Kitabu Tevhid / İbn Hazm / Kitap notları

(Kitabu Tevhid, İbn Hazm’ın el Muhalla adlı eserinin girişinde yaklaşık 90 sayfa olarak yer tutan bir bölümdür.)

Kur’an’ın mahluk olup olmaması konusunda Davud b. Ali’ye (Zahiriye mezhebinin kurucusu) muhalefet ederek, onun insanların ellerine alıp okudukları Kur’an mahluktur görüşüne karşılık “Kur’an Allah’ın kelamıve ilmidir kesin olarak mahluk değildir” demiştir

İman kalbin tasdikinden ibarettir, dil ile ikrar ise şahsın malının ve canının korunması için gerekli bir husustur

Allah, kendisini yaratmak zorunda bırakan bir illet olmaksızın kâinattaki her şeyi yaratmıştır

Ruh mahluktur ve cesetten ayrıdır. Lügatte “nefis” ruh anlamına da kullanılmaktadır

Ruhlar, “temiz, pis, cesur, alim, cahil gibi sınıflara ayrılırlar

Arş mahluktur. Çünkü ayette “O büyük arşın Rabbidir” denilmektedir ki bu da kendisine rablik yapılan her şeyin mahluk olduğunu gösterir.

Hz. Muhammed, müslüman olsun kafir olsun bütün insan ve cinlerin peygamberidir

Cennet müminler için sonradan yaratılmış bir yer olup oraya kafirler asla giremez. Cehennem de hak olup mümin orada ebedî kalmaz. Cennet ve cehennem fâni değildir

Kitap ve Hz. Peygamber’den ittifakla bize gelen Sünnet’i inkar eden kâfir olur

Doğu ve Batıdaki bütün müslümanların ellerindeki Mushaflarda Fatiha’dan Muavvizetan’a kadar olan ayetlerin hepsi Allah’ın kelamıdır ve bir ayetini inkar eden kafir olur. “Abdullah b. Mes’ud’un Mushaf’ında Fatiha ve Muavvizetan mevcut değildi” iddiası yalandan ibarettir

Nebilerden zikredilen haberlerin hepsi zahiri üzere haktır. Din konusunda kimsenin yanında özel bir sır yoktur

Her kim kafir iken kötü bir amel işler ve sonra da müslüman olur ve bu kötü ameline yine devam ederse, hem şirk halinde, hem de müslüman iken işlediklerinden dolayı ahirette ceza görür. Ancak tevbe ederse şirk halinde işledikleri kendisinden sakıt olur. Kim de kâfir iken Salih amel cinsinden bir şeyler yapmış sonra da müslüman olmuşsa, müslüman iken ve müşrik iken işlediği iyi fiilinden dolayı cennette karşılığını görür. Şayet böyle bir şahıs müslüman olmazsa, yapmış olduğu iyi fiillerinin dünyada karşılığını görür, ahirette ise bu fiillerin ona iman etmedikçe- bir faydası olamaz

Kabir azabı haktır ve öldükten sonra ruhlar sorguya çekilir. Öldükten sonra kimse yaşamaz

Ruhlar fani olmazlar ve bir başka cesede geçmezler. Tenasüh iddiası bütün ehli İslâm’a göre küfürdür

Hz. Peygamber’in isra ve miraç hadisesi ruh ve bedenle birlikte gerçekleşmiştir. Peygamber’in (s)yaşadığı isra hadisesi şayet uykuda gerçekleşen bir şey olsaydı müşriklerden kimse ona itiraz etmezdi.

Hızır (a.s) nebidir ve ölmüştür. Çünkü onun ile Musâ (a.s) arasında geçen buluşmadaki harikulade olaylara Hz. Musa’nın şaşırması üzerine, “Bu yaptıklarımın hiç birini kendi reyimle yapmadım” ifadesi kullanması onun nebiliğini doğrular

Müslümanlara bir halife seçmenin farz olduğunu söyleyen İbn Hazm, halifenin seçilememesi halinde bütün müslümanların günahkar olacağı inancındadır. Çünkü hilâfet nass ile sabittir. Ayrıca ona göre halife olacak kimsede aranan şartlar şunlardır:

a- Halife Kureyş’den olmalıdır. Çünkü Kureyş dışından birinin hilâfeti caiz değildir. Ona göre bu yönde gelen haberlerin tamamı Kureyş’ten olmayanların emir olamayacaklarını haber vermektedir.

b- Halifenin akıl sahibi ve erkek olması şarttır.

c- Hilâfete seçilecek kişinin zahiri durumu itibari ile bu işi yapmaya elverişli olması gerekir.

d-Dünyada müslümanların aynı anda birden fazla halifesinin olması caiz değildir.

Hilâfet verasetle mümkün olmaz. Bunun için mevcut halife ölmeden birini tavsiye etmeli, hilâfet şartlarına haiz biri ortaya çıkıp biat istemeli, halife kendisinden sonraki halifeyi seçecek şûrayı meydana getirmelidir. Bir halifeye beyat etmeden bir gece geçiren bir kimse ölecek olsa, cahiliyet üzere ölür. Nitekim Hz. Ömer’in uygulaması bunun önemine işaret etmektedir. “Peki Hz. Osman seçilinceye kadar sahabe bir günden fazla beyatsız kalmıştı” denilirse; onlara, “Hz. Osman, Hz. Ömer’in vefatından itibaren Allah katında halife idi ve müslümanların, ismi henüz belirlenmemiş de olsa birine beyati devam ediyordu cevabını veririz” demektedir. Burada o, halifeye biatın önemini anlatmak isterken verdiği örnekte kendisi oldukça zorlanmıştır. Ayrıca halifenin mutlak Kureyş’ten olması yönündeki hadisi itikadi bir durum gibi algılayıp şiddetle savunmuştur.

Bu Haberi Gördünmü!

 Dünya Çocuk Kitapları Haftası etkinlikleri 

9-15 Ekim Dünya Çocuk Kitapları Haftası etkinlikleri çerçevesinde öğrenciler ile kitap okundu. Dünya Çocuk Kitapları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir