Karamsar Bir Yazı…

 Ne yazsam!

Tüm zamanlara inat bir türlü düzene girmeyen trafiği mi, bahçelerden rahmetini esirgeyen bulutları mı yazsam.

Karşılıklı saygıyı rafa kaldırdığımız bir zaman diliminden geçiyoruz.

Ülkenin en temel yasaları değişirken, neyi niçin değiştirdiklerini öğrenmemek için direnen, günlük politikaların cambazlığına teslim olan, parti yandaşı olmayı bir erdem sayan insanları mı yazsam.

Bir sıkıntılı dönemin girdaplarında debelenirken, laf kalabalıklarının, bağırtı-çağırtıların çare olmayacağını/olamayacağını kavramayan, tahsil ettikleri bilime inat, karanlık dehlizlere dalan isminin önünde anlamlı titrleri olanların düştüğü aczi mi yazsam.

Ekonomide, bilimsel seviyede, insan hakları alanında, basın ve ifade özgürlüğünde gerilerine düştüğümüz ülkeleri sıralamaya utanıyorum.

O ülkeleri ve ülke olarak nasıl bir konumda olduğumuzu mu yazsam.

Yaşananları, gelinen noktaları, konumları görünce bir karamsarlık çöküyor üstüme, kendimi depresif bir ruh halinin pençesinde hissediyorum.

Her gün aynı şeyleri yazmak, çözümü tesadüflere bırakılmış sorunların alaylı gülüşlerini gördükçe kahrolmamak, mümkün değil.

Kaldırımları işgal edilmiş Şehrimin sokaklarında, caddelerinde özgürce dolaşamamak ne kadar sıkıntılı bir durum.

Ya vicdanımızı göğsümüzden çıkarıp, kırmızı ışıkta duran araçlara kovanından dışarı akan arılar gibi fırlayan kadın-çocuk, Suriyeli, Türkiyeli vatandaşların açılmış avuçlarına bırakmak, ne hazin bir tablo!

Hâsılı ne yazacağımı bilemediğim gibi, ne yapacağımı da bilemiyorum.

Bir bilinmezde, bir dardayım…

Bu Haberi Gördünmü!

Hava Puslu

Dün sabah koyu bir sise uyandı Adıyaman. Göz gözü görmüyor, görüş mesafesi on metreye düşmüştü. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir