KÜÇÜK ŞEYLER/BİZİM ŞEHRİN KİMLİĞİ-KÜLTÜR VE UYGARLIK…

NOT;Bazı yazılır “SAHUR AŞI”gibidir,gerektikçe-ısıtılıp/servis edilirler;Yiyenin boğazında-ekşimsi ve kekre- bir tat bırakacağı-önceden bilinse de..

İşte Bu “yazımız” da onlardan biri..

Kültür-bir toplumun(özel/özgün),uygarlık ise-toplumların(genel/evrensel) yaşam biçimidir; kültür bilinci-yerel/bölgesel yapı ve şehirleri,uygarlık ya da medeniyet bilinciyse-ortak/evrensel yapılarla kentleri imar ve inşa eder…

Şehir;İnsanların,genellikle kendi temel (sağlık,sosyal ve kültürel) ihtiyaçlarını karşılamak üzere (Yerel,Bölgesel ve ülkesel kaynak ve araçlarını kullanarak)özel bir (Özgün ve örgün)kimlik altında arz ve taleplerini buluşturup oluşturdukları çevresel/kültürel bir hayat(sanayi,üretim,ticaret, hizmet ve istihdam)alanıdır.. Kent ise;İnsan,doğa ve dünyaya endeksli,hinderlantında (renk/ahenk evrensel norm,desen ve değerlerle mücehhez)bir üst kültürü(uygarlığı) gerekli ve şart kılarak-barındıran,her türlü çevresel yenileşmeye(dönüşüm ve değişime) açık evrensel(Model ve marka) bir yaşam alanıdır..

Evet..

Şehirleri oluşturan kültürler özel(yerel ve bölgesel rol ve misyon yüklü)bir yaşam biçimi ise, kentleri oluşturan uygarlık/medeniyet(üst kültür) ise (genel/evrensel)bir güç ve iradeden de beslenerek-şekillenen, genel(katılımcı, paylaşımcı ve sürekli değişime açık, vizyon yüklü) bir yaşam biçimidir..

İsterseniz,Şehir ve kent olgusunu (bir örnekle) açıklamaya çalışalım..                                          Mesela, dünya görüşünüzle örtüştüğünü ve şehrinize yakışacağını sandığınız yerel/bölgesel ve tarihi/kültürel bir varlığınızı(Heykel,tablo ya da figürü) belki şehrinizin her hangi bir yerine yerleştirebilirsiniz,ancak(özel/özgün)kültürünüzün anlamlı bir parçası olmakla beraber-onu, (herhangi bir uygarlığın parçası değilse ya da evrensel norm ve değerlerle örtüşmüyorsa, başta kentiniz olmak üzere..) dünyanın her hangi bir kentine yerleştiremezsiniz..

Evet,Ben de (Şehir/şehircilik Ve Kent/kentçilik olgusu üstüne) sürekli yaza/yaza-çize/çize ve anlata/anlata gına getirdiğimin farkındayım.Ancak,güncel ve konumuzla da direkt ilgili olduğu için; Sevgili(Mühendis-Yazar Suat TEKİN ile Eğitimci/Kent Könseyi Başkanı Sinan TEMEL) dost/kardeşlerimin (facebook’taki,Şehir ve Kent Kavramıyla ilgili..) karşılıkla yazışma/atışma tespitini görünce, (Suat’a sevinerek,Sinan’a da üzülerek)yeniden-masaya yatırıp/irdelemek-geriğini duydum..Bu kardeşlerimin yazdıklarını(isteyenler Facebook’tan baksın diye ..)buraya almak gereğini duymuyorum,çünkü; (birinin hak ettiği bir övgü ve taltiften,ötekisinin üzülebileceği tektir ve tembihi devşirmek) benim tavır ve tarzım değildir..                                   Sadece, Suat(TEKİN) kardeşimi(beni yanıltmadığı için) kalben tebrik ederken,Sinan(TEMEL) kardeşime de, taşıdığı (eğitimci) kimliği ve giydiği (Kent Konseyi)gömleğiyle kendisini ve konumuyla beraber(Şehir Ve Kent Olgusunu..) yeniden gözden geçirmeyi öneriyorum.

Evet,geriden alıp-devam edelim..

İnsanların temel(sağlık/sosyal ve eğitsel/kültürel gibi..)ihtiyaçlarını üretip/karşılamak adına oluşturdukları Şehirlerin de,tıpkı insanlar gibi (varlıklarını tarif , tefrik ve temsil eden) birer özel “kimlikleri” vardır..

Bir Şehrin kimliğini; O şehrin adıyla da bütünleşerek-ona, kuruluşuyla beraber değer ve büyük anlamlar katan(Tarihi ve turistik kültürel mirası ile yer altı ve yerüstü zenginliği)oluşturur..

O halde..

Bir şehrin kimliğini;Geçmişte(O şehrin hinderlantında)yaşamış olan çeşitli kültürlere mensup İnsanlar tarafından oluşturularak miras bırakılan (tarihi/arkeolojik) kalıtsal doku ile bölgesel hinderlantının sahip olduğu doğal zenginliği(yer altı ve yer üstü kaynakları) ve yerleşik halkın genel hayat biçimi(Kültürel/folklorik-sanatsal ve sınai,ticari hayat alanı)belirler..

Bunları da;

Tarih öncesi çağlardan kalan sanat ve arkeolojik değeri yüksek(Ören yerleri,Kaya mezarları, Heykeller,Yazıtlar/Resimler-Süslemeler,Kaleler/Kasırlar,Bentler ve Su kanalları gibi.)yaşam alanlarıyla kalıt/eserler,

Tarihi ve turistik/kültürel değer ve anlamı olan (Saraylar/Hanlar-Hamamlar,Kervansaraylar, Çeşmeler,Yollar, Köprüler,Sarnıçlar ve Camiler,Kiliseler,Havralar gibi..)konaklama ve ibadet yer ve alanları,

Halen yaşamakta olan insan unsurunun yaptığı,yapmakta olduğu ve tasarlayıp-yapabileceği kültür ve sanat değeri olan ( her türlü mimari yapılar ile resim,heykel,müziki,şiir ve edebiyat alanı vb.gibi..) norm ve desenler teşkil ederler..

Şüphesiz ki; Bizim şehir de(Adıyaman),kimliğine değer ve anlam katan ve birçok şehrin sahip olmadığı/olamayacağı çok zengin bir “tarihi/kültürel mirasa ile yer altı kaynağına” varlığa sahip bir şehir olarak “özgün kimliğini” oluşturmak durumundadır…                            Ancak,Adıyaman’ın; Sahip olduğu bu köklü ve zengin değerin ne kadar farkında olduğu da tartışmalıdır..

Çünkü,bir değeri fark etmenin yolu;Onu (önemseyip/fayda ve katma değer yaratmak üzere) fark edip/tanımaktan,kollayıp/korumaktan ve tanıtıp/pazarlamaktan geçer…

Peki Adıyaman ne yapıyor?

Adıyaman;Turizme açılmak (Bu alanda ben de varım diyebilmek)  adına,Sayın Valilerimizin öncülüğünde habire “Pirin Kaya Mezarlarında” kazma/kürek sallayıp/duruyor,ancak-bu iş sürdükçe sürüyor ve bir türlü de bitmek bitmiyor…Bence İyi ki de bitmiyor,çünkü; Bu haliyle kaldıkça,gelip te (Pirin köyünün/mahallesinin halini görenler..)hemen geri döner ve değil Pirin/PERRE’ye,Adıyaman’a bile bir daha asla uğramazlar..

Sanıyorum,Adıyaman’ın (YENİ)kimliğini oluşturmak gayretinde olanlar (Pirin) mahallesini de unutmazlar..

Bizim şehrin en önemli (tarihi/kültürel) alt/kimliklerinden olan “Nemrut Ve Havzası” ,son günlerde (Adıyaman Valisi Sayın Mahmut DEMİRTAŞ tarafından) yeniden gündeme taşınan “Nemrut Kral Yolu” proje etüt ve yapım çalışmalarını saymazsak,kendi kaderine terkedilmiş sayılır…

Evet..

Nemrut ve Havzasını; Bir taraftan kollayıp/koruyarak,çevresel alanını-doğal yapısına sadık kalarak- düzenleyip güzelleştirerek,ulaşımını sağlayarak-İmar ve İnşa-edeceksiniz,lakin-diğer taraftan da (Onu) yoğun bir şekilde tanıtacaksınız ki-Bizim Şehrin kimliğine-verebileceği renk ve desenler de,kendisi gibi değerli ve anlamlı olsun..

Zira,Bir şehir ancak; kendi özgün ve örgün kimliğini oluşturabilecek alt/yanal mütemmim kimliklerinin varlıksal değeriyle değer kazanarak-anlamlaşır ve onların renk ve desenleriyle de parlayarak-insanı ve çevresini aydınlatabilir..

Bizim şehrin kimliğini; Adıyaman’da bulunmakla beraber,Nemrut havzası gibi(Bir Marka ve Model olacak biçimde) çevresini ısıtıp/aydınlatabilecek çok fazla ve etkili -Tarihi/Turistik ve kültürel-alanlarıyla bunlara katkı yapabilecek “dinlenme/konaklanma,eğlence, üretim ile sanayi ve ticaret ) İşletmeleri henüz yeterince yoktur,olanları da kendilerini çağın gereklerine göre dönüştürüp-geliştirememişler..                                                                                                      Şüphesiz ki bunda; Özel Sektör İşletmelerinin ,konuya sadece (ticari/rant) kazanç amaçlı olarak eğilmeleri,idari ve kuruluşsal gelişememişlikleri,kendilerini sürekli yenileyememeleri ya da genel ihmalinin yanında,devletin genel İdari/kurumsal tedbir,teşvik ve denetim eksikliği de rol oynamıştır..                                                                                                                                          Böyle olunca da; Şehirlerin kimliğini oluşturacak olan esas“model ve marka” olgusal değerler de yeterince tanınamamakta,korunamamakta ve değerlendirilemeyerek-kendi kaderine terk edilmektedir..

Sırası gelmişken; geçmişten bu güne ve bu günden de geleceğe doğru uzanıp-giden fikirsel ve yapısal bir süreçten de geçerek-Şehirlerin asıl kimliğini oluşturan olgulara-bakıp,irdelemekte yarar görüyorum,çünkü; bu her an değişime de açık süreci bilmeden “Şehirlerin Kimliğini” bulmak ve tanımlamak da mümkün değil..

Bu değişken olgusal alt/yanal kimlikler şunlardır:

1-Geçmişin genel kültürel varlıklarından süzülüp gelerek-günümüze yansıyıp-Şehrin kimliğine de anlam katan beldenin geçmiş(yaşanmış/Tarihi)kimliği,

2-Beldede, halen planlanıp,uygulanarak-hayata geçirilip-Şehrin kimliğine-de değer katan her türlü yapı,tesis ve hizmet alanını kapsayan(mevcut/misyon)kimliği,

3-Beldenin mevcut kimliğine değer katarak-onu medeni alemle(Çağdaş/muasır medeniyet) de buluşturmak üzere planlan müstakbel(Vizyon)kimliği..

Evet..

Bir şehrin kimliği;Birbiriyle buluşup/örtüşen(3)tamamlayıcı dönemsel kimliğin toplamından oluşur..

Şimdi bu(3)kimliğin olgusal yönüne ile özelliklerine bakalım:

1-Tarihi/kültürel kimlik; Bu kimlik bilineniyle(mevcut bulunan varlığıyla) atıl ve değişmezdir, ancak-sonradan bulunabilenleriye de aktif ve değişime(değrer artışına)gebedir.. Buna bir örnek verirsek,şunu diyebiliriz; Mevcut bilinen haliyle “Nemrut Havzasının” değeri bellidir, ancak ileride bulunacak yeni bir bulgu,onun değrini artırabilir.. Bu  da, Adıyaman şehrinin kimliğine yeni bir anlam ve değerin katılması demektir.

2-Misyon Kimlik; Bir şehrin misyon kimliği,genellikle o şehrin kabul görmüş belli norm ve değerler ışığına müstakbel (30-40 yılının) nasıl şekillenmesi gerektiğini öngören nazım ve uygulama“Şehir İmar Planları” planları olmak durumundadır..

3-Müstakbel/Vizyon Kimlik; Uzun vadede,her yerleşim biriminin planlanıp/hedeflenen mutlak bir (Vizyon) kimliği vardır ve olmalıdır.. Bu kimlik;O Yerleşim birimini, insanı,çevresi ve mevcut kültürel(misyon) kimliğiyle beraber evrensel norm ve değerlerle buluşturmak ve  onu –dönüştürüp/değiştirerek-muasır/çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmayı planlayıp hedefleyen,sürekli “değişim ve yenileşmeye açık/Üst kültürel” bir kimliktir..

Evet-ama..Şimdi, Adıyaman Belediye Başkanı (ŞEHR-EMİNİMİZ/Sevgili F.Hüsrev KUTLU) kardeşim de, henüz “Bizim Şehrin misyon kimliğini” bile oluşturamadan “Vizyon kimliğini” aramanın derdine düşmüş..                                                                                                                       Düşsün düşsün de,ancak-bunun “Kemal Derviş’lerle” olamayacağını da bilecek kadae zekidir ve bilmek durumundadır..

-Emmimoğlu Necip (BÜYÜKASLAN) Bey;Kendisine biçtiği/biçilen bir amaçla(rol ve misyonla) Belediye başkanlığı görevine seçildi/getirildi..

Sanıyorum Sevgili Hüsrev(KUTLU) kardeşim de;Onun yaptıklarını yapmamak/gündemden kaldırmak ile yapmadıklarını/yapamadıklarını da gündemine alarak-hayata geçirmek üzere yüklendiği bir kararlılıkla”Rol Ve misyonla” Başkanlığa aday oldu ve bu rol ve misyonla kabul görerek-seçildi..

Hüsrev kardeşim; Eğer bir “Vizyon Refleks” ortaya koyacaksa,öncelik ve ivedilikle yüklenmiş olduğu o “rol ve misyonun” gereğini yapmalıdır ki,(Vizyon Kimlik)arayışının samimiyetine de bizi inandırmış olsun..                                                                                                                        Ancak,dedik ya; Bu iş öylesine “Sapla/samanı ayıramayacak olan-Kemal DERVİŞ’LERLE” falan olmaz/olamaz..

SON/SÖZ;

Biz, aşağıdaki dizeleri sadece-Emmimoğlu Necip Bey-için mi yazdık-sanıyorsunuz!                 Hani yazdıklarımızı okuyordunuz;Okumak,anlamak ve gereğini yapmak değil midir???

Reis Bey..

Bir kıl kadar arayla durur şeref ve ilzam

Makamının üstünde; bunu bil ve ALDANMA!

EMANET  EL’DE değil,.EHLİ’NDE bulur nizam;

Ara da EHLİ’Nİ bul. Daha fazla BUDANMA..

Gece-gün’e gebedir, günü kucaklar akşam,

Geç gelir, çabuk geçer; PARLAK GÜNEŞ’E kanma!

Kör baltaya baş eğer en sağlam meşe ve çam,

Lakin MEYVELİ AĞAÇ yetişir her akşama..

Asarı’nda görünür rütbesiyle HER ADAM;

“Laf-u güzaf devşiren zom kafaya abanma! “

Her sözüm doğru olup-Sana verse de ilham;

Mizanında tartmadan, bana dahi inanma..(İHB/Şiir Pazarı-Reis BEY Şiirinden..)

Yani..

“Tayyip ERDOĞAN’LARIN olduğu yerde Abdullah GÜL’LERE ihtiyaç yoktur!”

Sevgilerimle..

Bu Haberi Gördünmü!

KÜÇÜK ŞEYLER?

“Küçük şeyler büyük şeylere gebedir, ki-Kula; Bazen ala, bazen bela doğurur!” KIYAM/ET! Çalkalandı arş-u ferş,şerha-şerha …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir