İstiğfar (5)

14.Samimi Olmayanlar İçin, Bağışlanma Dileğinde Bulunmak Gerekmez:

“Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: ‘Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile’ diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: ‘Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.'”[1]

Rasulullah (s.a.v.), Hudeybiye seferine çıkarken kalplerine iman henüz tam yerleşmeyen bazı bedeviler, can ve mal korkusuyla, seferden geri kaldılar. Rasulullah (s.a.v.), daha seferden dönmeden yukarıdaki ayet nazil oldu. Hz. Muhammed (s.a.v.), onlar için bağışlama dilemedi. Seferden geri kalmak, kimsenin mal ve can emniyeti için bir garanti oluşturmaz. Allah, kimin, davranışlarıyla, hangi muameleyi hak ettiğini görmektedir.

15.Melekler, Yerdekiler İçin Mağfiret Dilerler:

“Neredeyse yukarılarından gökler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tespih ediyorlar ve yerdekiler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”[2]

1-Allah’a eksik sıfatlar isnat etmek, göklerin yarılmasına sebep olacak kadar çirkin bir durumdur.

2-Allah, tam sıfatlara sahiptir ve ancak bu sıfatlarla anılmalıdır; bu nedenle melekler, Rablerini hamd ile tespih ederler.

3-Melekler, Allah’ı gereği gibi tespih ederek, yerdekiler için de mağfiret dilerler.

4-Allah, yerdekilerden mü’min olanlara mağfiret eder, kâfir olanların ise cezalarını geciktirir.

16.İstiğfar Etmeyi, Allah’ın Azabı Gelinceye Kadar Geciktirmemek Gerekir:

“Kendilerine hidayet geldiğinde insanları iman etmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey, sadece, öncekilerinin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini, yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir!”[3]

Kur’an-ı Kerim, hidayet rehberi olarak gelmiştir. Artık bize düşen, iman edip Allah’tan mağfiret dilemektir. Doğru olana tabi olup istiğfar etmek için, önceki ümmetlerin başına gelen helak edici cezalardan birinin gelmesini veya kıyametin kopmasını beklememeliyiz. Böyle bir durum olduğunda, artık iman ve istiğfar etmenin zamanı geçmiş olur.

Bu konuya şu satırlarla son verelim:

İnsan, kendini hata ve günahlardan arındırmak için elinden geleni yapmalıdır.

Ancak şu da bir gerçektir ki, hata ve günahlardan tamamen arınmak zordur.

O halde ne yapmak gerekir?

Şöyle diyebiliriz:

Hayatımız boyunca, hem hata ve kusurlardan arınmak için gerekli ihtimamı göstermeli, hem de yaptığımız hata ve günahlardan dolayı, gecikmeden pişmanlık duyup istiğfar etmeliyiz.

Rasulullah (s.a.v.), günde yüz defa istiğfar ettiğini ümmetine haber vererek, bu konunun önemini net bir şekilde ortaya koymuştur.

İstiğfar etmek, Allah’ın emridir; bunu hiç unutmamalıyız

Bu Haberi Gördünmü!

Yardım Edilenlerin Konumu

1 Yardım ettiğin insanları, aşağı görme. Kendini, yardım ettiğin insanlardan üstün görme. Yardım ettiğin insanlar …