KÜÇÜK ŞEYLER/KULUN NEFSİYLE İMTİHANI..

“Regaip;Kulun dünya imtihanının ibretini almak üzere,Allah’a Ve Onun yarattığı her şeye-kalben ve bedenen- ilgi göstererek iltifat, istinap ve iktisap etmesidir..”

“Ben Sana mecburum Bir-tanem;

Ben Sende mahkum!

Gözlerim nadasa bırakmış uykuyu;

Rüyalar haramdır bana,

Sensiz uyuyamıyorum!

Bilsen nasıl yorgunum-nasıl yorgunum-nasıl yorgunum.”    

REGAİP..

 “Rağbet ve Mağfiret Gecesi “

 

Geceme güneş gibisin “nur’larınla” Regaip,

Gir! “Bu gece” gönlüme doğ-açılsana Regaip.

 

Yüce Rabbin mağfireti gecende ve sendedir,

Kur ruhumun mizanını-saçılsana Regaip..

 

Bu fakir-i çile/darın yarası derindedir,

Sar! Dest-ı Kudret Aşkına-sarılsana Regaip..

 

Bolluk-bereket sendedir; Özünde-inindedir,

Sür kalbimin cidarına- karılsana Regaip..

 

Arıyorum “Dost Elini” bilmem hangi can’dadır,

Gör kalbimin ahvalini- sarılsana Regaip..

 

Açtım Hakka ellerimi; Ah! Nefsim ziyandadır,

Dür “ömrümün günahını” gerilsene Regaip..

 

Hasretim bereketinde, figanım lisan’dadır,

Vur! İstersen savletinle;derilsene Regaip..

 

Saklayamam “Yüce Hak’tan” hasretim nihan’dadır,

Kor ateş var  yüreğimde- serilsene Regaip..

(İHB-14-15.Ekim.1999-ADIYAMAN)

İMTİHAN DÜNYASI..

 “Dünya ahretin mezrasıdır; Dünya’da ne ekersen-ahret’te onu biçersin!”

Bu dünya ”insan için” bir imtihan dünyasıdır!

Bunun anlamsal açılımı da şöyledir:

Kainat/evren ve tüm doğa bir okul,her şeyi kendi ilminden yaratan/Yaratıcı(Allah)her bir şeyin sahibi,sevk ve idare edeni,kollayıp/koruyucusu olan Yüce Varlık Ve Onun peygamberi de Öğretmen Ve Eğitmen olarak öğretici/irşat edici yol gösterici,ve tüm yaratılmışları içinde barındırarak-gizemiyle resmeden O’nun(Allah’ın) ezeli ve ebedi kelam-ı kadimi olan(Kuran) ile yaratılan her şey(kainat ve doğa ile,melekler,cinler, insanlar,hayvanlar ve bitkiler)tüm yönleriyle okunması/öğrenilmesi,yaşanılması/ yaşatılması gereken bir kitap ve ona muhatap kılınarak-yaratılan(akıl ve izan sahibi)insan da tüm bunları okuyup/öğrenmek,öğretmek ve gereğini de yapmak durumunda olan (eşref-i mahlukat) yani en şerefli bir yaratıktır..

Yani bu dünya bir imtihan dünyasıdır!

İnsanın bu kadim imtihan serüveni, onun doğumuyla-dünya’ya gözünü açtığında– başlar ve ölümüyle son bulur..

Yani, bu süreç(beşikten mezara kadar)sürecek uzun ve problemli, zor ve yorucu bir süreçtir.

İnsanın ilk imtihanı “süt emmek” eksersizleriyle başlar,oturmak,sürüklenmek ve düşe/kalka ayakta durmak eylemleriyle devam eder,yürümekle son bulur..

İkinci imtihanı “hece ve kelimelere” kulak kabartıp-onu algılamaya ve tekrarlamaya çalışmak, etrafındaki varlıklara “insanlara,hayvanlara ve cisimlere” ilgi duymak ve hareketlerini taklit ederek-öğrenmektir..

Bulunduğu ortamda o güne kadar her yaptığı eylemi(gülümsenerek)hoş karşılanan İnsan, 3-5 yaşına geldiğinde,çevresindeki yakın insanlar tarafından–yapabileceği her eyleminin-de artık hoş karşılanmayacağını fark ederek-ilk hayat dersini-alır..

Bu noktada insanın yapabileceği iki eylem türü vardır;Ya,hiçbir şey olmamış gibi, yine inatla eski alışkanlığını sürdürerek-eylemlerine devam eder,ya da;fark ettiği çevresel tavır,telkin ve hoşnutsuzluğun da etkisiyle “yapabileceği” eylemlerini kontrol etmeye ve onu çevresindeki insanların istediği gibi yapmaya gayret eder,ki-bu da onun-kural ve kaidelerle donanımlı bir toplumda yaşadığının,bu kaide ve kurallara uyması gerektiğinin ve artık bundan böyle başına buyruk olamayacağının- ilk aile ve toplumsal hayat dersi-olur..

Ailesi ile yaşadığı çevreyi fark eden insan hayatının asıl (imtihan) serüveni de ondan sonra başlar!

Zaten; Hepimizin zaman-zaman(Ah! Nerde benim çocukluk günlerim?)dediğimiz günler,aile ve toplumsal hayat gerçeğinin hiçbir şeyini fark etmediğimiz o masum çocuksu ”bilmezlik” anlarımıza rastlamaz mı?

Şüphesiz ki, rastlar ve hem de toz/pembe bir biçimde!

Yani,insan kendisini ve kendisine yüklenen toplumsal sorumluluğunu  kavradıkça,nasıl zor ve çekilmez bir dünya’ya geldiğini de acı bir şekilde fark eder..

Sanırım ki;Aslında (sorumsuzluk ve aylaklıktan başka)pek bir şey de yapmadığımız o çocuksu günleri hasret ve nostaljik bir refleksle yad etmemizin nedeni; temelinde(sorumluluk) yatan, bireysel ve toplumsal gerçeğin bize yüklediği ve yapmakla sorumlu tuttuğu görev yüklerinden kaçıp/kurtulmak kolaylığından başka bir şey de değildir!

Halbuki, insanın asıl sınavı(İMTİHAN DÜNYASI) da insan ve toplumla içe ve birlikte başlar, kendisini,yaratıcısını ve çevresini kavradıkça gelişir,yoğunlaşır ve yaygınlaşır..

Bu da; Bu dünyanın, aslında bir (İMTİHAN DÜNYASI) olduğunu pekiştirerek-gösterir!

 Evet,hem de öyle bir gösterir ki;O ana (3-5 yaşına) kadar aile’de ve çevre’de hoş karşılanılan (saf ve masum) çocuksu mimikler artık eleştirilmeye,serbest ve başına buyruk anlamsız söz ve eylemler bastırılıp/engellenmeye başlanılır..

İnsan denen varlığın(çocuğun) en zor imtihanı da bu zaman dilimine rastlar..

Bu da onu;ya,söylenilenin aksine büsbütün isyankar,ya da;söylenileni(kabul etmese de)içine bastırıp/kabul etmiş gibi-görünerek-onu sinsi bir kulvarın derinliğine atar ve bir ruhsal ikilem iklimine müptela eder..

Bu her iki durum da istenen bir durum değildir..

O halde;

İnsanın imtihan serüvenini(bebekliğinden)başlatmak gerekir,ki-o da öncelikle aileye düşer!

Zaten günümüzde yapılan ya da yapılmak istenen de budur..

Zira,Bebekliğinde; Onun yaptığı her eylemini sevgi ve şefkatle karşılarken,3-5 yaşına geldiği zaman,onu aksine bir tavırla eleştirdiğinizde-ruhsal eylemlerine –de çözüm bulmak zorunda kalırsınız,ki-o da- kolay atlatılacak bir şey değildir..

O zaman; insanı, bebekliğinden başlanarak-bu imtihana-hazırlatmak gerekmez mi? 

Sanırım ki;21.yy. insan’ının yapmak istediği de budur!                 

Yani,eski geleneksel reflekslerden doğduğu gibi;çocuğun her iş ve işlevini hoş görüp/gülmek ve hiçbir şey olmamış gibi-geçiştirmek artık yok,aylaklık içinde dünyayı toz/pembe görüp,her istediğini yapmak özgürlüğüne meydan vermek yok,metruk ve virane sokaklarda her sınıftan akranlarıyla buluşup- oynayıp/oyalanmak yok,yani,artık- çocukluğunu yaşamak-diye bir şey yok ve asla olmayacaktır!

Peki, bu da doğru ve gerçekçi midir?

Evet;Okumak (eğitilmek/öğrenmek ve kavramak) hayatı ve onu vereni anlayıp/insanileşmek, zaten biz bu dünyaya bunun için gönderildik,lakin-insan(duygusal/psikolojik) bir varlıktır-bir makine/robot değil ki,ona her istediğinizi yükleyesiniz!

Bunun cevabını elbette ki “pedagog/eğitimciler” vereceklerdir lakin, bunu genel formatıyla anlamaya hasreden “Benim ve Sizin gibi” sade bir insanların da söyleyebileceği bir çift sözü olmalıdır elbet..

İnsanın şu (İMTİHAN SERÜVENİNE) bir baksanıza!

İnsan denen “eşref-i mahlukat” varlık:

Aile ortamında(0-5 yaşına kadar)Ailesinin telkin,tembih ve tedbir(imtihanıyla)yüzleşiyor ve onunla yontulup/şekilleniyor..

Ana okuluna (5 yaşında)başlayarak-ilk ciddi(çocuksu imtihan) serüveniyle karşılaşıyor..

-Ve mecburi eğitime(6-18 yaşında/4+4+4)başlayarak (İlk/orta ve Lise)eğitimine gençliğini hasrederek(yüzlerce İmtihandan)geçirilerek-test ediliyor..

-Gördüğü bu eğitim yetersiz kaldığından,Üniversite eğitimine başlayabilmek için genellikle de özel(paralı)dershanelere başlayarak birkaç (imtihandan)geçiriliyor..

-Ve birkaç(imtihan)serüveninden sonra da eğer (imtihanlardan) sonra başarılı olmuşsa Üniversite’ye girebiliyor..

-Üniversite hayatı da zor ve yoğun(İmtihanlarla) geçiyor..

-Sonra da memuriyete girmek için KPS/Kamu personeli sınavına(İmtihanına) girmek ve kazanmak zorunda bırakılıyor..

-Bu arada,otomobil kullanmak için ehliyet (imtihanına)da girerek-başarması gerekiyor.

-Sonra evlenmek için eş seçmek(imtihanı)başlıyor..

-Bunun için de toplumsal statü ve prestij ile kariyer,liyakat,davranış ve kabul (imtihanını)da başarıyla geçmesi gerekiyor..

Bitmedi!

-Sahip olduğu bu değer ve birikimi ailesi ve çevresiyle de paylaşmak(imtihanının) kabul görür olması da şarttır.

SON/SÖZ;

Bu dünya bir “İMTİHAN” dünyasıdır!Regaip;Bu/İmtihanı kavramak ve ona ilgi göstermek, yönelmek ve hayatına geçirip/yaşamak üzere rağbet etmektir..

Bundan kaçıp-kurtulmak mümkün değildir..

İstesek de,istemesek de bunu şöyle ya da böyle yaşayıp/geçmek ve sonucuna katlanmak zorundayız! Çünkü,hesap gününün (İMTİHAN’IN)sahibi olan ezeli ve ebedi Yaratıcı güç,yani (ALLAH) diyor ki;

Ben Sizi ve Cinleri beni tanıyıp/bilesiniz(gereğini de yapasınız),diye yarattım!

O halde; 

Bu dünya bir imtihan dünyası olduğuna göre!

O ezeli ve ebedi güç’ü tanımak,bilmek,anlamak ve Ona tabi olmak üzere bizi(İMTİHAN’INA) hazırlanmaktan başka ne yapabiliriz ki?

Çünkü;Gelişimiz Ondan olduğu gibi,Dönüşümüz de Ona olacaktır!

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

SAPMAK,SAPIK VE SAPIKLIK..

YAZ! “Önce akdut,karadut-Urmud’uyla gelir yaz; Sonra sarar bir umut;Çıkar karpuzla kiraz, Başaklar sarardıkça,ūzūmū sarar bir …