türkçeye tercüme edilmiştir. İlk dönemlerde kitaplar tek tek basılırken kitabın Türkçe son baskısı 4 cilt şeklinde basılmıştır. Eserlerin tercümesi genel olarak güzel yapılmış. Akıcı dil ve cümlelerdeki netlik dikkat çekiyor.

Davet fıkhı içindeki 18 kitaptan günümüzde en fazla ihtiyaç duyulan kısmı olarak düşündüğüm davet yolu üzerinde sorular adlı kitabı üzerinde durmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Davet yolunun önemi ve fazileti ile ilgili bir girizgahtan sonra bir davetçinin aklına gelebilecek sorular tek tek cevaplanmaya başlıyor. Girizgah kısmında bile müellifin samimiyeti kendisini belli ediyor. Alan içinde davet sorumluluğunu yerine getiren bir alimin kaleminden dökülen kelimeler okuyucunun içine işliyor. Ele alınan sorular davetçiye dışarıdan gelebilecek soruları da ihtiva ediyor. Bu soruları ve cevapları okuduğumuzda 40 sene önce ile bugün arasında pek bir fark olmadığını görüyoruz. Bu durum müslümanların düşünsel anlamda yerinde saydığının ve ilerlemediğinin ispatı gibi duruyor.

Bir anlamda Müslüman Kardeşler cemaatinin manifestosu olarak görebileceğimiz bir eser. Kardeşler cemaatinin mevzulara genel bakışını ele alan bir eser olarakta değerlendirilebilir. Kardeşler hareketine yönelik o gün yapılan eleştiriler yakın zamana kadar devam ediyordu. O gün Mustafa Meşhur hemen birinci mesele içinde hükümet ve devlet meselesinin islamda feri değil asli bir mesele olduğunun altını çiziyor. Bugün geldiğimiz noktada Kardeşler cemaatinin Mısır gibi büyük bir devlette iktidar olması Şehid Hasan El Benna’ların, Şehid Seyyid Kutub’ların merhum Mustafa Meşhur’ların verdiği emeğin meyvesidir. Bu açıdan Türkiye müslümanlarının da ibret alacağı birçok nokta vardır.

Hemen her sorunun cevabında Kardeşler cemaatinin ilkeleri ile verirken konuyu bağlarken Şehid İmam Hasan El Benna’nın o konu ile ilgili görüşünü beyan etmesi Meşhur’un Şehid imama bağlılığı ve İmam’ın görüşlerine vukufiyetini gözler önüne seriyor.

Kitapta en fazla ilgimi çeken başlık tamir değil inşa istiyoruz başlığı oldu. Yöntem ve metod olarak dünya müslümanlarının ayrıştığı temel bir soruna çözüm önerileri sunan makalede tamir etme mantığının sonraları tekrar sorunların çıkmasına sebep olacağı, yenilenmenin/yenilemenin, bina etmenin, değiştirmenin köklü çözümlere vesile olacağının altı çiziliyor. Tamir mi inşa mı konusunda kafası karışık olan kişilerin çok istifade edebileceği bir makale olduğunu ifade edeyim.

Kendisinin davet ve tebliğ ehli olduğunu düşünen genç yüreklerin merhum Mustafa Meşhur’un bu eserini kesinlik ile okumaları gerektiği kanaatindeyim. İslama davet fıkhı adlı (18 kitap) 4 ciltlik bu eser davetçi ile ilgili olan bütün konuları ayet ve sahih hadis delilli olarak ele alan bir çalışmadır.

İslama davet çalışmaları bütün müslüman şahsiyetlerin sorumluluğudur. Sadece hocaların, alimlerin ve imamların sorumluluğu değildir. Dolayısı ile her müslüman şahsiyet islama davet ile ilgili olarak eserler okumalı ve sorumluluklarını yerine getirmelidir.

İslama davet fıkhı

Mustafa Meşhur

Hikmet neşriyat

Bu Haberi Gördünmü!

Müdür Tünçmen’den  İHH’ya teşekkür 

Kahta İlçe Milli Eğitim Müdürü İnsani Yardım Vakfı(İHH) Kahta temsilciliği yönetim kurulu üyelerini makamında kabul …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir