İstiğfar (1)

 

Kulun, Allah’tan kusurlarının örtülüp günahlarının bağışlanmasını istemesine istiğfar denir. Bunun için, kısaca ‘Estağfurullah’ denir.

Günahlarının bağışlanmasını istemeye muhtaç olmayan hiç kimse yoktur. Günah işlememe konusunda son derece titiz olanlar bile bir takım hatalar işlerler.

Tövbe kişisel, istiğfar geneldir. İnsan, kendisi için mağfiret dilediği gibi diğer mü’minler için de mağfiret diler.

Mü’min olmayanlar için mağfiret dilenemez. Mağfirete nail olmanın olmazsa olmaz şartı, mü’min olmaktır. Ancak mü’min olmayanların hidayete ermeleri için dua edilir.

Sık sık istiğfar etmek yerinde olur. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Ben Allah’a günde yüz defa istiğfâr ediyorum.”[1]

Şu hadis-i şerif de bizleri çokça istiğfar etmeye teşvik etmektedir:

“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu lütfeder ve ona ummadığı yerden rızık lütfeder.”[2]

1.İstiğfar Etmek Allah’ın Emridir:

“Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[3]

Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şahsında mü’minlerin Allah’tan bağışlanma dilemelerini emretmiştir. Her insan, bir takım hatalar işler. Hata işleyen bir varlığın, Allah’tan bağışlanma dilemeyi ihmal etmemesi gerekir. Allah, bağışlanma dileyenlere merhametiyle muamele eder.

“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın vaadi şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!”[4]

1-Müşrikler, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e bir takım zorluklar çıkarmışlar; Allah, Resulünün bunlara karşı sabretmesini emretmiş ve onun sabretmesinin ardından da ona başarı ve zafer nasip etmiştir.

2-Allah, Resulünün şahsında bütün ümmetin günahlardan bağışlanma dilemesini emretmiştir.

3-Yine Allah, Resulünün ve bütün ümmetin sabah akşam hamd ederek Rablerini tespih etmelerini emretmiştir.

“De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Allah’a ortak koşanların vay hâline!”[5]

Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah’tan vahiy alması sebebiyle öteki insanlardan farklıdır. Tebliğ ettiği en önemli şey ise tevhit inancıdır; çünkü tevhit inancı olmadan din ve dinin amel ile ilgili hususları olmaz. Önce Allah’a inanmalı, sonra ona yönelip emirlerine teslim olmalıyız. Ardından da bağışlanma dilemeliyiz. Böyle davranmayıp şirk koşmaya devam edenin akıbeti çok kötü olacaktır.

“Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.”[6]

Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den hem kendi hem de bütün mü’min erkek ve kadınların günahları için bağışlama dilemesini emretmiştir. Peygamberler büyük günah işlemezler; hataları ise vahiy ile düzeltilir. Buna rağmen kendi günahları için de bağışlanma dilemsi emredilerek, bize her yönden örnek olması istenmiştir.

Bu Haberi Gördünmü!

Hisse Senetlerinin Zekatı

1 Hisse Senetlerinin Zekâtı Nasıl Ödenir? Hisse senedi sahibi, senetleri aldığı şirkete ortak olmuştur. Şirketin …