KIYAMET SAATİNDE DABBETÜ’L ARZ VE HZ. İSA ( I)

Yaratıcı olarak Allah inancı temelleri üzerine kurulu dinimizde, maddi yaradılışın sonlandırılmasını belirleyen zaman dilimi olarak kıyamete iman, İslam’ın imanla ilgili altı ana esaslarından biridir. Bu nedenle kıyamet sonrasında oluşacak ahiret yaşamına inanmayanlar, mümin sayılmamaktadır. Öneminden dolayı Kur’an’da kıyamet sözcüğü,  tamamı “Yevmi’l kıyame” ( kıyamet günü anlamında),  yetmiş ayette geçmektedir.

Her varlığın sonu olduğu gibi, tüm canlılara maddi yaşam şartları sunan Dünyamızın da bir sonu olacaktır. Nasıl ki: Her canlı doğup, gelişip, olgulaşarak işlevini tamamladıktan sonra ölmekteyse, “Dünya Ana”nın da görevi sona erdiğinde diğer faniler gibi İlahi iradeyle o da ” Ölümü tadacaktır”!

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, dünyadaki doğal yaşam, insanoğlunun hırs ve ihtirasına mağlup olarak hâkimiyetine girdiğinden beri, dönüşü olmayacak şekilde, kıyamet saati de hızla işlemeye başlamıştır. Yüce Allah diğer canlılar için takdir ettiği gibi, Dünya için de bir yaşam süresi belirlemiştir.  Ancak insanoğlu bitip tükenmek bilmeyen nefsanî arzularıyla, dünya güzelliklerini yok etmeyi hedeflemiştir. Yıllar önce, beyaz ırk mensuplarında henüz çevre bilinci gelişmemişken, Kızılderili  büyük şefin ABD  başkanına  yazdığı mektupta, “ Soluk benizli adam, hayvanları, ormanları, suyu ve temiz havayı yok ederek  kendi sonunu hazırlamaktadır.”  tespitiyle kimin vahşi, kimin uygar olduğunu  ortaya koymuştu!…  İyiyi düşünerek sağlıklı yaşayabilmesi için,  insanın doğal gıda, temiz hava ve suya ihtiyacı bulunmaktadır. Son yüzyılda yeryüzü coğrafyasında ortaya konan teknik gelişmelere paralel olarak, düşünce, bilim, güzel sanatlar ve yönetim alanında  “dahi”ler yetişmemesinin sebebi,  yaşanan sağlıksız ortamda aranmalıdır.

Doğal çevreden koparılarak, şekerle beslenen bal arıları gibi, insan da niteliksiz mamullerle beslenerek, eskilerin tekrarından ibaret bazı fikirler üretse de,  kendini aldatmaktan öteye geçmemektedir!  Böylece egemenler hedefledikleri açgözlü, bencil, asalak, obez ve üretmeden tüketen insan modelini gerçekleştirme yolunda önemli mesafeler almış bulunmaktadır.

Sözlüklerde “alâmet” (işaret) anlamındaki şart sözcüğünün çoğulu olan eşrât ile zaman dilimini belirleyen vakit karşılığı sâat kelimesinden meydana gelen eşrâtü’s-sâa ‘’kıyamet alâmetleri’’ olarak belirtilmiştir. Kur’ân- ı Kerîm’in birçok ayetinde çeşitli adlarla zikredilen kıyametin isimlerinden biri de “es-sâa”dir. Muhammed Suresi 18.  âyetinde eşrâtın ‘’sâat’”in yerini tutan zamire muzaf olarak, dolaylı şekilde oluşturulmuştur. Yine ‘’kıyametin kopma zamanı’’ anlamında yaklaşık kırk yerde sâat kelimesi geçmekte olup, anılan âyetlerde, kıyametin şeksiz şüphesiz vuku bulacağı belirtilmektedir. Kıyamet saatinin başlangıcı, Peygamber Efendimizin teşrifiyle devreye girmiş ve alâmetleri İslam’ın ilk yüzyılının sonlarından itibaren ortaya çıkmaya başlamıştır. Buna rağmen, ansızın gerçekleşecek olan kıyametin kopma zamanı, hikmeti gereği yüce Allah tarafından gizlenmiştir.  ( Bkz. A’raf: 7/187, Lokman: 31/34 ve Ahzab: 33/63)

Tertip sırasına göre, Kuran’ın 75. suresi olan Kıyamet Suresi, adını birinci ayetteki “kıyame” kelimesinden almıştır. Kırk ayetten oluşan surenin ilk ayetinde Yüce Allah, “kıyamete”, ikinci ayette de  “nefsü’l levvame”ye yemin etmektedir. Tefsir âlimleri arka arkaya gelen bu iki yeminin üzerinde titizlikle durarak,  çeşitli yorumlar yapmışlardır.  Ayette geçen  “en-nefsü’l-levvame” (kendini kınayan nefis), aynı zamanda önemli bir tasavvuf ıstılahı olup, imandan ihsana doğru takvaya giden yolda, insanın “emmare” (kötülüğü emreden nefis ) den sonraki durağıdır. Ondan sonra sırayla, “nefsü’l mülhime” (ilham alan nefis) ve daha sonra “nefsi mütmeinne” (gerçeği bilip kanıksayan nefis) makamı bulunmaktadır ki Müslüman, mümin sıfa-tını o makama erişince almaktadır. Nefsü’l –levvame sahiplerinin “keşke”si pek çoktur. (Keşke şöyle yapmasaydım da böyle yapsaydım gibi.)  Bu nefsin sahibi yaptığı pek çok işten pişmanlık duymaktadır. Kısacası kötü işlerde kendini kınayan, yapamadığı güzel işler için de üzülen nefistir! Bu ayetle insanların kıyamette kendi-lerini kınamalarına gönderme yapılmıştır!  Surenin diğer ayetlerinde özetle: “Öldük-ten sonra diriliş konusunda kuşkusu olanlara karşı, bu olayın kesinlikle gerçek-leşeceği o gün Ay’ın kararacağı Güneş ve Ayın birleşeceği, Allah’ın gücünün bunlara kadir olduğu, insanların kıyamet günü aciz ve zavallı olarak kendi nefislerini kınayacakları, o gün inananların aydınlık ve nurlu yüzleri ışıl ışıl parlayarak Rablerine bakarken,   inanmayanların karanlık asık suratlı olacakları, insanın geçici dünyaya çok aşırı sevgisi olduğu belirtilmektedir. Devamla, insanın maddi yaratılış evresinde geçirdiği süreçleri vurgulanarak,  başıboş bırakılmayacağı belirtilerek; bu yaradılışı gerçekleştiren Allah’ın insanı diriltmeye de kadir olduğu belirtilip,  Rabbü’l Âlemin’in güç ve kuvveti vurgulanarak,  sure sona ermektedir.

Kur’an’da kıyamet alâmetlerinin nelerden ibaret olduğuna ve kıyamet kopmasının nasıl gerçekleşeceğine dair kesin bilgi verilmemiş olmakla beraber; Enbiyâ Suresi 21/96-97’ de Ye’cûc ve Me’cûc’ün önündeki engeller kalkacağından;  Neml Suresi 27/82’de dâbbetü’l-arzın çıkacağından;  Duhân Suresi 44/11-12 ‘de gökten insanları saracak bir duman (duhân)/gaz yayılacağından; Kamer Suresi 54/1’de Ayın yarılacağından bahsedilmiştir.  Hadislerde ise kıyamet alâmetleri eşrâtü’s-sâa tabiriyle ifade edilmektedir. Hz. Peygamber ashabına kıyametin kopuş zamanını bilmediğini söylemiştir. Buhârî külliyatının Îmân bölümünde zikredildiğine göre kıyametin kopmasından önce meydana gelecek bazı olayların onun yaklaştığının alâmetleri sayılacağı haberi verilmiştir.  Yine Buhari’nin Talak ve Rikak, Müslim’in Fiten bölümlerine aldığı rivayetlerde,   Hz. Resulün Âhir zaman peygamberi ve son nebî olması dolayısıyla kıyamete yakın bir zaman diliminde gönderildiğini açıkladığı belirtilmiştir; kendisinden sonra peygamber gelmemiş olması da bunu kanıtlamaktadır.        Kıyamet alametlerinin ortaya atıldığı İslam’ın fikir yaşamının ilk çağlarından itibaren oluşturulan hadis külliyatlarındaki rivayetlere göre, kıyamet alametleri “suğra” (küçük) ve “kübra” (büyük) olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Küçük alâmetlere dinî hayatın zayıflayıp, kötülüklerin yayılmasına dair olaylar dâhil edilirken, büyük alâmetlere kıyametin kopmasına çok yakın olan zamanda meydana gelecek harikulâde olaylar konulmuştur.

Konumuzla ilgili detaylı araştırması bulunan Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz’un tespitlerine göre, üzerinde tartışılan asıl kıyamet alâmetleri büyük alâmetler olarak kabul edilen hârikulâde olaylar ve kozmik değişikliklerdir. Kıyametin kopuşu öncesinde gerçekleşeceğine inanılan başlıca harikulade olaylar Deccâl’in ortaya çıkışı, Mehdî’nin zuhuru, Hz. Îsâ’nın gökten inmesi, Ye’cûc ve Me’cûc’ün görünmesi, Hicaz bölgesinde büyük bir ateşin çıkışı, gökten insanları bürüyen bir dumanın inmesi ve Dâbbetü’l Arz’ın yerden çıkmasından ibarettir. Bunlardan Dâbbetü’l Arz, duhân, Ye’cûc ve Me’cûc konusu Kur’an’da zikredilmektedir.  Mehdî, Deccâl ve Nüzûli Îsâ inançları ise sadece Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetlere dayanır.

Araştırmacılarca küçük alametlerden önemli bulunanları Buhari ve Müslim’in rivayetlerine göre şöyle tasnif edilmektedir:

1) İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları (Buhârî, Fiten, 25; bk. Tecrid-i Sarih Terc; 1/58)

2) İnsanların ölümü temenni etmeleri (Buharî, Fifen, 25; Müslim, Fiten, 53–54)

3) Câriyenin efendisini doğurması (Müslim, İmân, 1)

4) Hicaz’da bir ateşin çıkarak Busra’da (Şam yakınlarında bir yer) develerin ayaklarını aydınlatması (Buhârî, Fiten, 24; Müslim, Fiten, 42)

5) Fırat Nehri’nin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması (Müslim, Filen, 29–31)

6) İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması (Buhârı, Fiten, 25; Müslim, Fiten, 17)

7) İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması (Buhârî, Fiten, 4)

8) Depremlerin çoğalması (Buhârî, Fiten, 25)

9) Zamanın yaklaşması, gece ile gündüzün eşitlenmesi (Buhârî, Fiten, 25)

10) Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi (Buhârî, Fiten, 4; Müslim, Fiten,

11) Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri yenmesi (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VIII, 341; Müslim, Fiten, 79–82)

12) Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması (el-Ali en-Nâsif Tac, 5/335)

13) Kahtân’dan bir kişinin çıkarak, insanları asası ile sevk etmesi (Buhârî, Fiten, 23)

Bize göre küçük alametler olarak belirtilen alametlerin tamamı günümüze değin gerçekleşmiş bulunmaktadır. Henüz gerçekleşmemiş sanılanların, ilmi otoritelerin oluşturacağı şûrada tartışılması yararlı olacaktır. Esasen bu alandaki sıkıntı, zikri geçen alametleri içeren hadislerin,  âlimlerce yapılmış kritiğinin bulunmayışından kaynaklanmaktadır. Yavuz Hoca, konuyla ilgili Mende’nin şu görüşüne dikkat çekmektedir: “Çoğu zayıf veya uydurma olan, toplumdaki dinî, içtimaî ve siyasî gelişmeleri yansıtan bu rivayetlerde belirtilen alâmetlerin sayısı yetmişi aşkındır. Kıyametin kopma zamanını bildiren herhangi bir âyet veya sahih hadis bulunmamakla birlikte âhir zaman peygamberinin gelişiyle kâinatın son zaman dilimine girdiğini göz önünde bulundurarak kıyametin kopuşunun ashaptan itibaren başlayabileceği düşünülmüş ve III. (M.9.) yüzyıldan başlayarak hadislerde zikredilen kıyamet alâmetlerine inanılması itikadî bir ilke haline getirilmiştir.” (Ebû Abdullah İbn Mende, II, 911)

Kur’an’da geçen “Yec’üc-Me’cüc”, “Duman” ve “Ayın yarılması” olayları ile hadislerde geçen diğer olayların tartışılması bu yazının boyutlarını aşacağından, ayrı bir çalışmada irdeleme ümidimizi saklı tutarak, burada kitleleri oldukça etkilemiş olan Kuran’da geçen Dâbbetü’l Arz ve hadis kaynakları bazı kitaplarda zikredilen Hz. İsa ve Mehdi inancı konusunu irdelemeye çalışacağız ( Devamı Yarın)

Bu Haberi Gördünmü!

 BİR DOKTORUN ÖNEMLİ TAVSİYELERİ 

Brezilyalı bir dotorun sosyal medyada yayılan  önemli tavsiyeleri bulunmaktadır. Eğer hasta olmak istemiyorsan : Duygularını …